brunch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
brunch etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mart 2017 Salı

Bir Pazar Günü ve Çengelköy

Yine İstanbul’un çok soğuk olduğu bir gün yani geçtiğimiz Pazar günü Yaseminella ile Çengelköy’de güzel bir gün geçirdik. Ben vapuru, o Marmaray’ı tercih edince buluşma noktamız Üsküdar oldu. Sonrasında da ver elini Çengelköy…

İlk durağımız Çengelköy Börekçisi idi. Börekçi bu semtin meşhur börekçisiymiş. Aç olduğumuz için ilk önce bütün börek çeşitlerinden almak istediysek de kendimizi frenleyerek peynirli,patatesli ve cevizlide karar kıldık.
Böreklerimizi aldıktan sonra hemen yan tarafta yer alan Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesi’ne geçtik. Buraya dışarıdan yiyecek getirerek orada sadece içecek siparişi verilebiliyor. Bir çok insan bizim gibi börek alıp gelmişti.

Çay bahçesine ismini veren tahmini 900 yaşındaki çınar…
Hava soğuk olduğu için biz içeride kahvaltı yapmayı tercih ettik. Eğer dışarda kahvaltı yapsaydık manzaramız şekilde görüldüğü gibi olacaktı J Kahvaltı sonrası açık havada biraz oyalanıp fotoğraf çekerek manzaranın keyfini sürdük.
Sonrasında Çengelköy’ün ahşap evlerinin sıralandığı sokaklarda kaybolduk.
Bu sokak da Süper Baba dizisinin çekildiği sokaklardan biriymiş.
Çengelköy’e kadar gelip Çengölköy bademinin fotoğrafını çekmeden ayrılmak olmazdı. Gerçi Çengelköy’de hiç salatalık tarlası görmedik ama neyse…
Pazar gününden anlatacaklarım bu kadar demek isterdim ama bu kadar değil. Geri kalanlar da bir daha ki yazıya J

2 Mart 2017 Perşembe

Kadıköy’de Bir Gün

Geçtiğimiz hafta Gülşah ile Kadıköy’de buluştuk. Gülşah da bir blogger. Hatta o benden çok daha eski ve tecrübeli bir blogger. Çok okuyan, çok seyreden biri ve harika bir anne. Blogunu takip etmek isterseniz https://gulsahtoptas.blogspot.com.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Buluşmadan evvel beraber kahvaltı yapacağımızı kararlaştırmıştık ancak nerede yapacağımıza karar vermemiştik. İstikametimiz kahvaltıcıların yoğun bulunduğu Sanatçılar Sokağı oldu. Burada ilk gördüğümüz cafeye – Kibrit Kutusu- girdik. Kibrit Kutusu eski bir ahşap konak içinde hizmet veren küçücük bir cafe. Adının kibrit kutusu olması da sahip olduğu geniş kibrit kutusu koleksiyonundan kaynaklanıyor.
Koleksiyon yapmak ne güzel di mi? Benim de gözüm gibi baktığım bir kartpostal koleksiyonum oluştu son 4 sene içinde. Neyse konumuza dönecek olursak kahvaltı siparişimizi verdik ve sohbete başladık.
Asıl amacımız sohbet olduğu için kahvaltının çok da önemi yoktu. Buna rağmen harika bir kahvaltı ile karşılaştık. Özellikle ege otları ile pişirilmiş yumurta harikaydı.
Sonrasında beraber Bahariye’de dolaştık ve Şekerci Cafer Erol’da kahve molası verdik. Kadıköy’e geldikçe buranın önünden hep geçerdim ama üst katının cafe olarak hizmet verdiğini bilmiyordum. Orada oturup kahve içmek güzeldi.
Camdan gözüken Kadıköy görüntüsü de çok hoştu.
Kısacası beraber güzel bir gün geçirdik. Bir daha ki buluşmamız muhtemelen bizim bu tarafta olacak. Bu sefer rehber ben olacağım J

26 Mayıs 2015 Salı

"Sahi İstanbul" Sahiden Güzel Mekan

Püfür püfür esen bir teras düşünün. Terasın bir tarafında tarihi Tophane binası, bir tarafında Mimar Sinan’ın eseri Kılıç Ali Paşa Cami ve bir tarafında da eşsiz boğaz manzarası. İşte böyle bir terasa Sahi İstanbul mekanı ev sahipliği yapıyor.

Sahi İstanbul, alt katı hediyelik eşya dükkanı olan terasında ise kahvaltı ve yemek servisi veren bir mekan. Instagramda dolaşırken tesadüfen denk geldim mekana. Geçtiğimiz 19 Mayıs tatilinde de kahvaltı için gittim. Püfür püfür esen terasında sırtımı boğaza dönüp Tophane’yi ve diğer tarihi eserleri seyrederken yaptığım kahvaltıdan inanılmaz keyif aldım. Sanırım buraya daha çok yolum düşecek :)
Mağazada neler var diye bakacak olursak:
İşlemeli peştameller ve şallar...
Oda kokuları...
Ahşap, cumbalı eski İstanbul evleri minyatürleri...
Özel ambalajlı çikolata ve gofretler :)
Baharatlar...
Sahi İstanbul’un mağaza kısmını gezdikten sonra vazgeçemediğim semt Eminönü’ne doğru yürüyüşe başladım. Eminönü’nde her zaman keşfedilecek bir şeyler var. Yeni keşifler bir daha ki yazıya...

13 Mayıs 2015 Çarşamba

Hidiv Kasrı

Aslında bu yazıyı çok önceden yazacaktım ama fırsat bulamadığımdan bugüne kaldı. Geçtiğimiz hafta sonu değil önceki hafta sonu kahvaltı için ailece Hidiv Kasrına gittik. Bu benim Hidiv Kasrına ilk gidişim oldu.

Kasır küçük bir koru içinde yer alıyor.  Koruya girdiğimiz anda burnumuza çarpan koku çok hoştu. Gece bolca yağmur yağdığı için toprak iyice ıslanmış ve etrafa yayılan toprak kokusu bilumum çiçek kokuları ile birleşmişti. Ayrıca her yer çok temiz ve sakindi.
Kasır, yaklaşık 100 sene önce Mısır’ın son hidivi Abbas Hilmi Paşa tarafından bir İtalyan mimara yaptırılmış. Görüntü itibari ile saray yavrusu dersek yanlış olmaz.
İç mekan da dış mekan gibi özenle yapılmış ve dekore edilmiş. Tavan süslemeleri, mermer sütünlar ve çeşmeler göz alıcı.
Kahvaltıda sunulan yiyecekler de fena değildi. Burayı şu an Beltur işletiyor. Dolayısıyla Yıldız Korusu, Emirgan Korusu içinde yer alan köşklerde sunulan kahvaltının hemen hemen aynısı.

21 Nisan 2015 Salı

Süt-Yumurta-Reçel ve Sanatkarlar Sokağı

Geçtiğimiz Cumartesi günü güneşli ama serin bir hava vardı İstanbul’da. Sabah uyandığım zaman önceden planladığım gibi Beşiktaş vapur iskelesine doğru yola koyuldum. Amacım Kadıköy’e geçmek ve şöyle eni konu bir Kadıköy gezisi yapmaktı. Henüz kahvaltı etmediğim için iskelede satılan çıtır çıtır simitler gözüme pek iştah açıcı gözüktü. Kahvaltı olayını da vapurda hallettim mi geriye sadece gezmek kalıyordu. Simitimi alarak vapura bindim. Ancak aldığım simit benim değil martıların kısmetiymiş J
Vapurdan indiğimde hala kahvaltı yapmamış olduğumdan kahvaltı edecek bir mekan arayışına girdim. O anda aklıma daha evvelden duyduğum Süt Yumurta Reçel geldi. Bir kaç kişiye sorarak Bahariye’deki Süt Yumurta Reçel Cafe’yi buldum. Burası, Bahariye’de Sanatkarlar Sokağı’nda yer alan, kahvaltı servis eden bir cafe.
Menüsünde Cemal Süreya’nın kahvaltıya ilişkin meşhur sözünü kullanmışlar. “Kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” demiş Cemal Süreya J
 Kahvaltılık ürünler lezzetliydi ve şık bir şekilde sunulmuştu.
Kahvaltımı yaptıktan sonra gezime içinde bulunduğum Sanatkarlar Sokağı’ndan başladım. Sokağın asıl adı Ali Suavi sokak. Hatta girişinde yazar Ali Suavi’nin bir büstü de bulunuyor.
Ancak sokak içinde çeşitli sanat ve zanaat dalları ile uğraşan kişilerin dükkanları olduğu için sokak zamanla Sanatkarlar Sokağı diye anılmaya başlanmış.
Örneğin; sokakta cam sanatına ilişkin örnekleri bulmak mümkün.
Ayrıca keçe, kaligrafi, ebru, yağlı boya gibi sanatlar da başı çekiyor.
Sokakta bir tane de sahaf bulunmakta.

11 Şubat 2015 Çarşamba

Doğatepe ve Brunch

En sevdiğiniz öğün hangisi? Benim favori öğünüm kahvaltıdır. Ancak hafta içi işe yetişme telaşından kahvaltıya çok fazla vakit ayıramıyorum. Çoğu zaman biraz cornflex ve mevsime uygun meyve ile kahvaltıyı geçiştiriyorum. Hafta sonu ise bunun acısını çıkarıyorum tabi ki J Kahvaltıyı çoğu zaman evde yapsam da zaman zaman da muhtelif cafeleri tercih ediyorum. İşte bu cafelerden biri de Doğatepe. Geçen haftalarda ailece Doğatepe’de brunch yaptık ama burada paylaşmaya bir türlü fırsat bulamadım.

Doğatepe, Hisarüstü’nde güzel manzaralı bir restoran. Hem kış günlerinde hem de yaz günlerinde tercih edilebilir. Tabi yaz günlerinde bahçesinde manzaraya karşı oturma şansı daha yüksek olduğundan bu günlerde gitmek daha keyifli.
 

10 Ocak 2013 Perşembe

Bir Pazar Kahvaltısı

2012 yılının son Pazar gününde kuzenimle dışarda kahvaltı edelim dedik. Soğuk ve rüzgarlı Pazar sabahı atkılarımızı, berelerimizi taktık ve Taksim’ e doğru yola çıktık. Amacımız Cihangir’de bulunan 5.Kat’da kahvaltı ziyafeti yapmaktı. Daha evvel gittiğim 5.Kat’ın hem manzarası hem de brunch ı oldukça hoşuma gitmişti. Yurtdışında yaşayan kuzenimin de İstanbul’u buradan seyretmesini istemiştim. Ancak 5.Kat’ a vardığımızda bizi kötü bir sürpriz bekliyordu. Cafenin kapalı terası tadilattaydı ve rezervasyonsuz gittiğimiz için içerde de oturacak doğru düzgün yer kalmamıştı. Canımız sıkkın, karnımız zil çalarak cafeden ayrıldık. Ne yapalım ne edelim derken aklıma  Gezi Pastanesi geldi. Daha evvel ismini duyduğum Gezi Pastanesine hiç gitmemiştim ama kahvaltısının güzel olduğu söyleniyordu. Cihangir’den Taksim’ e doğru tekrar geri yürümeye başladık ve sonunda pastaneye ulaştık. Masamızda yerimizi aldıktan sonra birer kahvaltı tabağı ve ortaya sucuklu yumurta siparişi verdik. Biz kahvaltı tabağını beklerken masaya önce bir sepet geldi. İçinde farklı çeşitlerde sıcacık poğaçalar, simitler, tuzlu kurabiyeler bulunuyordu. Bunları iştahla yerken kahvaltı tabaklarımız ve sucuklu yumurta da masaya eklendi. Hem kahvaltı tabağının içeriği hem de sucuklu yumurtanın lezzeti çok iyiydi.





Gezi pastanesinden karnımız tıka basa doymuş biçimde (hatta öyle çok doymuşuz ki akşama kadar canımız başka bişi yemek istemedi) ayrıldık. Ayrılırken pastanenin vitrinine baktığımızda  sergilenen pastalar, kurabiyeler ve diğer çeşitler epey göz alıcı görünüyordu. Bunların da fotoğrafını çekmeyi ihmal etmedik.

İştah açıcı poğaçalar, kurabiyeler ve simitler...

Birbirinden ilginç yeni yıl ve kış pastaları