Kasabaya vardığımızda
Sintra’daki puslu hava yerini güneşli bir havaya bırakmıştı. Öğle saatleri
olduğu için önce karnımızı doyuralım diyerek merkezdeki bir restorana uğrayıp
fish and chips siparişimizi verdik.
Aslında Portekiz’e özgü yemekler yemek vardı ama maalesef ülkenin kendine özgü geniş bir mutfağı yok.
Yemek
sonrası ise kasabayı gezmeye başladık.
Sokaklarda
bir çok hediyelik eşya dükkanı bulmak mümkün. En çok satılan hediyelik eşyalar ise
Portekiz’in simgesi horozlar ve mantardan yapılmış çanta, cüzdan..gibi aksesuarlar.
Cascais’de
iyice dolaştıktan sonra Avrupa’nın Atlas Okyanusu kıyısındaki en batı ucuna
Caba de Roca’ya hareket ettik. Caba de Roca’ya yaklaştıkça hava şartları ve
bitki örtüsü de değişmeye başladı. İnanılmaz bir rüzgar çıktı ve ağaçların
yerini çeşitli otlar almaya başladı. Veeee sonunda vardık.
Hırçın
dalgaların kıyıları dövdüğü Caba de Roca harika bir manzaraya sahipti.
Bir de
buraya kadar gelenlere Avrupa’nın en batı ucunu gördüğüne dair sertifika
veriyorlardı. Eksik kalmadım tabi hemen sertifikamı aldım :)
Eveeeet,
işte 8 gün süren bir gezi böylece bitti. Bize de anılarımızı bavullarımıza yükleyerek dönmek düştü...