Belgrad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Belgrad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2013 Salı

Tuna Nehri Akmam Diyor

Geçen hafta;  telefon, televizyon, internet gibi bir çok teknolojik ürünle bağlantım kesildi. Ailece sekiz günlük Balkan turuna çıktık. Eski adı Yugoslavya olan şimdi ise bir çok ülkeye bölünmüş durumdaki toprakları gezdik. Turumuz tam 6 ülke ve bir sürü şehir içeriyordu. Gezimiz güzel geçti ancak oldukça yorucu olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Gezide ilk durağımız Sırbistan’ın başkenti Belgrad oldu. Uçağımız hareket etmeden evvel aylardan mayıs acaba yağmurlu bir hava mı bizi karşılar diye içimde bir kuşku vardı. Ancak öğle saatlerinde vardığımız Belgrad’ da güneş iyice yüzünü gösteriyordu. Rehberimizle tanışıp otobüse yerleşme faslından sonra turumuz başladı.
İlk durağımız Tito müzesi oldu. Eski Yugoslavya’nın kurucusu Tito’nun ismi ile anılan müzenin sadece bahçesinde dolaşabildik. Paskalya nedeni ile müze kapalıydı.


İkinci olarak ise Aziz Sava Kilisesi’ne gittik. Aziz Sava Kilisesi 1500’ li yıllarda inşa edilmiş ve Sırbistan’da önemli bir kişilik olan Aziz Sava’ya ithaf edilmiş. Kilise, İstanbul’da bulunan Ayasofya Kilisesi’ne benziyordu.


Ardından Belgrad’da kalan tek Osmanlı Camisi olan Bayraklı Camii’ye gittik. Tüm Osmanlı Camileri tahrip edilmiş ya da ibadete kapatılmış. Bayraklı Cami ise ibadete açık tek cami.

Daha sonra Belgrad’ın en önemli meydanı olan Kale Meydan’ a doğru yol aldık. Kale meydan, Belgrad Kalesini içinde barındıran ve Tuna Nehri’ne bakan önemli bir yerleşim yeri. Meydan girişinde çok güzel bir parkın içinden geçtik. Her taraf yemyeşildi ve börtü böcek sesleri etrafı sarıyordu. Buradaki çeşmeden su içmek için mola verdik. İstanbul’da sokaklarda, parklarda çeşmelerden su içememiz büyük şansızlık. Begrad’da bütün çeşmelerden su içilebiliyor.
 
Sonunda kaleye vardık. Kalenin 4 tane kapısı bulunmakta. Leopoldov Kapı, Zindan Kapı, İstanbul Kapı, Saat Kapı.



Kaleden manzara oldukça güzel. Tuna Nehiri ve Sava Nehirlerinin birleştiği nokta gözlemlenebiliyor.

 
Tuna nehrini görmek akıllara aşağıdaki dizeyi getiriyor.
Tuna nehri akmam diyor
Kenarımı yıkmam diyor...

Yalnız daha evvel Budapaşte seyahatimde de Tuna nehrini gördüğüm için ister istemez kıyaslama yaptım. Tuna nehri Budapeşte ‘de daha coşkulu akıyor ve manzara daha büyüleyici gözüküyor.

Kalenin çıkışında ise Damat Ali Paşa Türbesi’ni gördük. 3 sene Osmanlı Devleti’nde sadrazamlık yapmış Damat Ali Paşa burada şehit düşünce türbesi de buraya yapılmış.
 
Kale’den ayrıldıktan sonra Belgrad’ın meşhur caddesi Knez Mihailova’ya doğru yürümeye başladık. Burada hediyelik eşyalar satan çeşitli tezgahlar bulunmakta. Ben de burada bir mola verip yöreye özgü el işi çarıklardan ve magnetler aldım.


1-2 saat Knez Mihailova caddesinde dolaştıktan sonra otele yerleşme üzere otobüse geri döndük. Dönüş yolunda ise Mihailova Obrenovic heykeli bulunmakta. Sırp prensine ait olan bu heykelde, prens eliyle İstanbul’u işaret ediyor. Bu da bi gün bu topraklarda yer alan tüm Türkler İstanbul’a gönderilecek manasındaymış.