Saray gezisinden sonra Manastır’ a doğru yola çıktık. Manastır’a vardığımız zaman gördüğümüz en önemli yer Atatürk’ün okulu Manastır Askeri İdadisi idi. Manastır Askeri İdadisi, Makedonya tarafından müzeye çevrilmiş. İçinde Atatürk’ün fotoğrafları, özel eşyaları ve el yazısı sergileniyor.
Manastırın ortasında bir havuz
Aman havuz canım havuz
Dimetoka kızlarının hepi de yavuz
Biz çalar oynarız
Manastırın ortasında var bir çeşme
Aman çeşme canım çeşme
Dimetoka kızlarının hepsi de seçme
Biz çalar oynarız
Daha sonra gezimizin son durağı olan Üsküp’ e hareket ettik. Üsküp’e yolculuk boyunca Şar dağları bize eşlik etti. Üsküp’te ise bizi Vardar Nehiri karşıladı. Vardar Nehiri şehri ikiye ayırıyor. Şehirin bir tarafı eski ve bakımsızken diğer tarafı modern ve gelişmiş durumda. Bana fikrimi soracak olursanız ben eski tarafı daha sıcak buldum ve daha çok sevdim.
Öğle yemeğimizi eski tarafta çarşı içinde yedik. Üsküp’ün hem köftesi hem de kuru fasülyesi meşhur. Hangisini yiyeceğimize karar veremeyince her ikisinden de azar azar söyledik. Valla köftesi güzeldi ancak kuru fasülyesi öyle aman aman değildi ama lezzetsiz olduğunu da söyleyemem.
Yemekten sonra şehrin yeni tarafına geçtik. Orada devasa heykeller, ünlü mağazalar çeşitli modern yapılar bulunuyordu. Heykeller içinde en dikkat çekici tabi ki ünlü Makedon Büyük İskender’in heykeliydi.
Akşam saatlerinde ise Rahibe Teresa’nın evini gördük ve gezimizi noktaladık.
Tam 7 gün boyunca Balkanları bir uçtan diğer uca gezdik. Zaman zaman muhteşem manzaralar bize eşlik etti, zaman zaman fakir şehirlerden geçtik. Yürüdük, yürüdük, fotoğraflar çektik. Bazen yağmurda kaldık ıslandık, bazen güneş tam tepemizde bunaldık. Tarihte yolculuk ettik, çeşitli medeniyetlere tanık olduk ve çok lezzetli yemekler yedik. Kısacası yedi gün süren güzel ama bir o kadar da yorucu bir seyahat yaptık. Balkanlara dair güzel anılar biriktirdik...