riga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
riga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Ağustos 2015 Pazartesi

Riga : Bir Baltık Güzeli

Ne Vilnius kadar sessiz sakin ne de Tallin kadar cafcaflı.  Kendine has güzelliği olan, dünya miras listesine girmiş bir şehir Riga. Sanat, doğa ve sosyal yaşamın iç içe geçtiği şehir Baltık başkentleri arasında en sevdiğim oldu.

Riga’yı gezmeye ilk önce Art Nouveau bölgesinden başladık. Burada dış cephesi çeşitli figürlerle süslenmiş binaları gördük. Binaların dış cephelerinde aslan, insan başı, at, ejderha gibi figürler ilk göze çarpanlar arasında. Çok fazla emek harcanarak yapılan bu binaların bir kısmı orjinalken diğer kısmı dış cephe tadilatı ile şimdiki durumuna getirilmiş. Riga'da sanat çok ön planda olduğu için mimarlar hiç işsiz kalmazmış. Şehre damga vurmuş en ünlü mimar ise Sergei Eisenstein (biz onu Korkunç Ivan’ın yönetmeni olarak biliyoruz). Onun eserlerinden bir aşağıda yer almakta.
Sanata doyduktan sonra yeni keşif noktamız eski şehir oldu. Yazımın başında da belirttiğim gibi bu kısım dünya miras listesine alınmış.
Burada ilk göze çarpan ise Karakafalar Binası. Binanın vakti zamanında siyah bir yöneticisi varmış (hatta o yöneticinin resmi bina üzerinde mevcut) ve o yüzden bu isimle adlandırılmış.
Az ilerde ise Leton Piyadeler anıtı bulunuyor. Bu anıtı ilk gördüğüm zaman Taksim meydanı ya da Kadıköy boğa heykeli aklıma geldi. Sanırım buluşma için  Rigalılar bu heyhelin çevresini tercih ediyordur J
Meydana bakan önemli binalardan biri de Dome Katederali. Gotik ve heybetli yapının tepesinde bir horoz bulunuyor. Letonya kültüründe horozun kötü enerjiyi savdığı, iyi şeylere neden olduğu kabul ediliyormuş. Bu yüzden başta bu katedral olmak üzere iki önemli binanın kulesinde daha horoz kullanılmış durumda.
Riga’da arnavut kaldırımlı iç sokaklara doğru ilerledikçe şehrin güzelliği açıkça ortaya çıkıyor. Çiçeklerle bezenmiş kafeler, happy hour modunda takılan insanlar, hafif  rüzgar ve kulaklarda müzik tınısı romantik bir dalga yaratıyor.
Burada bir dondurma molası iyi gider dedik J
Az ilerde ise Riga’nın simgesi haline gelmiş Kedi Ev’e rastlıyoruz. Tepesindeki siyah kediyi bir çok hediyelik eşya üzerinde görebilirsiniz.
Riga aynı zamanda yemyeşil bir şehir. İçinden kanallar geçen parkları var. Biz de mola için bu parklardan birini kısa süreliğine mesken edindik.
Riga’ya güzellik katan bir diğer öge de şehirin ortasından geçen Daugava Nehri. Kimi zaman sakin kimi zaman coşkulu akan su şehri eski şehir ve yeni şehir olarak ikiye bölüyor. Bizim kaldığımız otel şehrin yeni kısmında hemen nehir kenarında eski şehre bakan çok güzel bir oteldi. Otele doğru yol alırken Riga tüm güzelliklerini bize sunmuş artık geceye hazırlanıyordu.