Estonya’da
uyandığımız son sabah içimde garip bir heyecan vardı. Kuzeyin büyük bir şehrine
Helsinki’ye gidecek ve bu yolculuğu gemi ile yapacaktık. Deniz yolculuğu deneyimim
Avrupa-Anadolu yakası arasında sınırlı olduğu için tabi ki çok heyecanlandım.
Limana gelişimizin ardından 9 katlı bir gemide yerimizi aldık. Yolculuk
ettiğimiz gemi, içinde restoran, süper
market ve çeşitli dükkanlar barındıran
büyük bir gemiydi. Dolayısıyla dükkanları gezerken vaktin nasıl geçtiğini ve
Finlandiya’ya nasıl ulaştığımızı anlamadık. Dükkanların birinde gördüğüm elinde
çatal bıçak ve ketçap hazır bekleyen ayı baskılı t-shirt Finlandiya’nın kutup
bölgesine atıfta bulunuyordu ve benim çok hoşuma gittiJ
Finlandiya aynı
zamanda binlerce adaya ev sahipliği yapması ile ünlü. Dolayısıyla karaya adımımızı atmadan evvel ada manzaraları
ile göz banyosu yaptık
Karaya
çıkınca ilk durağımız Helsinki Katedrali oldu.
Şehirde demiryolu
ulaşımı inanılmaz derecede gelişmiş durumda. Ben hiç bir Avrupa şehrinde bu
kadar fazla tren hattı gördüğümü hatırlamıyorum. Dolayısıyla gar binası da
oldukça görkemli.
Gar binasından
biraz daha ilerleyince meşhur alışveriş caddesine ulaşıyoruz (adını unuttum
valla) Burada ünlü markaların dükkanlarını ve çeşitli cafeleri bulmak mümkün.
Yurt dışı tatillerimde kıyafet, ayakkabı peşinde pek koşmadığımdan bu cadde
açıkçası çok ilgimi çekmedi. Öte yandan Helsinki’de yaşayan biri olsam müdavimi
olabilirdim J
Caddeden
ayrılınca ise açık hava pazar yerine ulaştık. İşte burası tam benlikti. Pazar
yerinde geyik boynuzundan yapılmış objeler ve yöresel bebekler başı çekiyordu.
Yeme içme
olarak çoğunlukla balık eti, geyik eti ve ayı eti tüketiliyormuş. Ayı etini
denemeyi aklımın ucundan bile geçirmediğimden, geyik etini de daha evvel
Macaristan’da denediğimden ben deniz ürünü tabağı tercih ettim.
Açık pazarın
hemen karşısında ise kapalı bir bulunuyor. Burası sadece yemek içme olarak
hizmet veriyor. Bu kapalı binada Finlandiya mutfağının yanında çeşitli ülke
mutfaklarını bulmak da mümkün.
Finlandiya’da
en çok tüketilen meyveler ise Baltık ülkelerinde olduğu gibi orman meyveleri.
Türkiye’dekinin yarı fiyatına çok lezzetli ahududu, böğürtlen ve yaban mersini
yenilebilir.
Helsinki’den
genel olarak bahsedecek olursak, ulaşım imkanları çok yüksek olan,modern,
gelişmiş bir şehir. Valla kendine has bir havası yok ama gezilecek dolaşılacak
bir çok yeri var.