Cumartesi
sabahı Alaçatı’ya doğru yola çıktığımda dolmuşların kalabalıklığı pazarın
popülerliğini kanıtlar nitelikteydi.
Pazar,
yiyecek ve giyecek bölümü olmak üzere iki kısma ayrılıyor. Giyecek bölümünde
günümüz modasına uygun şeyler satılıyor. Fiyatlar da gayet makul. Ancak öyle
övüldüğü gibi aman aman ürünler bulamadım açıkçası. Yani bizim Beşiktaş
pazarından çok da farklı değildi. Ben sanırım duyduğum övgülerden ötürü gözümde
çok büyütmüşüm.Yiyecek bölümü ise İstanbul pazarlarına göre daha güzeldi. Bir kere tüm sebze ve meyveler iştah kabartacak ölçüde canlıydı.
İlk defa kabak çiçeği gören ben uzun uzun bu tezgahta kaldım. Görüntüsü çok hoştu acaba yemeği nasıldır?
İstanbul’da
bal kabağına çok rastlarız ama su kabağı az bulunur. Burada yeterince vardı...
Yöresel
ürünler standı en sevdiğim bölüm oldu. Tarhanalar, erişteler, köy ekmekleri
nefis görünüyordu.
Ege’de olup
ot bölümü görmeden olmazdı. Envai çeşit bitki satılıyordu. Bazılarını almaya
yeltendiysem de neme lazım alerji filan yapar diye geri bıraktım.
Pazarda
gezim bittikten sonra ise Alaçatı hatırası çektirerek hem Alaçatı’ya hem de
Çeşme’ye veda ettim.