9 Mart 2021 Salı

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 3: İş, Örgü,Yoga ve Boza

Doğum günüydü, kardı derken Şubat ayı da bitti gitti. Ay boyunca oldukça yoğun çalıştığımı söyleyebilirim. Zaten evden çalışmaya başladığımızdan beri mesai saati sabah başlıyor ama akşam 17:00’de bitmiyor:) Tabi ki evin güvenli ortamında çalıştığımız için buna da şükür diyoruz.

Artık yeni bir hobim var ; örgü örmek :) Youtube’daki videoları seyrederek kendi çapımda örmeye başladım. Henüz çok acemi bir örgücü olduğum için yalnızca bere örebiliyorum. 4-5 tane bere ördüm. Annem yakında pazarda ördüklerini satışa çıkaracaksın galiba diye dalga geçiyor benimle 😊
Bu arada yogaya da devam ediyorum. Kabul bazen çok üşenip kaytarıyorum. Ancak zaman ayırdığım her seans sonrası iyi ki bugün yoga yaptım diye içimden geçiyor ve çok iyi hissediyorum.
Bunların haricinde Şubat ayında bol bol boza tükettim. Malum bozanın seveni de çok sevmeyeni de. Ben sevenlerdenim. Şöyle leblebili, tarçınlı boza sevenler burada mı?

4 Mart 2021 Perşembe

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 2 : Karlı Günler

3 senedir hasret kaldığımız kar sonunda İstanbul’a düştü. Pazar sabahı uyandığım zaman beyaz örtüyle kaplanmış yollardan, çatılardan, ağaçlardan uzun süre gözlerimi alamadım. Gönül isterdi ki karın keyfini Beyoğlu’nda, Pierre Loti’de ya da Süleymaniye’de çıkaralım ama bu sene olmadı. Karlı havanın keyfini evde sürdük.

Pazar günü için temizlik, derleme toplama gibi planlar yapmıştım ama kar yağışını görünce tüm planları askıya alarak salebimi hazırladım ve kitabıma gömüldüm.

Pazartesi günü de kar hızını arttırarak devam ettik. Sabahın ilk saatlerini yine buz gibi havada salep içerek karşıladım.
Akabinde hızımı alamadım ve tazecik ekmekler yaptım. Annem de köfteleri yaptı mı oldu bize karlı havada köfte ekmek partisi. Böyle ufak tefek atraksiyonlar bile bu zor günlerde insanı mutlu ediyor.
Akşam üstüne doğru ise tekrar kahve molası…
Böylece 3 günlüğüne de olsa kara doymuş olduk. O zaman hadi bahar seni bekliyoruz. 

26 Şubat 2021 Cuma

Şubat Ayından Geriye Kalanlar 1: İyi ki Doğdum:)

Severim bu kara kışın hüküm sürdüğü ayı. Belki kış aşığı olduğum için belki de doğduğum için orasını bilmem 😊 2 Şubat günü bir yaş daha büyüdüm ben. Pek bi sakin geçen eski yaşımı geride bırakarak yeni yaşıma adım attım.

Sabahın ilk saatlerinden gece yarısına kadar telefonum hiç susmadı. Arkadaşlarım, dostlarım kocaman bir iyiki doğdun dediler bana. Neredeyse bir senedir kimselerle görüşmüyorum. Hep derler ya “gözden ırak olan gönülden de ırak” olur. Ben gözden ırak olmuşum ama gönüllerden çıkmamışım. Günün sonunda bunu düşününce gözlerim dolu dolu başımı yastığa koydum.

Akabindeki hafta sonu da aile arasında küçük bir kutlama yaptık. Bu sene pek dışarı çıkamadığımız için sofraya biraz daha özendik. İlk defa kendi doğum günü pastamı hazılrladım ve dileklerle üfledim.
Hoş geldin yeni yaşım… Beraber güzel zaman geçirelim e mi?

6 Ocak 2021 Çarşamba

2020’nin Ardından

Bir hışımla geldi geçti koskoca bir yıl. 2020 yılı evet zor ama zorluğundan ziyade öğretici bir yıldı. Her şeyden önce sağlığımızın ve ailemizin sağlığının ne kadar önemli olduğunun bir kez daha farkına vardık.

Sağlık dışında başka şeyler de öğrendik tabi ki. Örneğin; ben pandemi öncesi evde pek vakit geçiren bir tip değildim. Yıl içinde evde oturduğum hafta sonlarını saymaya kalksak bir elin parmaklarını geçmezdi. Ancak bu süre zarfında evde de güzel vakit geçirmenin mümkün olduğunu öğrendim.

Peki neler yaptım 2020 yılında?

Aslında yıl güzel başlamıştı. Ocak ayında arkadaşlarımla bol bol sosyalleştim, sinemaydı, tiyatroydu derken bir sürü etkinliğe katıldım. Ayrıca 2020 yılı yapılacaklar listemde yer alan yogaya başladım.

Şubat ayında harika bir Kars - Erzurum tatili yaptım.
Mart ayında ise tüm dünyayla beraber ben de eve kapandım 😊Evde olduğum dönemde evde nasıl vakit geçireceğimin yollarını keşfettim. Öncelikle işimle ilgili uzaktan çalışma başladı. Bu yeni çalışma düzeninde mesai saatlerimi hiç bozmadan çalışmaya devam ettim. Spor salonu kapandığı için evde spor yapmaya başladım ve henüz yeni başlamış olduğum yogaya da devam ettim. Instagram ve youtube spor ve yoga pratiği yapmak isteyenler için bir video cenneti. Spor salonuna gitmeden de pekala düzenli spor yapılabiliyormuş.
Bir sürü güzel kitap okudum, yeni yazarlarla tanıştım.

Güzel filmler seyrettim.

Yaz dönemi ile beraber korularda uzun uzun yürüyüşler yaptım. 
Ve mutfak… Pandemi dönemi mutfak becerimi epey geliştirdiğim bir dönem oldu.
Böylece koskoca bir yıl geldi ve gitti. Umarım 2021 hepimiz için sağlıklı ve güzel bir yıl olur. Herkese iyi seneler 😊

25 Aralık 2020 Cuma

Okuma Zamanı

Okuduğum kitapları epeydir paylaşmadığımı fark ettim.  Taa yazın okuduğum ama paylaşmadığım kitaplar var. Öyleyse bir yerden başlayalım.

İlk defa Stefan Zweig’ın bir kitabını okudum. Yazarın; Görünmez Koleksiyon, Unutulmuş Düşler&Karda isimli öykü kitabını beklediğimden daha çok sevdim. Öykü kitabı okumayı çok sevmememe rağmen 2020 en fazla öykü kitabı okuduğum yıllardan biri oldu.

Mahalle Kahvesi ise Sait Faik’e ait bir öykü kitabı. Yıllar olmuştu Sait Faik kitabı okumayalı. Usta yazarın kaleminden dökülenleri okumak çok keyifliydi.
Bir diğer okuduğum kitap ise Murat Işık’a ait Muhtelif Lüks Bisküit oldu. Öneri üzerine aldığım bu kitabı ilk gördüğüm zaman kapağından ötürü ön yargı ile yanaştım. Bu nasıl bir kitap acaba diye düşünürken hikayenin içinde kayboldum. Ege’nin bir köyünde geçen sımsıcak bir hikaye.
Kalbindeki Buzları Erit isimli kitap da yine öneri üzerine aldığım bir kitaptı. Eskimo gelenekleri üzerine kurulu kitabın biraz farkındalık yaratacağını ve kişisel gelişimime olumlu yönde katkı sağlayacağını düşünerek okumaya başladım. Ancak tam bir hayal kırıklığı yaşadım. Bir kere eskimo görüş ve yaşam tarzı günümüze uyarlanmamıştı ve kitabın çevirisi çok kötüydü.
Son olarak da Nermin Bezmen’in Unutkan Aşk isimli kitabını paylaşmak istiyorum. Nermin Bezmen son kitabında yine çok etkileyici bir hikaye ile karşımıza çıkmış. Alzheimer hastası bir kadın ve ona bakan eşinin hikayesini anlatan romanı çok beğendim.

24 Aralık 2020 Perşembe

Yamaklığa Devam

Fırsat buldukça yine mutfağa girmeye devam ediyorum. Hatta geçen gün haddimi aşarak el açması börek denedim. Bitirdiğimde dilimden şu cümle dökülüyordu; “Bir dahaki denemem sanırım beş sene sonra olur” 😊 Ertesi gün yaşadığım kas ağrısı iki günlük spora bedeldi. İlk denememe rağmen çıkan sonuç ise fena değildi. Sanırım ikinci deneme için beş sene daha beklemeyeceğim 😊

Daha önce de yazmıştım. Evde ekmek yapmaya devam edenlerdenim. Önümüz yılbaşı olduğu için bu sefer ekmek konseptim çam ağacı oldu.
Bir Pazar sabahı ise kahvaltıya aşağıda gözüken örgü çöreği yaptım. Yapımı kolay ve göze hitap eden bir çörek.
Bir de pide yaptım ve nefis oldu diyebilirim. Daha önce lahmacun denemiştim ve orta karar bişi olmuştu. Aynı şekilde pidenin de öyle olacağını sandım ama pide enfesti.
Tabi ki arada ağzımız tatlansın diyerek tatlılar da hazırladım. Önce sufle ile başlayalım. Sufle, yapımı kolay gözüken ama çok zor bir tatlıymış bunu öğrendim. İki kez denedim ama hala tam tutturamadım. İlerde bir kez daha denemeyi planlıyorum.
Limonlu Tart… Süsleme kısmı çok zevkliydi…
Veee kamuflaj kek.
Bakıyorum da hep hamur işi türü şeyler yapmışım. Eee serde trakyalılık var, hamur işi olmadan olmaz. Fakat biraz daha sağlıklı tarifler üzerine de çalışmalıyım sanırım.

O zaman hadi ben mutfağa… Sağlıkla ve lezzetle kalın…

18 Aralık 2020 Cuma

Filmler, Filmler..

Bugün son zamanlarda izlediğim filmlerden bahsetmek istiyorum. İlki; Kitap Külübü. Jane Fonda, Diana Keaton gibi isimlerin baş rolde oynadığı film, aralarında kitap kulübü kurmuş dört kadın arkadaşın yeni bir kitap ile tanışması ile başlıyor. Orta yaşın üzerinde olan bu kadınların seçtikleri kitap ise Grinin Elli Tonu. Müstehcen konusu ile meşhur olan Grinin Elli Tonu kitabı dört arkadaşın hayatına bir yerlerden dokunuyor ve olaylar gelişiyor.

İkinci seyrettiğim film ise bir Fransız filmi. Orijinal adı Le Belle Epoque olan film türkçeye Yeni Baştan ismiyle çevrilmiş. Uzun yıllardır evli olan bir çiftin evlilikleri zamanla anlamını ve önemini yitirmiştir. Marianne yeni zamana ayak uydurmuşken, Viktor sürekli geçmişle yaşıyordur. En sonunda Victor, önüne gelen bir fırsat ile 70’li yıllara geri döner ve o anları yeniden yaşar. İlginç bir konusu olan güzel bir film olduğunu söyleyebilirim. Bu arada geçmişe dönüş kısmı bilim kurgu çağrışımı yapmasın, tamamen farklı bir şekilde geçmişe dönüş var 😊
Üçüncü olarak paylaşmak istediğim film ise The Holiday yani Tatil. Cameron Diaz, Kate Winslet, Jude Law gibi popüler oyuncuların baş rolleri paylaştıkları film romantik komedi tarzında. Dünyanın iki ayrı ucunda oturan ve ilişkilerinde sorun yaşayan iki kadın bulundukları ortamdan uzaklaşmak ister ve evlerini değiştirir. Akabinde de yeni şehirlerinde olaylar gelişir. Son derece eğlenceli ve keyifle vakit geçirilecek bir film.
Son izlediğim film ise yine romantik komedi tarzındaki Holidate oldu. Bir alışveriş merkezinde tanışan Sloane ve Jackson yalnızca bayram günleri ve özel günlerde sevgili olmak için anlaşırlar ve yılın belli günleri bir araya gelirler. Fazla beklenti içine girmeden, zaman öldürmek için izlenecek fimlerden biri diyebilirim.

İşte böyle...Filmler belki hafta sonu için fikir verebilir, şimdiden iyi tatiller 
😊