Feshane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Feshane etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Nisan 2015 Pazartesi

Hatay Günleri (2.Bölüm)

Geçen hafta Hatay günleri ile ilgili aşağıdaki yazıyı yazmış devamı bir sonra ki yazıya demiştim. Planımda 2-3 gün içinde diğer yazıyı da yazmak vardı. Ancak evdeki hesap çarşıya uymazmış L Geçen hafta halsizlik, öksürük derken hasta oluverdim. 4 gün boyunca da evden çıkamadım. Yemek yiyecek bile takatim olmadığı için yazıyı da yazamadım.

Şimdi bakalım Hatay günlerinde başka neler varmış.

Kuru patlıcan ve kuru biber dolması sever misiniz? Ben şöyle bol acılı ve yanında yoğurt ile servis edilen bu dolmalara hayır diyemem.
Yöresel peynirler...
Ev yapımı biber salçası. Ben yemeklere çok yakıştırıyorum. Genellikle domates salçası ile karıştırıp kullanıyorum.
Bu bitkinin adı zahtermiş. Salatası filan olurmuş. Hiç bilmediğimiz ve bir yerde tatmadığımız için almadık ama keşke alsaymışız. Internette çok lezzettli tarifleri var.
Doğal nar ekşileri...
Kömbe tatlısı. Bayramlarda yapılan geleneksel Hatay tatlısıymış. Ancak öyle ballı şerbetli bir tatlı değil. Böyle kurabiye gibi bişi. Ben sevdim.
Oruk kebabı...İçli köfteye benziyor ve acayip lezzetli.
Biberli ekmek...
Ve künefe...Künefesiz Hatay günleri düşünülemez tabi. Lezzetli olduğunu söylememe gerek yok sanırım.

14 Nisan 2015 Salı

Hatay Günleri (1.Bölüm)

Geçtiğimiz hafta Feshane’de Hatay günleri vardı. Hatay’ın yöresel yiyecek ve el işlerinin sergilendiği bu günleri sabırsızlıkla bekliyordum. Nihayet Pazar günü ailece gidebildik. Ancak gittiğimizde ufak bir şok yaşadık. Sanırım herkes benim gibi bu günleri bekliyormuş. Feshane’de iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık vardı. Bir de salonların sıcaklığı buna eklenince dolaşmak epey zor hala geliyordu. Neyse zor mor gezdik ve Hatay’ın meşhur lezzetlerini de tattık J

Salona ilk girdiğimizde yöresel türkülerle kulağımızın pası silindi.
Sonra dikkatimizi ilk çeken sabuncular oldu. Hatay’ın meşhur defne sabunu tezgahlarda yerini almıştı.
Az ilerde rengarenk el işi sepetler satılıyordu. Sepetleri görünce çocukluğuma gittim. Eskiden camdan sepet sarkıtmak vardı. Sokakta oynarken annemin sipariş ettiği bilumum şeyler sepetle yukarı gönderilir ardından oyuna devam edilirdi J
El yapımı neyler...
Su kabağından yapılmış lambalar da çok hoşuma gitti.
Aşağıdaki fotoğrafta görünen nesnelerin ne olduğunu merak edip sordum. Meğer sağda gözükenler sarma ağırlıymış. Sarma yapınca tencerenin üzerine konuyormuş.(Bizim evde bu işlevi tabak görüyor)Solda gözükenler ise Hatay’ın ünlü tatlısı kömbeyi yapmak için kullanılan kalıplarmış.
Hatay’ın damakta iz bırakan lezzetleri mi?Onlar bir sonra ki yazıya...

5 Temmuz 2014 Cumartesi

El Emeği Göz Nuru (3.ve Son Bölüm)

İsmek sergisinin son fotoğraflarını da yayınlayıp bu yazı dizisini bitirmek istiyorum artık.

Gemi maketi yapmak bir çok kişinin önemli uğraşıdır. Hani vaktim ya da sabrım olsa ben de bu işe girişebilirim J Sergide birbirinden değişik bir çok gemi maketi sergileniyordu.
Halıcılık sanırım en başarılı olduğumuz sanatlardan biri.
Geleneksel sanatlarımızdan sedef kakma işçiliği de hala devam ettiriliyor.
Veee çiniler... Yıllar evvel yaptığım İznik gezisinde bir çini atölyesini gezmiştim. Küçük bir çini tabağı için bile ne kadar emek harcandığını görmüş, yapanları ayakta alkışlamıştım. Umarım bu çok emek ve özveri isteyen sanat dalı uzun yıllar devam eder.
Bu cam boyama tablo favorilerimden biri oldu J
Aşağıdaki yağlı boya tablo ise nedendir bilmem beni hüzünlendirdi :(
Yüzlerce el emeği göz nuru ürünün sergilendiği sergiden sadece bir kaç fotoğraf burada paylaşmak istedim. Tüm bu güzel ürünleri ve eserleri ortaya çıkaranların ellerine emeklerine sağlık.

3 Temmuz 2014 Perşembe

El Emeği Göz Nuru (2.Bölüm)

İsmek sergisine devam edelim...

Taşları boyayarak ve üzerine çeşitli şekiller çizilerek yapılan bir sanat dalı olan taşkatür örnekleri işte bu tabloda toplanmıştı.
El işi bebekleri de çok sevdim.Her çocuğun güvenle oynayacağı türden oyuncaklar ortaya çıkmış.

Kursiyerler porselen boyama işlemi ile çok güzel süs objeleri ve çay takımları hazırlamışlar.
E bu tabakların içini de doldurmak gerekiyor di mi? Pastacılık kursunda alınan eğitimle yapılan rengaranek pastalar çok hoş görünüyordu.
Ahşap oyma işçiliği sonucu ortaya çıkan bu saat beni taa çocukluğuma, anneannemin evine götürdü. Her saat başı ses çıkaran guguklu saati hatırladım J
Birbirinden farklı nakış ürünleri de aşağıda yer almakta.

Devam edecek J  

1 Temmuz 2014 Salı

El Emeği Göz Nuru (1.Bölüm)

Geçen hafta Feshane’de İsmek sergisi vardı. Yıl boyunca İsmek kurslarında hazırlanmış ürünler için büyük bir sergi oluşturulmuş. Sergide iğne oyası, dantel, tel kırma gibi el işlerinin yanısıra porselen boyama, kabartma tablolar, ahşap işçiliği, gemi maket yapımı ve sedef kakma gibi sanatsal aktiviteler sonucunda ortaya çıkan ürünler sergileniyordu. Biz de aldığımız ani bir kararla bu sergiye gittik. Bakalım sergide neler görmüşüz J

Sergide ilk gözümüze çarpan iğne oyasından yapılmış bu kiraz ağacı oldu. Ne kadar emek sarfedilmiş ve kim bilir kaç günde ortaya çıkmış bu ağaç.
Daha evvel yapmış olduğum bir Bartın gezisinde ilk defa gördüğüm tel kırma işler burada da vardı.  
Takı kurslarında ortaya çıkan aksesuarlar alıcılarını bekliyordu.
Veee taştan tablolar... Sergide cam, yağlı boya, kabartma gibi bir çok tablo çeşidi vardı. Benim en çok hoşuma giden ise çakıl taşından yapılmış bu tablolar oldu.

Tabi kabartma tabloların da hakkını vermek gerek J
Selvi boylum al yazmalım J Klasikleşmiş bu türk filminin canlandırması da çok güzel yapılmış.
Devam edecek...

7 Mart 2014 Cuma

Feshane'de Her Yer Trabzon

Geçen Pazar bir arkadaşımla beraber Feshane’deki Trabzon Günleri etkinliğine katıldık. Hafif çiseleyen yağmur eşliğinde Feshane’ye yaklaşırken inanılmaz bir trafiğin olduğunu farkettik. Bunun üzerine arabayı yukarlarda bir yere parkederek yürümeye başladık. Yavaş yavaş yürürken arabayı iyi ki yukarda bırakmışız diye kendimizi tebrik ettik çünkü arabalar kaplumbağa hızı ile ilerliyordu.

Feshanede kocaman bir çadır kurulmuş. Bu çadırda Trabzon’a özgü yiyecekler satılıyordu. Karnımız aç gittiğimiz için önce çadırı baştan sona dolaştık.

Hamsi buğulama tepsisi en başta yerini almıştı. Hemen yanında ise Akçaabat köftesi buram buram kokuyordu.
 
Biraz daha ilerleyince karalahana dolması, kuymak gibi Trabzon’a özgü diğer lezzetler gözümüze çarptı.
Boş bir masa bularak sandalyelere iliştik. Birer hamsi tava, salata ve kuymak  ile ortaya hamsi kuşu söyledik.
Hepsi birbirinden lezzetli siparişlerimizi yedikten sonra ise laz böreği tatlısı ile son noktayı koyduk.
 
 
 
Çadırdan ayrılırken gözümüz hamsiköy sütlacına takıldı ama maalesef midemizde daha yer kalmamıştıL
Ardından kapalı alana geçtik. Kapalı salonda satış yapılıyordu. Trabzon tereyağ, Trabzon peyniri, çeşitli ballar, Trabzon ekmeği en çok satılan ürünlerdi. Burada manda terağını kaçırmadım ve hemen satın aldım J
 
Ayrıca yöresel çizgilere sahip peştamaller, süs eşyaları da diğer satılan ürünlerden bazılarıydı.

Standlar arasında dolaşarak, halk oyunlarını seyrederek günü noktaladık.