6 Ocak 2026 Salı

Hoş Geldin 2026

Aslında sırada Zeyrek yazısı vardı ama yeni yıla girişimizle beraber araya küçük bir yeni yıl yazısı sıkıştırmak istedim 😊

Bir koca sene daha bitti. 90’lı yıllarda iken 2000’li yıllara girecek olmanın heyecanını yaşar, 2000 yılını dört gözle beklerdim. 2000 yılına girdik ve üzerinden tam 25 sene geçti. Yani yeni yüzyılın çeyreğini bitirmiş olduk. Zaman biraz fazla hızlı akmıyor mu?

Yeni yıla evde ailecek girdik. Ben özel günleri kutlamayı seviyorum. Evde biz bize olsak dahi masa hazırlamak, etrafı süslemek hoşuma gidiyor. Keza bayramlara da bayram tatlısı yapmadan girmiyorum. Doğum günleri ise ayrı bir seremoni 😊

Bu sene de minik bir sofra hazırladım, yemeğimizi yedik, ailece sohbet ettik. Biraz müzik açtık, biraz tombala oynadık ve 2026’ya merhaba dedik. 

2026’nın herkese sağlık ve mutluluk dolu günler getirmesini dilerim…

26 Aralık 2025 Cuma

Fatih’te Bir Gün

Geçtiğimiz hafta sonu baba kız günü yaparak tarihi yarımadada bir gün geçirdik. Gezmeli, tozmalı ve bolca yemeli-içmeli bir gün oldu.

İlk önce Bozdoğan Kemeri’nin önünden geçtik. Kemerin önünden geçerken İstanbul’da ne kadar fazla simgesel yapı olduğunu düşündüm. Kız Kulesi, Galata Kulesi, Haydarpaşa Garı bunlardan sadece bazıları… Roma döneminden kalma Bozdoğan Kemeri de bence simge sayılacak yapılardan biri.

İkinci durağımız ise Fatih Camii oldu.

Şadırvanı ile, minareleri ile 600 senelik bu yapı harika bir mimari örneği.

Özellikle iç mekanı çok huzurlu…

Sırada ise Kıztaşı bir diğer adı ile Markianos Sütunu var…Bizans İmparatoru Markianos’un tahta çıkışının ardından inşa edilmiş bu sütun Fatih’in önemli yapılarından biri.

Uzun süredir Fatih’te yer alan Kıztaşı Muhallebicisi’ni merak ediyordum. Sütunu gördükten sonra hemen yakınındaki muhallebiciye uğradık.

Tavuk göğsü, kazandibi ve muhallebinin önce çıktığı mekanda biz kazandibi tercih ettik. Güler yüzlü personelin sunduğu nefis tatlımızı yerken baba kız hem Fatih’teki yapılardan bahsettik hem de birazdan yapacağımız rotayı belirledik.

İstikamet Zeyrek 😊

19 Aralık 2025 Cuma

Geçen Günler

Ne zaman sabah oluyor, ne zaman akşam oluyor, hafta nasıl başlıyor ve nasıl bitiyor hiç anlamıyorum. İçinde bulunduğumuz proje nedeniyle yoğun bir iş temposu ile çalışıyorum.  Böyle zamanlarda yaşanan stres yıpratsa da çalışmak güzeldir deyip yoluma devam ediyorum.

Bazen araya bir kültürel-sosyal aktivite ekleyerek yoğun temponun etkisini azalmaya çalışıyorum. İşte bugünlerden birinde iş arkadaşımla beraber Saatleri Ayarlama Enstitüsü tiyatro oyununu seyretmeye gittik. Geçtiğimiz baharda kitabını okuduğum eserin tiyatro oyununu seyretmek oldukça keyifliydi. Serkan Keskin’in başrolde oynadığı oyun uzun süredir kapalı gişe devam ediyor. Eğer bilet bulabilirseniz mutlaka gidin derim 😊

Veee daha önce de burada defalarca kez bahsettiğim pandemi hobim olan yemek yapma devam ediyor. Bazen kurabiye, bazen yeşil mercimekten köfte, bazen de çıtır çıtır bir börek sofralarımızı şenlendiriyor…

Keyifle kalın…

9 Aralık 2025 Salı

Tatil Kitapları

Araya birçok yazı girdi ve Eylül ayında gerçekleştirdiğim tatil esnasında okuduğum kitapları bir türlü yazamadım. O zaman hadi bakalım 😊

Sabiha…İpek Çalışlar’ın son padişah Vahdettin’in kızı hakkında yazdığı biyografik roman. Hikaye Sabiha’nın çocukluğundan başlayıp son yıllarına kadar devam ediyor. Kitap aynı zamanda Osmanlı Hanedanın son yıllarına, sürgün zamanına ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına da ışık tutuyor.

Zamanın Kapıları…Aynı zamanda televizyon dizisine de uyarlanan kitap Ayşe Övür’e ait. Yazarla yakın zaman önce Botter Apartmanı ile tanışmıştım. Sonrasında Markiz’deki Kadın ile devam ettim. Zamanın Kapıları ise son okuduğum kitabı oldu. Hikaye İstanbul’un muhtelif semtlerinde en çok da Yedikule’de geçiyor. İki gencin kesişen hikayesi ve bu hikayenin arkasındaki sırların açığa çıkmasını anlatıyor.

Tatilde son okuduğum kitap ise Nahit Hanım oldu. Birçok tanınmış ismi yazıya döken Osman Balcıgil’e ait bir biyografik roman daha…Nahit Hanım, cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden biri. Dönemin ünlü şairleri Necip Fazıl ve Sabahattin Ali’nin aşık olduğu ama Orhan Veli ile yaşadığı aşkla tanınan Nahit Hanım…Hızla okunan, sürükleyici aynı zamanda cumhuriyetin ilk yılları hakkında bilgilendirici bir kitap.

2 Aralık 2025 Salı

Mükellef, Galata Rum Okulu ve Fransız Yetimhanesi

Kuzenimle gerçekleştirdiğimiz bir hafta sonu buluşmasında kahvaltı için Karaköy’de yer alan Arda Türkmen’in sahibi olduğu Mükellef’e gittik. Artık daha az ortalarda görünen sonbahar güneşi o gün bonkör davranarak tüm ışıltısı ile bizi selamlamaktaydı.  

Kilolarımıza kilo kattık çok şükür 😊

Bienalin son zamanlarıydı ve hala görmediğim bir iki nokta vardı. Kuzenimi de ikna edince ilk durağımız Galata Rum Okulu oldu.

Sergiden bazı eserler ise şöyle;

İpek Duben’in nostaljik oyuncaklarla hazırladığı oyuncak evler…

Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari’nin güreş temalı çalışmaları…

Çin asıllı sanatçı Kongkee’nin animasyonla Çin tarihine yaptırdığı yolculuk…

Iraklı santçı Ali Eyal’in Köfez Savaşı’nı anlattığı eserler…

Galata Rum Okulu’nun ardından Fransız Yetimhanesi’ne doğru yol aldık.

Yetimhanede sadece tek bir eser var. Ancak burayı ziyaretimizdeki amaç eserden ziyade tarihi yapıyı görmekti.

Bir zamanlar burada kimsesiz çocukların yaşadığını, bahçesinde koşturduğunu bilmek de gezimin iç burkan anları oldu.

Böylece Bienal kapsamında yer alan 8 mekandan 7’sini ziyaret etmiş oldum. El Hamra pasajındaki sergiyi maalesef göremedim. O da bu bienalin nazar boncuğu olmuş olsun 😊

28 Kasım 2025 Cuma

Bir Cumhuriyet Şarkısı ve Yan Yana

Son haftalarda seyrettiğim iki filmden bahsetmek istiyorum.

İlki, Bir Cumhuriyet Şarkısı…Başrollerini Salih Bademci, Ertan Saban, Melis Sezen ve Birce Akalay’ın paylaştığı film, Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçiyor. İran şahını ağırlamak için hazırlanan ülkemiz şaha bir opera dinletisi sunmak ister. Mustafa Kemal’in isteği ile Adnan Saygun bu iş için görevlendirilir ve 27 gün içinde ilk opera eserimiz Özsoy ortaya çıkar. Filmi geçen sene sinemalardaydı ama iş yoğunluğumdan ötürü gidip sinemada seyredememiştim. Kısmet bugüneymiş. Çok keyif alarak seyrettiğim bir film oldu.

İkinci seyrettiğim film ise başrollerini Haluk Bilginer ve Feyyaz Yiğit’in paylaştığı Yan Yana filmi oldu. Fransız menşeili The Intouchables filminden uyarlanan film şu an sinemalarda gösterimde. Hem Haluk Bilginer’in hem de Feyyaz Yiğit’in oyunculukları çok iyiydi. Uzun bir film olmasına rağmen hiç saate bakma ihtiyacı duymadan seyrettim. Genel itibari ile ise benim için ortalama güzellikte bir filmdi.

İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler... 

25 Kasım 2025 Salı

Yine Bir Gülnihal...Aldı Bu Gönlümü…

Türk musikisinin mihenk taşlarından biri olan bu şarkı Osmanlı döneminin ünlü bestekarı Dede Efendi tarafından bestelenmiş ve dilden dile söylenerek günümüze kadar ulaşmış. Sultanahmet’e doğru yola çıkmadan evvel Google Maps’e bakmış gezebileceğim noktaları önceden işaretlemiştim. Bu esnada Dede Efendi Evi dikkatimi çekmişti. Ünlü bestekarın evinin Sultanahmet’te daha doğrusu Cankurataran’da olduğunu ve hatta müzeye dönüştürüldüğünü hiç bilmiyordum. Haritada görünce burayı da gezilecek noktalar arasına düşünmeden ekleyivermiştim.

Küçük Ayasofya’dan çıkıp tarihi sokaklardan geçerek Cankurtaran’a doğru yol alıyorum.

Ahşap, aşı boyalı evin önüne gelince varış noktama ulaştığımı anlıyorum.

Eve girince beni ilk karşılayan Dede Efendi’nin resmi ve onun dilinden dökülen notalar oluyor.

Sonrasında içeride tanıştığım Şeyma Hanım bana rehberlik ederek evi gezdirmeye başlıyor. Bu esnada Dede Efendi ile de ilgili birçok bilgi ediniyorum. Sarayda nasıl bestekarlık yapmış, 3.Selim ile olan yakınlığı, mevlevihaneye girişi ve Mekke’de ölümü derken Dede Efendi’nin hayatının özetini öğrenmiş oluyorum.

Evin içinden bir oturma köşesi. Çok huzurlu görünmüyor mu?

Türk müziğinde kullanılan bazı çalgılar…

Dede Efendi’nin evinden ayrıldıktan sonra tekrar Sultanahmet Meydanı’na doğru yürümeye başlıyorum ve yol boyunca çok şirin köşelerden geçiyorum.


Veee final… 😊