Yaklaşık 50
dakikalık bir yolculuk sonrası Şile’ye vardık. Babam, annem ve beni merkezde
indirip kendi işine gitti. Biz de böylece Şile Çarşısı’nda dolaşmaya başladık.
Çarşı son derece temizdi. Restorosyondan geçmiş bazı ahşap evler çarşının
havasını değiştiriyordu.
Çarşı içinde
gezerken en çok gözümüze çarpan tabi ki Şile bezi kıyafetler oldu. Çeşit çeşit
elbiseler, etekler, gömlekler, bluzlar vitrinleri süslüyordu. Bazı elbiseleri
çok beğendim ancak denemeye üşendim ve bir daha ki gelişime kalsın dedim. Artık
bir daha ne zaman geleceksem J
Çarşıdaki gezimizi
tamamladıktan sonra meşhur Şile Feneri’ni görmeye gittik. Bir kaç kişiye yol
sorduktan sonra feneri bulduk. Şile’nin sembolü haline gelen bu fener yaklaşık 150
senelik bir geçmişe sahip.
Fenerin alt
katını küçük bir müze haline getirmişler. Burada eski fenerler, dümenler..vs
sergileniyor. Üst katlarına ise çıkmak yasak.
Fenerden
gözüken manzara da oldukça göz alıcıydı.
Fenerdeki
gezimizi bitirdikten sonra sahile doğru yürümeye başladık. Gezinin devamı da
artık bir sonraki yazıya...