Yine çok uzun zaman oldu bloguma bir
şeyler yazmayalı. İşim dolayısıyla o kadar yoğun günlerden geçiyorum ki çoğu
zaman kendi özel hayatımdan ödün vermek zorunda kalıyorum. Blog yazılarım da bu
durumdan nasibini alıyor.
Haziran ayının başında
ailece güzel bir Güneydoğu turu gerçekleştirdik. Seyahatimizin ilk noktası ise Diyarbakır oldu.
Bakalım gezi nasıl geçmiş?
Planımız; güne
Diyarbakır’da kahvaltı ile başlamak, hanlarını, sokaklarını gezmek akabinde de
Malabadi Köprüsü’nü görmek. Ancak tur rehberimiz vakit kısıtlamasından ötürü
maalesef Diyarbakır gezisini atlıyor ve havalimanından doğruca Malabadi Köprüsü’ne
hareket ediliyor.
Köprüye giderken Dicle
nehrinin suladığı havzalardan geçiyoruz.
Ve pastoral bir tabloyu andıran manzaralara şahit oluyoruz.
Malabadi
Köprüsü…. Otobüsten inerek köprünün bulunduğu yere doğru yürüyoruz. Hava inanılmaz derecede sıcak. Defalarca kez güneyde tatil yapan biri
olarak ömrümde böyle bir sıcak hava görmediğimi fark ediyorum.
Dilimizde Malabadi Köprüsü şarkısı
ile köprüyü fotoğraflıyoruz.
Sonrasında istikamet Hasankeyf ama
öncesinde Batman merkezde bir mola veriyoruz. Yöreye özgü lezzetlerin
toplandığı tabaktaki tüm yiyecekleri silip süpürdükten sonra artık Hasankeyf’e
hareket edebiliriz.
Sular altında kalan ilçeye girdiğimiz
zaman önce çarşıya uğruyoruz.
Çarşı içinde bir cafede mola verdiğimiz esnada bize hilve kahvesi ikram ediliyor. Oldukça
lezzetli bu kahve çok hoşuma gidiyor.
Sonrasında çeşitli fotoğraflar
çekiyoruz. Aradan biraz zaman geçince fark ediyorum ki çektiğim fotoğraflardan
birinde objektifime bir kartal takılmış 😊 Bugüne kadar
doğal ortamda hiç kartal görmemiş biri olarak bu çok hoşuma gidiyor ve farklı
bir coğrafyada olduğumu bir kez daha idrak ediyorum.
Hasankeyf’te
geçirdiğimiz güzel vaktin ardından Midyat’a doğru yola çıkıyoruz. Diyarbakır’da biraz
daha vakit geçiremediğim için hayıflansam da yol boyunca bize eşlik eden bu güzel manzaralar keyfimi yerine
getiriyor.
Midyat yazısında
görüşmek üzere….