Ben balkanlardan göçmüş bir ailenin evladıyım. Baba tarafım 93 harbi denen
Osmanlı-Rus savaşı sonrası Bulgaristan’dan göçmüş. Yani bizim
göçmenliğimiz tam 134 yıl öncesine dayanıyor. Osmanlı Devleti, 1878 yılında
gerçekleşen Rus savaşı esnasında ağır bir yenilgi almış ve balkanlardaki
topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiş. Akabinde de balkanlardan bugünkü
topraklara zorunlu göç başlamış.Orada yaşayan büyük dedelerim
topraklarını,mal varlıklarını, eşlerini-dostlarını, hayallerini bırakıp bir
kağnının üzerinde yola çıkmışlar. Günlerce süren yolculuk esnasında yolda
hastalanıp ölenler, çeteler tarafından çeşitli işkencelere maruz kalanlar ve
tecavüze uğrayanlar olmuş. Aşağıda sözleri bulunan, Erdal Güney’in söylediği
Şafaktakiler şarkısı bu göç sürecini en güzel şekilde özetleyen şarkılardan
biridir. Etkileyici müzik ve seslerin bir araya geldiği bu şarkı beni çok
duygulandırır.
Gelelim göç sonuna…Zorlu yolculuktan sonra göçmenler bugünkü Trakya bölgesine ve İzmir civarına yerleşmişler. Yani bugünkü Trakyalılar çıkmışortaya . Her yöre halkının bir takım ortak özellikleri vardır.Aynı şekilde balkan göçmenleri de kendi içlerinde benzerlikler gösterir. Çoğunluğu sarışındır, gelenek ve göreneklere önem verirler, eğlenmeyi çok severler, sağlam içer, muhabbete doymazlar, tutumludurlar, kız çocukları kıymetlidir ve etliye sütlüye pek karışmazlar (sanırım bu göçmen olmanın getirdiği korkunun hala devam etmesinden kaynaklanıyor)
Ben eşsiz şehir İstanbul'da doğup büyüdüm.İstanbul'un her karışını sevdiğim için kendimi şanslı hissediyorum ama "suyun öteki tarafından" hikayeler de her zaman ilgimi çekiyor.
Gelelim göç sonuna…Zorlu yolculuktan sonra göçmenler bugünkü Trakya bölgesine ve İzmir civarına yerleşmişler. Yani bugünkü Trakyalılar çıkmışortaya . Her yöre halkının bir takım ortak özellikleri vardır.Aynı şekilde balkan göçmenleri de kendi içlerinde benzerlikler gösterir. Çoğunluğu sarışındır, gelenek ve göreneklere önem verirler, eğlenmeyi çok severler, sağlam içer, muhabbete doymazlar, tutumludurlar, kız çocukları kıymetlidir ve etliye sütlüye pek karışmazlar (sanırım bu göçmen olmanın getirdiği korkunun hala devam etmesinden kaynaklanıyor)
Ben eşsiz şehir İstanbul'da doğup büyüdüm.İstanbul'un her karışını sevdiğim için kendimi şanslı hissediyorum ama "suyun öteki tarafından" hikayeler de her zaman ilgimi çekiyor.
Şafaktakiler
Yağdı kurşunlar yırtıyor geceyİ
Korku dağları sarmasın yüreğim
Açmasın güller yolunda göçün
Yurdumdan uzak atmasın yüreğim
Yar yazman işli, yazgımın karası
Ayrılık tutmuş, elinin kınası
Gelse de rumeli elveda sırası
Gölgemden uzak, atar mı yüreğim?
Alıcı kuşlar bekliyor geceyi
Zincire vursan durur mu yüreğim?
Ayrılık verme, sen kadir mevlam
Yarimden uzak, atmasın yüreğim
Yar yazman işli, yazgımın karası
Ayrılık tutmuş, elinin kınası
Gelse de rumeli elveda sırası
Gölgemden uzak, atar mı yüreğim?
Korku dağları sarmasın yüreğim
Açmasın güller yolunda göçün
Yurdumdan uzak atmasın yüreğim
Yar yazman işli, yazgımın karası
Ayrılık tutmuş, elinin kınası
Gelse de rumeli elveda sırası
Gölgemden uzak, atar mı yüreğim?
Alıcı kuşlar bekliyor geceyi
Zincire vursan durur mu yüreğim?
Ayrılık verme, sen kadir mevlam
Yarimden uzak, atmasın yüreğim
Yar yazman işli, yazgımın karası
Ayrılık tutmuş, elinin kınası
Gelse de rumeli elveda sırası
Gölgemden uzak, atar mı yüreğim?