Uzun zamandır burayı ihmal ettiğimin farkındayım.
O zaman bugün kitaplarla bir dönüş yapalım. Son zamanlarda konuları birbirinden
tamamen farklı 3 tane kitap okudum.
Birincisi Zülfü Livaneli’nin son kitabı Huzursuzluk… Yazarın anlatımını ve hikayelerini severim. O yüzden kitabı alırken hiç tereddüt etmedim. Zülfü Livaneli bu sefer Suriye’ye uzanmış ve savaşın girdabındaki Yezidileri anlatmış. Hikaye Suriye ve Mardin hattı üzerinde geçiyor. Zaten ince olan kitabı başladığım gün bitirdim. Ancak bitirdiğim zaman aynı kitabın adına yakışır biçimde içimde bir huzursuzluk meydana geldi. İlk defa olarak bir Zülfü Livaneli kitabını keyif alarak bitirmedim.
İkinci okuduğum kitap ise Mario Levi’nin yazmış olduğu Madam Floridis Dönmeyebilir oldu.İnanın son yıllarda hiçbir kitabı okurken bu kadar sıkıldığımı hatılamıyorum. Kitaptaki cümleler paragraf boyutunda. Öyle ki cümleyi bitirdiğim zaman başını unutmuş oluyordum. İlk defa yazarın bir kitabını okudum. Diğer kitapları da böyle midir bilmiyorum ama bi daha aynı yazara ait bir kitap almam sanırım. Tabi ki bu yorumum yazarın başarısız olduğunu göstermez hatta mutlaka başarılı ki Mario Levi olmuş .Sadece bana hitap etmedi diyeyim. Üçüncü Kitap ise Kuyucaklı Yusuf… Sabahattin Ali’nin güzel eserlerinden biri.Anne ve babasını çocuk yaşta kaybetmiş Kuyucaklı Yusuf’un hikayesi konu ediliyor. Kitabı henüz bitirmedim ama keyifle akıyor. Son yıllarda Kürk Mantolu Madonna fırtınası esiyor fakat bence yazarın diğer kitaplarına da şans verilmeli.Şahsen ben Kuyucaklı Yusuf’u Kürk Mantolu Madonna’dan daha çok sevdim.

