kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2017 Pazartesi

Hoş geldin Bahar ve Son Okuduklarım

Bugün itibari ile resmi olarak bahar geldi diyebiliriz. Artık hava ısınacak, toprak ana uyanacak  ve ağaçlar rengarenk kıyafetlerini giyecek. Kuzey yarım küre için bugün ekinoks vakti. Ben ekinoksu hep 21 Mart bilirdim. Meğer bazı seneler 20 Mart’a denk gelirmiş. Baharın gelişini ben de mis kokulu çiçekler alarak kutladım. Evet ben kendi çiçeğini kendi alan kadınlardanım İlla ki birinin bana çiçek hediye etmesini bekleyerek neden o güzel canlılardan mahrum kalayım di mi ? J
Şimdi etrafı kaplamış mis gibi sümbül kokusunu soluyarak bu yazıyı yazıyorum. Yazımın asıl konusuna dönecek olursak son okuduğum kitaplardan bahsedebilirim.

Birinci kitap; Yorgun Mayıs Kısrakları… Siyasi kimliği ile tanıdığımız Yılmaz Karakoyunlu’nun bu kitabı Cumhuriyet sonrası Türkiye’de yaşananlara ışık tutuyor. Kitapta 3 önemli karakter var. Yahya Kemal, Nazım Hikmet ve Adnan Menderes. Birbirinden farklı bu üç karakterin yaşamlarına konuk oluyoruz. Daha evvel Nazım Hikmet ve Adnan Menderes üzerine kitaplar okumuştum. Ancak Yahya Kemal’i daha yakından tanımak açısından bu kitap benim için ilk oldu. Kitabın ilk 100 sayfası inanılmaz yavaş ilerledi. Tam ne kadar zor bir anlatımı var yazarın diye oflayıp puflarken konu açıldı ve aldı başını gitti. Kısacası kitabı severek okudum. Yazarın mübadeleyi anlattığı bir başka romanı Mor Kaftanlı Selanik’i de okunacaklar listeme ekledim.
Okuduğum ikinci kitap ise Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm oldu. Bu kitap Zülfü Livaneli’nin ilk kitabıymış. Ancak yazdıkları bir türlü içine sinmediği için geç basılmış. Kitap, Stockholm’de yaşan siyasi mülteci olarak sığınma hakkı elde etmiş bir gencin yaşamını konu alıyor. Diğer Zülfü Livaneli kitaplarından farklı olarak biraz daha psikolojik detaylar ön planda. Ama sonuçta bir Zülfü Livaneli kitabı, su gibi okunup bitiyor.
Keyifli okumalar…

14 Eylül 2015 Pazartesi

Milena’ya Mektuplar, Kamelyalı Kadın ve Yol

Bugüne kadar Kafka ile ilgili o kadar çok övgü yazısı okudum ki onun bir kitabını okumamış olmanın eksikliğini hissediyordum. En nihayetinde Milena’ya Mektuplar ile bu eksikliğimi gidermeye karar verdim ve kitaba başladım. Başladım başlamasına da kitap bir türlü bitmek bilmedi. Herkesin övgülerle söz ettiği kitap benim elimde resmen süründü. Mektuplar tek taraflı olduğu için yani Milena’nın karşılık olarak yazdığı mektuplar olmadığı için konuları takip etmekte epey zorlandım (kitabın en sonunda index benzeri yardımcı bir bölüm varmış, bunu sonradan farkettim) ama sonunda bitti. Bir daha Kafka okur muyum bilmiyorum ama tabi ki bu durum Kafka’nın önemli bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Diğer okuduğum kitap ise Kamelyalı Kadın oldu. Markette dolaşırken gördüğüm ve 3 TL gibi bir fiyata satın aldığım Alexandre Dumas’ın kitabı klasikler içinde yer alıyor. Hikaye Paris’te geçiyor ve Fransız bir fahişenin kısa hayatını konu alıyor.
Son okuduğum kitap ise Yol oldu. Metin Hara’nın yazdığı kitap kişisel gelişim türünde. Tüm kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi bu kitabı okurken de acayip gaza geldim. Bi mutluluk hallerine büründüm ama kitap bittikten ve üzerinden biraz zaman geçtikten sonra o halin etkisinin  gitmesi uzun sürmedi J
Keyifli okumalar...

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Ben Onu Çok Sevdim Hakim Bey :(

Ünlü opera sanatçısı, başvekilin yargılandığı mahkemede “Ben onu çok sevdim hakim bey” diyerek savunmasını yapmıştı. Onların aşkı kulaktan kulağa ama sesli ama sessiz yıllardır konuşuluyordu ve ilk defa olayın taraflarından biri bunu açıkça dile getirmişti. 

Evet, Ayhan Aydan ve Adnan Menderes aşkından bahsediyorum. Belli bir süre önce bu aşkı konu edinen bir kitap okudum. Melike İlgün’ün kaleme aldığı kitabın adı “Bir Başvekil Sevdim”. Kitap daha ilk satırlarıyla sizi içine çekiyor ve merakla kendini okutturuyor. Olayın gerçek bir hikayeye dayanması da merakı arttıran bir diğer faktör.
Bir baloda tanışan çiftin yakınlaşması kısa bir süre sonra aşka dönüşüyor. Yalnız ortada ciddi bir sorun var o da her ki tarafın da evli olması. Ayhan Aydan hemen eşinden boşanırken Adnan Menderes hiç bir zaman boşanmıyor ve ilişkiyi bu şekilde devam ettiriyor. Bu süre zarfında Ayhan Aydan çok üzülüyor, çok göz yaşı döküyor. (Olayın tabi ki bir de Berrin Menderes tarafı var , o taraf da sıkıntılı günler geçirmiştir tahmin ederim)

Kitabı çok severek okudum ve bir çok yerde göz yaşlarıma hakim olamadım. Normalde blog da kitap yazılarımı yazarken 3-4 kitap birden okuyup o şekilde paylaşıyorum ama bu kitaptan o kadar çok etkilendim ki ayrı bir yazı hazırlamak istedim.

Kitapla ilgili çok fazla detaya girmeden keyifli okumalar diliyorum...

25 Haziran 2015 Perşembe

Güneş Tam Tepemdeyken Okuduklarım

2 hafta evvel Marmaris’te tatil yaptığımdan bahsetmiştim. Bu tatilde 3 tane kitap bitirdim. İlk okuduğum kitap İtalyanca Aşk Başkadır oldu. Bu kitabı bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine aldım. Maeve Binchy’nin yazmış olduğu kitap vakti zamanında çok satanlar listesinde yer almış. Kitap,  yolları bir İtalyanca kursunda kesişen farklı yaşlarda ve cinsiyetlerdeki kişilerin yaşamlarını anlatıyor. Valla işin doğrusunu söylemek gerekirse ben bu kitabı pek sevemedim. Zaten böyle içinde 10 tane konu olan ne kitapları ne de filmleri severim. O yüzden sıkılarak bitirdim. Kitabı ancak çoook ama çok geniş vakti olanlara öneririm.
 
Bir diğer kitaba ise heyecanla başladım. Kürşat Başar’ın yazmış olduğu Yaz romanı. Kürşat Başar’ın daha evvel 2-3 tane kitabını okumuştum. Bunlardan bir tanesi de Başucumda Müzik’ti. Bayılmıştım Başucumda Müzik’e... Dolayısıyla yazarın bu romanına da yüksek beklentilerle başladım. Ancak maalesef aradığımı bulamadım. Romanın konusu adından da anlaşılacağı gibi bir yaz mevsiminde geçiyor. Ancak hikaye o kadar yavaş ilerliyor ki sıkılmamak elde değil. Umarım bundan sonra Kürşat Başar’dan daha güzel romanlar gelir. 
Üçüncü ve son okuduğum kitap ise Böğürtlen Kışı oldu. Böğürtlen Kışı bir Sarah Jio romanı. Sarah Jio’nun daha evvel okuduğum Mart Menekşeleri ve son Kamelya kitaplarından da burada bahsetmiştim. Her ikisini de beğenmiştim. Bu roman da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Çok güzel ve sürükleyici bir hikayesi vardı. Severek okudum. Bu arada Böğürtlen Kışı, yüzyılda bir Mayıs ayında görülen kar yağışı ve fırtınalı bir hava olayıymış :)
Keyifli okumalar...