alacati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alacati etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ekim 2015 Perşembe

Alaçatı Pazarı

Çeşme’ye gitmeden evvel çevremdekiler bu pazarı o kadar çok övdüler ki pazarın kurulduğu günü kaçıracam diye ödüm koptu J Pazar,  Cumartesi günleri kuruluyormuş. Dolayısıyla tatilin ilk günü Cumartesi’ye alarmımı kurarak işi sağlama aldım.

Cumartesi sabahı Alaçatı’ya doğru yola çıktığımda dolmuşların kalabalıklığı pazarın popülerliğini kanıtlar nitelikteydi.
Pazar, yiyecek ve giyecek bölümü olmak üzere iki kısma ayrılıyor. Giyecek bölümünde günümüz modasına uygun şeyler satılıyor. Fiyatlar da gayet makul. Ancak öyle övüldüğü gibi aman aman ürünler bulamadım açıkçası. Yani bizim Beşiktaş pazarından çok da farklı değildi. Ben sanırım duyduğum övgülerden ötürü gözümde çok büyütmüşüm.
Yiyecek bölümü ise İstanbul pazarlarına göre daha güzeldi. Bir kere tüm sebze ve meyveler iştah kabartacak ölçüde canlıydı.
İlk defa kabak çiçeği gören ben uzun uzun bu tezgahta kaldım. Görüntüsü çok hoştu acaba yemeği nasıldır?
İstanbul’da bal kabağına çok rastlarız ama su kabağı az bulunur. Burada yeterince vardı...
Yöresel ürünler standı en sevdiğim bölüm oldu. Tarhanalar, erişteler, köy ekmekleri nefis görünüyordu.

Ege’de olup ot bölümü görmeden olmazdı. Envai çeşit bitki satılıyordu. Bazılarını almaya yeltendiysem de neme lazım alerji filan yapar diye geri bıraktım.
Pazarda gezim bittikten sonra ise  Alaçatı hatırası çektirerek hem Alaçatı’ya hem de Çeşme’ye veda ettim.

12 Ekim 2015 Pazartesi

Alaçatı

Çeşme’ye kadar gidip Ilıca’da konaklayıp Alaçatı’yı gezmeden dönmek olmazdı. Dolayısıyla tatil esnasında  Alaçatı’ya da zaman ayırdık. 

Alaçatı’ya girişte bizi yel değirmenleri karşıladı. Yakın zamanda restore edilmiş olan yel değirmenleri fotoğraf çekenlerin uğrak noktasıydı.
İçerlere doğru ilerledikçe arnavut kaldırımlı sokakları, mavi panjurlu / mavi kapılı evleri ile Alaçatı çok hoş görünüyordu.
Kış hazırlıkları çoktan başlamıştı J
Kasabada en sevdiğim olay sokaklara yayılmış olan masalar oldu. Daracık sokaklarda, şirin masalar ve Ege lezzetleri misafirlerini bekliyordu.

Buranın meşhur yerlerinden biri de İmren pastanesiymiş.Pastanede mola vererek damla sakızlı kurabiyesini tattık. Nasıldı diye sorarsanız cevabım fena değil ama öyle muhteşem bir lezzet beklemeyin olacaktır. Tabi damak tadı da kişiye göre değişir.
Çarşıda bir çok hediyelik eşya dükkanı bulunmakta. Yalnız satılanların pahalı olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. İstanbul’da 40 TL olan bir nostaljik levha burada 350 TL'ye satılıyordu :)
Veee 4 gün sonra bir kez daha Alaçatı’ya gelme planı yaparak – bu sefer ki geliş amacımız Alaçatı pazarı olacaktı- otele döndük.