12 Eylül 2024 Perşembe

Halfeti ve Zeugma Mozaik Müzesi

Şanlıurfa’dan yola çıkmamızın üzerinden 1-2 saat geçmesinin ardından kayıp şehir olarak bilinen Halfeti’ye varıyoruz.

Akabinde teknede yerimizi almamızla Fırat nehri üzerinde yaklaşık 1 saat sürecek gezimiz başlıyor. Dışarıdaki 40 derece sıcağa inat püfür püfür esen rüzgarla beraber tarihi atmosferin içinde yaptığımız gezi inanılmaz keyifli geçiyor.

Daha önce fotoğraflarda gördüğümüz sular altında kalmış camiyi gördüğümüz anda hepimiz teknenin ucuna doğru hareket ediyor ve fotoğraf çekme yarışına başlıyoruz:)

Halfeti sonrası tekrar yoldayız. Yolculuğumuzda bize eşlik eden fıstık ağaçları varacağımız şehrin habercisi 😊

Son durağımız olan Gaziantep’e varınca ilk ziyaret noktamız Zeugma Mozaik Müzesi oluyor.

Yüzlerce yıllık mozaikleri hayranlıkla izliyoruz.

Tabii ki bu mozaikler arasında Çingene Kız da bulunuyor.

11 Eylül 2024 Çarşamba

Urfa’nın Etrafı Dumanlı Dağlar Aman Aman

Ezgileri kulaklarımızdan henüz daha gitmemişken uyanıyor ve tekrar yola düşüyoruz. İlk durağımız Balıklı Göl. Burası iki kısımdan oluşuyor Halil-Ür Rahman Gölü ve Ayn-i Zeliha Gölü.

Hz. İbrahim’in ateşe atıldıktan sonra gül bahçesinde düştüğü göl Halil’ül Rahman Gölü olarak biliniyor.

Gölün içinde birçok balık yaşıyor.               

                      

Nemrut’un kızı Zeliha’nın Hz İbrahim’e inanarak onun peşinden ateşe atladığı yer ise Ayn-i Zeliha gölü olarak biliniyor.

Akabinde Halil’ül Rahman Camisini ziyaret ediyoruz.

Kutsal mekanlardan ayrılmamızın ardından sırada Urfa Kalesi var…

Veee çarşı pazar. Çeşit çeşit baharatlar, kuru biberler, kuru patlıcanlar Urfa’da olduğumuzu iyice hissettiriyor.

Son olarak şehrin en bilindik hanlarından biri olan Gümrük Han’a uğrayıp kahve molası veriyoruz.

Veee turumuzun son durağına hareket zamanı...

6 Eylül 2024 Cuma

Binlerce Yıllık Bir Tarih ve Harran Ovası

Yeni istikametimiz Şanlıurfa…Tarihi, MÖ 9000 yılına dayanan Göbeklitepe sit alanını görmek üzere yoldayız. Ufukta bir taraf Fırat Ovası diğer taraf Harran Ovası…

Göbeklitepe’ye varmamız ile beraber rehberimiz kazı çalışmalarından ve
bulunan eserlerden bahsediyor. Sit alanını keşfederken ülkemizin her karışının tarihi bir mirasa sahip olduğunu bir kez daha hatırlıyoruz.

Göbeklitepe sonrası Harran’a doğru yola çıkıyoruz. Burada amacımız Harran kümbet evlerini görmek. 

Veee Harran...Kümbet evlerden oluşan küçük bir alan oluşturulmuş ve süslenmiş. Görüntü çok güzel ama keşke daha geniş bir alana yayılan bir bölge olsaymış.

Burada yöresel kıyafetler giyinip bol bol fotoğraf çekiyoruz. O esnada bize mırra kahvesi ikram ediyorlar. Birçok kişinin acı bulduğu kahve benim hoşuma gidiyor.


Biraz daha dolaştıktan sonra akşam katılacağımız sıra gecesine gitmek üzere Harran’dan ayrılıyoruz.

5 Eylül 2024 Perşembe

Mardin

Sabahın erken saatlerinde uyanıp yola çıkıyoruz. 

Mezopotamya Ovası boyunca yol alırken ilk durağımız Deyrulzafaran Manastırı oluyor. 5.yy’dan kalma Süryani manastırı oldukça büyük bir yapıya sahip.

İçinde farklı kiliseler ve patrik mezarları yer alıyor.

İkinci durağımız ise Kasımiye Medresesi oluyor. Artuklular’dan kalma medreseyi ziyaret ediyor ve hikayesini dinliyoruz.

Akabinde artık eski Mardin sokaklarındayız. Sokaklar, evler o kadar güzel ki sanki gerçek bir mahallede değil de bir film platosunda dolaşıyor gibi hissediyorum.

Eski Mardin kısmı Mardin’in meşhur alışveriş caddesine açılıyor. Böylece kahveler, badem şekerleri ve sabunlar arasında kayboluyoruz.

Bıttım sabunu Mardin’in ünlü bir sabun çeşidiymiş.

Hayalet şeker dedikleri mavi badem şekerleri :)

Alışveriş yaparken karnımızın oldukça acıktığını fark ediyoruz. Gitmeden evvel araştırmalarım sonucu not aldığım yöresel bir restorana gidiyoruz. Saat 13:00 ama restoran görevlileri öğle yemeği servisinin başlamadığını hala kahvaltı servisinin devam ettiğini söylüyor. Mardin’e özgü bir yemek olan sembüsek deneyemeyeceğim için biraz üzülüyorum. Ancak elden bir şey gelmeyeceği için ikinci seçeneğimiz olan Kebapçı Rıdo’ya gidiyoruz ve kebaplarımızı söylüyoruz. Bu esnada sipariş alan arkadaşa "sizin buralarda meşhur olan sembüsek deneyecektik ama ilgili restoran kapalı olduğu için deneyemedik" diyoruz. Bir süre sonra kebaplar servis ediliyor ve görüyorum ki kebapların yanında sembüsek de var 😊 Dışarıdan sizin için getirttik diyorlar :)

Karnımız iyice doyduktan sonra bu sefer Zinciriye Medresesi’ne gidiyoruz. Bir gün yolunuz Mardin’e düşerse buraya mutlaka uğrayın derim. En güzel Mezapotamya manzarası buradan gözlemleniyor.

4 Eylül 2024 Çarşamba

Midyat

Midyat’ta otobüsten indiğimizde sıcaklığın bir nebze olsun düştüğünü fark ediyoruz. Süryani nüfusunun ağırlıklı olduğu ilçede ilk durağımız Süryani Çarşısı. Çarşı içinde Mardin’e özgü kahve çeşitleri ve yine Mardin’e özgü hayalet şekeri satan dükkanlar bulmak mümkün. Ayrıca çarşı, Süryani kahvesi denemek için de ideal bir yer.

Çarşı sonrası birçok diziye ve filme ev sahipliği yapmış olan Midyat Devlet Konukevi’ne uğruyoruz. Uzun yıllardır dizi film seyretmediğim için bilmiyorum ama meşhur Sıla dizisi de bu konakta çekilmiş.

Konağın alt katından bir fotoğraf…

Konaktan bir oda...

Konak sonrası Midyat sokaklarını gezmeye başlıyoruz…

Midyat’ı enikonu gezip kahvemizi de içtikten sonra artık Mardin’e hareket zamanı. Gökyüzü kızıl yorganını üzerine çektiği vakit biz artık Mardin’e ulaşmış durumdayız.

3 Eylül 2024 Salı

Güneydoğu Seyahati

Yine çok uzun zaman oldu bloguma bir şeyler yazmayalı. İşim dolayısıyla o kadar yoğun günlerden geçiyorum ki çoğu zaman kendi özel hayatımdan ödün vermek zorunda kalıyorum. Blog yazılarım da bu durumdan nasibini alıyor.

Haziran ayının başında ailece güzel bir Güneydoğu turu gerçekleştirdik. Seyahatimizin ilk noktası ise Diyarbakır oldu.

Bakalım gezi nasıl geçmiş?

Planımız; güne Diyarbakır’da kahvaltı ile başlamak, hanlarını, sokaklarını gezmek akabinde de Malabadi Köprüsü’nü görmek. Ancak tur rehberimiz vakit kısıtlamasından ötürü maalesef Diyarbakır gezisini atlıyor ve havalimanından doğruca Malabadi Köprüsü’ne hareket ediliyor.

Köprüye giderken Dicle nehrinin suladığı havzalardan geçiyoruz.

Ve pastoral bir tabloyu andıran manzaralara şahit oluyoruz.

Malabadi Köprüsü…. Otobüsten inerek köprünün bulunduğu yere doğru yürüyoruz. Hava inanılmaz derecede sıcak. Defalarca kez güneyde tatil yapan biri olarak ömrümde böyle bir sıcak hava görmediğimi fark ediyorum.

Dilimizde Malabadi Köprüsü şarkısı ile köprüyü fotoğraflıyoruz.

Sonrasında istikamet Hasankeyf ama öncesinde Batman merkezde bir mola veriyoruz. Yöreye özgü lezzetlerin toplandığı tabaktaki tüm yiyecekleri silip süpürdükten sonra artık Hasankeyf’e hareket edebiliriz.

Sular altında kalan ilçeye girdiğimiz zaman önce çarşıya uğruyoruz.

Çarşı içinde bir cafede mola verdiğimiz esnada bize hilve kahvesi ikram ediliyor. Oldukça lezzetli bu kahve çok hoşuma gidiyor.

Sonrasında çeşitli fotoğraflar çekiyoruz. Aradan biraz zaman geçince fark ediyorum ki çektiğim fotoğraflardan birinde objektifime bir kartal takılmış 😊 Bugüne kadar doğal ortamda hiç kartal görmemiş biri olarak bu çok hoşuma gidiyor ve farklı bir coğrafyada olduğumu bir kez daha idrak ediyorum.

Hasankeyf’te geçirdiğimiz güzel vaktin ardından Midyat’a doğru yola çıkıyoruz. Diyarbakır’da biraz daha vakit geçiremediğim için hayıflansam da yol boyunca bize eşlik eden bu güzel manzaralar keyfimi yerine getiriyor.

Midyat yazısında görüşmek üzere….