2 Nisan 2021 Cuma

Mart Ayından Geriye Kalanlar…

Mart ayı benim için marteniçka ile başladı. Bulgaristan göçmenlerinin kırmızı beyaz ipi bileğe bağlayıp sonra havada görülen ilk leylek ile ipi çiçek açmış bir ağaç dalına emanet etme geleneğini yine yerine getirdim. Ancak eski köye yeni adet getirerek kırmızı beyaz değil mavi beyaz ip bağladım.

Günlük yoğun çalışma tempoma dev sandviçler hazırlayarak başladım. Ay boyunca süren o yoğun tempoya karşılık kendimi böyle sandviçlerle ödüllendirmeyi hak ettim bence 😊
Bazen de sütlü kahve (bu aralar favorim), kek ikilisi sabahlarımı keyiflendirdi.
Çalışma aralarında da boş durmayıp nerede bol kalorili bir içecek varsa onu afiyetle götürdüm. Evet doğru tahmin ettiniz, şu aralar baskülün üzerine çıkmaktan itinayla kaçıyorum.
Sonra havaların güzelleşmesi ile yeniden ailece yürüyüşe başladık.
Hem uzun uzun yürüdük hem de çiçek açmış ağaçların keyfini sürdük. Ancak bu sevdamız yeniden sokağa çıkma yasağının gelmesi ile kısa sürdü. Özetle geç bulduk erken kaybettik :)
Evde kalma olayına tekrar geçince ise battaniye film seanslarım yeniden başladı.
Veee dolunay…Ritüelsiz olur mu? Mumlar yakıldı, palo santolar tüttürüldü ve bir dolunay daha uğurlandı.
O zaman hoş geldin Nisan diyelim…

29 Mart 2021 Pazartesi

Biten Kitaplar…

Eveeet bugün de biraz okuduğum son kitaplardan bahsedelim.

İlki Sakin…Sevgili Gülşahcığımın (http://gulsahtoptas.blogspot.com/) hediyesi olan bu kitap bu yıl okuduğum ilk eser oldu. Okurken sizi sakinleştiren hayatınızın hızını gözden geçirmenizi sağlayan güzel bir kitap. Buradan bir kez daha Gülşahcığıma teşekkür ediyorum.

İkinci okuduğum kitap ise Defne Suman’ın Mavi Orman oldu. Daha önce yazarın iki kitabını daha okumuş ve beğenmiştim. Ancak bu kitap maalesef beklentimi karşılamadı. Yazarın, günlüklerinden yola çıkarak kaleme aldığı Mavi Orman elimde çok süründü.
Bangır Bangır Ferdi Çalıyor Evde…Mahir Ünsal Eriş’e ait bir öykü kitabı. Normalde öykü kitabı okumayı sevmem ama bu kitaba konu olan öyküler 80’li yıllarda geçiyor. Yani benim çocukluk dönemime denk geliyor. Dolayısıyla öyküleri o yıllara özlemle bir çırpıda okudum.
İngiliz Posta Arabası… Deneme türünde yazılmış olan bu kitap beni inanılmaz derecede zorladı. Kitapla ilgili çok fazla yazacak bir şeyim yok maalesef.
Ve son olarak da bir dünya klasiği paylaşmak istiyorum. John Steinbeck’e ait Fareler ve İnsanlar. Usta yazarın yıllar önce okuduğum romanını yeniden okumak çok keyifliydi. Hala okumayan varsa kesinlikle tavsiye ederim.
Okuyarak kalın…

22 Mart 2021 Pazartesi

Fırından Yeni Çıkanlar

İşlerin yoğunluğundan ötürü şu sıralar mutfağa çok sık giremesem de yine de tamamen kopmuş sayılmam. Son yaptıklarımı burada da paylaşmak istiyorum.

Üç renkli börek… Ispanak, patates ve havuçtan oluşan rengarenk bir börek. Yapması biraz zahmetli olsa da tadı nefis.

Açma mı poğaça mı? Tarafınızı seçin! Ben poğaçacıyım. Ancak bizim evde annem açmacı. O yüzden aşağıdaki açmaları onun için hazırladım. Zeytinli, yumuşacık açmalar birkaç sabah kahvaltımızı şenlendirdi.
Ay her şeyi yapıyorum onu da yaparım diyerek bir özgüvenle mantı olayına girdim. Günün sonunda özgüvenimin tamamını yitirmiştim 😊 1 cm genişliğinde keserek başladığım mantı yapımını 5 cm genişliğinde keserek bitirdim. O bitiriş o bitiriş. Bi daha kolay kolay mantı yapmam sanırım. O her hafta mantı yapan büyüklerimin önünde saygı ile eğiliyor hazır mantının yolunu tutuyorum.
Kızılkayaları özleyenler burada mı? Çok özledim Hem Taksim’i hem de Kızılkayalar’ı özledim ama biraz daha sabır. O meşhur ıslak hamburgeri evde denedim. Tamam oradaki kadar güzel olmadı ama yine de fena değildi.
Bol kalorili bir brownie bırakıyorum buraya.
Veee son olarak elmalı, tarçınlı cevizli ıslak kekimi paylaşmak istiyorum. Son bir senedir yaptığım en başarılı tarifti. Dışarda lapa lapa kar yağarken evi saran tarçın ve vanilya kokusundan ise hiç bahsetmiyorum.
Ağız tadınızın bozulmadığı güzel bir hafta diliyorum…

11 Mart 2021 Perşembe

Filmler…

Son zamanlarda birbirinden güzel üç film seyrettim. Hepsini sırasıyla paylaşmak istiyorum.

İlki Cep Herkülü : Naim Süleymanoğlu… Ünlü halterci Naim Süleymanoğlu’nun hayatını anlatan filmden aslında çok bişi beklemiyordum. Sonuçta konusu bilindik bir hikayeydi. Ancak film ilk dakikadan son dakikaya kadar kendini heyecanla seyrettirdi. Oyunculuklar harikaydı. Filmin her karesi heyecan ve duygu yüklüydü. Filmi seyredecekler şimdiden mendilleri hazırlasın.

İkinci seyrettiğim film Downtown Abbey oldu… Aslında film yıllarca süren bir tv dizisinin filmi. İngiltere’de soylu bir ailenin kraliçeyi evinde ağırlamasını ve akabinde yaşanan olayları anlatıyor. Yer yer komik yer yer de dram olan filmi beğendim. Dizisini hiç seyretmemiş olmama rağmen filmi seyrederken hiç yabancılık çekmedim.
Edebiyat ve Patates Kabuklu Turta Derneği filmi ise tavsiye üzerine seyrettiğim bir filmdi. İkinci dünya savaşında nazi işgali altındaki bir İngiliz kasabasında yaşanan olayları anlatıyor. Filmde oyunculuklar güzel, görüntüler etkileyici yalnızca zaman zaman durağanlıklar var. Bunlara takılmam derseniz bu filmi de tavsiye ederim.
İyi seyirler…

9 Mart 2021 Salı

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 3: İş, Örgü,Yoga ve Boza

Doğum günüydü, kardı derken Şubat ayı da bitti gitti. Ay boyunca oldukça yoğun çalıştığımı söyleyebilirim. Zaten evden çalışmaya başladığımızdan beri mesai saati sabah başlıyor ama akşam 17:00’de bitmiyor:) Tabi ki evin güvenli ortamında çalıştığımız için buna da şükür diyoruz.

Artık yeni bir hobim var ; örgü örmek :) Youtube’daki videoları seyrederek kendi çapımda örmeye başladım. Henüz çok acemi bir örgücü olduğum için yalnızca bere örebiliyorum. 4-5 tane bere ördüm. Annem yakında pazarda ördüklerini satışa çıkaracaksın galiba diye dalga geçiyor benimle 😊
Bu arada yogaya da devam ediyorum. Kabul bazen çok üşenip kaytarıyorum. Ancak zaman ayırdığım her seans sonrası iyi ki bugün yoga yaptım diye içimden geçiyor ve çok iyi hissediyorum.
Bunların haricinde Şubat ayında bol bol boza tükettim. Malum bozanın seveni de çok sevmeyeni de. Ben sevenlerdenim. Şöyle leblebili, tarçınlı boza sevenler burada mı?

4 Mart 2021 Perşembe

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 2 : Karlı Günler

3 senedir hasret kaldığımız kar sonunda İstanbul’a düştü. Pazar sabahı uyandığım zaman beyaz örtüyle kaplanmış yollardan, çatılardan, ağaçlardan uzun süre gözlerimi alamadım. Gönül isterdi ki karın keyfini Beyoğlu’nda, Pierre Loti’de ya da Süleymaniye’de çıkaralım ama bu sene olmadı. Karlı havanın keyfini evde sürdük.

Pazar günü için temizlik, derleme toplama gibi planlar yapmıştım ama kar yağışını görünce tüm planları askıya alarak salebimi hazırladım ve kitabıma gömüldüm.

Pazartesi günü de kar hızını arttırarak devam ettik. Sabahın ilk saatlerini yine buz gibi havada salep içerek karşıladım.
Akabinde hızımı alamadım ve tazecik ekmekler yaptım. Annem de köfteleri yaptı mı oldu bize karlı havada köfte ekmek partisi. Böyle ufak tefek atraksiyonlar bile bu zor günlerde insanı mutlu ediyor.
Akşam üstüne doğru ise tekrar kahve molası…
Böylece 3 günlüğüne de olsa kara doymuş olduk. O zaman hadi bahar seni bekliyoruz. 

26 Şubat 2021 Cuma

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 1: İyi ki Doğdum:)

Severim bu kara kışın hüküm sürdüğü ayı. Belki kış aşığı olduğum için belki de doğduğum için orasını bilmem 😊 2 Şubat günü bir yaş daha büyüdüm ben. Pek bi sakin geçen eski yaşımı geride bırakarak yeni yaşıma adım attım.

Sabahın ilk saatlerinden gece yarısına kadar telefonum hiç susmadı. Arkadaşlarım, dostlarım kocaman bir iyiki doğdun dediler bana. Neredeyse bir senedir kimselerle görüşmüyorum. Hep derler ya “gözden ırak olan gönülden de ırak” olur. Ben gözden ırak olmuşum ama gönüllerden çıkmamışım. Günün sonunda bunu düşününce gözlerim dolu dolu başımı yastığa koydum.

Akabindeki hafta sonu da aile arasında küçük bir kutlama yaptık. Bu sene pek dışarı çıkamadığımız için sofraya biraz daha özendik. İlk defa kendi doğum günü pastamı hazılrladım ve dileklerle üfledim.
Hoş geldin yeni yaşım… Beraber güzel zaman geçirelim e mi?