Öncelikle yol boyunca çok güzel manzaralar seyrettik. Dağlar arasında akan nehirler, yemyeşil bir doğa, şirin köyler, üçgen çatılı evler bize keyifli bir yolculuk yaşattı.
Neyse
kahvemizi içip manzaraya da doyduktan sonra tekrar Mostar’a doğru yol aldık.
Mostar’ a vardığımız zaman bizi yine Saraybosna gibi kurşun delikli binalar
karşıladı. Biraz ilerde küçük bir dereden geçtik ve sonunda köprüye vardık.
Köprüye
vardığımız zaman 93 savaşında köprünün nasıl yıkıldığını gösteren bir film
seyrettirdiler ardından da yeniden inşasını ve açılışını gösterdiler. Ardından
köprünün üzerinden geçtik, bol bol
fotoğraflar çektik, kedileri sevdik ve çarşı içine girdik.
Mostar
çarşısı, güzel manzaralı bir yere konumlanmış çok sevimli bir çarşı. Buradan
ufak tefek bişiler aldım. Boşnak kadınını temsil eden bir bebek, lavanta keseleri ve mostar köprüsü süsü...
E artık gezi
ve alışveriş bittikten sonra sıra gelmişti karnımız doyurmaya. Çarşı içindeki
bir cafeye oturduk ve “cevapi” söyledik.
Cevapi boşnak usulü köfte. Açıkçası benim şu ana kadar yediğim en iyi
köftelerden biriydi. Hatta gezimizin son günü Üsküp’te yediğimiz (ki Üsküp
köftesi dünyaca ünlü) köfteden bile daha lezzetliydi.
Karnımızı da
doyurduktan sonra tekrar otobüse bindik ve kalan son Osmanlı köyü olan Poçitel’e
doğru yola çıktık. Poçitel küçük, sevimli bir köydü ama Mostar’ı gördükten
sonra buraya çok ilgi göstermedik J
Sonunda kalacağımız otelin bulunduğu Treminje’ye vardık. Burada gün batımına kadar
kasabada dolaştık. Biraz parklarda oturduk ve yine bi kaç fotoğraf çektik.