4 Ekim 2022 Salı

Tatil

Önceki hafta ailece kısa bir tatil yaptık. Çok ama çok yoğun çalıştığım ve aşırı derecede yorulduğum bir senenin sonunda bu tatil çok iyi geldi. Fethiye’de bir hafta denizin ve güneşin keyfini çıkararak dinlendik.

Çoğunlukla sabahları daha gün doğmadan uyandım ve sahil boyunca yürüyüşler yaptım. Yürüyüş sonrası en keyiflisi de güneş daha yerküreyi ısıtmadan ve ortalık kalabalıklaşmadan sahilde çakılların üzerine oturup kahvemi yudumlamaktı.

Kendime hiçbir sınırlama koymadan dilediğim kadar yedim ve hiç pişman olmadım. Şunun şurasında kaç kere tatil yapıyoruz di mi? 😊

Bazen de nefis kokteyller içtim.

Babamla kıyasıya tavla mücadelesine girdim. Çoğunlukla kazanan taraf oldum 😊))

Kafamı dağıtan güzel kitaplar okudum.

İzlemeye doyulamayan az daha sürse denen gün batımları seyrettim.

Bir tatil de böyle geçti gitti…

15 Eylül 2022 Perşembe

Beyoğlu, İnci Pastanesi ve Sinema Müzesi

Yine yazılara ara verdiğimin farkındayım. İşlerden fırsat bulup 3- 5 kelimeyi yazıya dökemiyorum bir türlü. Hadi kaldığımız yerden devam edelim.

Geçtiğimiz ay mini bir Beyoğlu turu yaparak hem yıllardır gitmediğimiz İnci Pastanesi’ne uğradık hem de ne zamandır merak ettiğimiz sinema müzesini gezdik.

Yağmurlu bir Beyoğlu sabahı…Sıcak yaz günlerinde bu yaz yağmurları çok iyi oluyor valla:)

İlk durağımız İnci Pastanesi oldu. İnci Pastanesi’ne ilk defa gittiğimde 17 yaşımdaydım sanırım. O güne kadar hiç yemediğim profiterolü tatmış ve çok sevmiştim.

O günden sonra üniveriste yıllarımda 1-2 kez daha gittim İnci Pastanesi'ne. Daha sonra bir daha gidemedim. Zaten profiterol de daha kolay ulaşılır bir tatlı oldu 😊 Yıllar sonra pastaneye adım attığımda kendimi yeniden o yıllarda hissettim, bu yüzden hüzünlenmedim desem yalan olur.

Profiterollerimizi yedik ve Beyoğlu sokaklarını arşınlamaya başladık.

Gezimizin esas amacı geçtiğimiz sene açılan sinema müzesini görmekti. Sinema müzesi Atlas Pasajı içinde yer alıyor.

Müzede ilk önce eski türk filmi görüntülerinin olduğu bir odaya girdik. Burası oldukça ilgi çekici bir oda. Her kolonda meşhur türk filmlerinden biri var ve kolonun altında da bir tablet bulunuyor. Tableti elinize aldığınız anda duvardaki görüntü oynamaya başlıyor.

Film karakterlerinin olduğu salonda ise Kemal Sunal, Adile Naşit ve Gulyabani’ye rastlamak mümkün…

Filmlerde kullanılan kostümler ayrı bir alanda sergilenmiş durumda.

Eski kameralar ve diğer sinema cihazlarına ise farklı bir bölüm ayrılmış.

Sinemamızın temelini oluşturan Hacivat ve Karagöz de unutulmamış.

Afişler, filmlerde kullanılan telefonlar…vs bunları görmek güzeldi ama bunların haricinde müzenin yapısı da oldukça dikkat çekiciydi. Tavan süslemelerine bakar mısınız?


Böylece Beyoğlu günü; tatlı başlayan ve sinemaya dair bir gezi gerçekleştirdiğimiz bir gün olmuş oldu.

11 Ağustos 2022 Perşembe

Büyükada’da Bir Gün (Devamı)

Farkındayım, gezimizin devamını bir türlü yazamadım. Tatil dönüşü yoğunluğu diyelim ve kaldığımız yerden devam edelim o zaman 😊

Elektrikli otobüsle adanın üst kısımlarına doğru tırmanırken öncelikle Dilburnu Tabiat Parkı’na uğradık. Defalarca kez Büyükada’ya gitmeme rağmen bu parka hiç uğramamıştım. Şimdi ise iyi ki gördük dediğim yerlerden biri oldu. Parka 12 TL ücret karşılığı girilebiliyor ve doğanın tadı sınırsız çıkarılabiliyor.

Parkın girişine instagram için bol malzeme çıkacak fotoğraf köşeleri yapmışlar. Salıncaklar, aynalı koltuklar, kalpler, telefon kulübeleri bunlardan bazıları…

Parkın içinde yürüyüş çok keyifli…

İlerlere doğru gittikçe nefis bir manzara ile karşılaşıyorsunuz. Denize bakan kısımlara banklar ve masalar yerleştirmişler. Burası tam termosa kahve atıp, sandviçi hazırlayıp manzara karşısında keyif çatılabilecek bir yer.

Tabiat parkından sonra yukarıya doğru yürümeye devam ettik. Önce Aşıklar Tepesi’nden

sonra da bu şirin saksının yanından geçerek Lunapark Meydanı’na ulaştık.

Bundan sonrası ise zorlu yokuş. Adanın en üst noktası olan Aya Yorgi’ye çıkalım mı diye küçük bir tereddüt yaşadıktan sonra çıkmaya karar verdik. Yokuşta tek bir fotoğraf çekmemişim. Muhtemelen o sırada ufka bakıp bu yokuş acaba ne zaman bitecek diye düşünüyordum 😊

Veee yokuşun sonu…

Tabii ki şahane manzara…

Dönüş yolunda ise Lunapark Meyda’nında mola vererek öğle yemeğimizi yedik.

Sonra yine yürüyüş ama bu sefer aşağıya doğru… Son durak noktamız ise Reşat Nuri Güntek'in evi oldu. Ben müze olarak gezmeye açık bir mekan sanıyordum ama öyle değilmiş. Bu yüzden sadece dışardan fotoğraflamakla yetindik.

Böylece ada gezimiz de bitmiş oldu.

27 Temmuz 2022 Çarşamba

Büyükada'da Bir Gün

Bayram tatilinde ailece günübirlik Büyükada’ya gittik. Henüz güneş ışınlarının şehrimizi tam ısıtmadığı saatlerde yola koyulduk. Böylece ilk vapurla adaya gitme şansını yakalamış olduk. İlk vapurda yerimizi almamıza rağmen bayram tatili olduğu için bir de ulaşım araçları ücretsiz olduğu için vapur oldukça doluydu. Bu yüzden çift maske takarak seyahat etmek durumunda kaldık.

Ulaşım araçları içinde seyahat etmekten en çok keyif aldığım araç kesinlikle tren ama vapur da pekala ikinci sırada yer alabilir. Hele açık havada yer kapılmışsa ve yanımda okunacak güzel de bir kitap varsa değmeyin keyfime...

Kitabın neredeyse yarısına geldiğim esnada Büyükada iskelesi ufukta göründü.

Karnımız zil çaldığı için adaya varınca ilk işimiz evde hazırladığımız sandviçlerimizi denize karşı oturarak yemek oldu.

Sonrasında adanın sokaklarında dolaşmaya başladık. Parlak mor renkleri ile sokakları süsleyen begonviller, bakımlı köşkler ve kuş sesleri arasında dolaşmak oldukça keyifliydi.

Sokak aralarında dolaşırken yolumuz Splendid Otel’in önüne de düştü. Henüz içini hiç görmediğim otel için belki bir gün kalmak da nasip olur diyerek bu sefer sadece oteli fotoğraflamak ile yetindim.

Akabinde adanın üst tarafına yani Lunapark Meydanı’na gitmek üzere saat kulesinin oraya geldik ama önce dondurma almalıydık 😊

Adada mutlaka yerli halkın bildiği ve sevdiği dondurmacılar vardır ama bizim pek malumatımız olmadığı için en turistik dondurmacı olan Prinkipo’ya uğradık.

Buradan dondurmalarımızı aldıktan sonra elektrikli otobüslerin kalktığı durağa ulaştık. Böylece yukarılara doğru yolculuğumuz başlamış oldu. Bundan sonrası da bir dahaki yazıya kalsın 😊

18 Temmuz 2022 Pazartesi

Kitaplar

Gezme tozma yazılarına minik bir ara vermek ve okuduğum son kitapları paylaşmak istiyorum.

Birincisi Mor Amber… Mor Amber Afrika edebiyatından bir kitap. İlk defa Afrika edebiyatına ait bir kitap okudum ve çok beğendim. Nijerya’da geçen öykü ergenlik çağındaki genç bir kızın dilinden anlatılıyor. Tutucu bir baba ile yaşayan genç kız, ailesini, Nijerya’daki rejim değişikliğini, duygularındaki gelgitleri sade ama bir o kadar da merak uyandıran bir dille anlatıyor.

İkinci okuduğum kitap ise Man Booker ödüllü bir kitap olan Bir Son Duygusu…Bu sefer hikayemiz Londra’da geçiyor. Hikayenin kahramanı Tony Webster bir mektup alıyor ve bu mektup üzerine son 40 yılını anımsamaya başlıyor. Kitaba oldukça isteksiz başlamıştım ama çok severek okudum. Kesinlikle tavsiye ederim.

Son kitap ise Gönül Meselesi. Tuna Kiremitçi’ye ait olan bu roman aşağıdaki fotoğraftaki fiyatından da görüleceği üzere çok uzun süredir kitaplığımda bekliyordu. Bayram tatilinde Büyükada’ya günü birlik bir seyahat gerçekleştirdik. Vapur yolculuğunda okumak için kitaplığımda şöyle çok fazla kalın olmayan bir kitap ararken elime geldi ve çantaya attım. Farklı çevrelere sahip iki kadının bir adam yüzünden yollarının kesişmesini anlatıyor. Biraz türk dizisi kıvamında diyebiliriz. Hızlıca okunan akıcı bir kitap.

30 Haziran 2022 Perşembe

Ortaköy’den Bebek’e

Hafta sonu anne kız günü yaptık. Neredeyse tüm günümüzü Ortaköy - Bebek arasında geçirdik. İlk durağımız Ortaköy’dü.

Önce Büyük Mecidiye Camisinin önünde turist pozu vererek fotoğraflar çekildik. İstanbul’a ilk defa geliyormuşçasına ben onu çektim o da beni, yetmedi bir de selfie yaparak fotoğraf çekimini tamamladık.

Sonrasında incik boncuk tezgahlarının arasında kaybolduk.

Ortaköy demek kumpir demek değil de nedir? Bu sefer kumpir yemedik ama bir dahaki sefere yiyelim diye kararlaştırarak Arnavutköy’e geçtik.

Arnavutköy, boğaz hattında en sevdiğim semtlerden biri olabilir 😊

Hele arka sokakları… Dar sokaklar, cumbalı ahşap evler…hepsi birbirinden güzel.

Ara sokaklardan birinde karşımıza çıkan bir balıkçı.

Sokakları eni konu gezdikten sonra kahve molası vermek için Le Pierre’e gittik. Pandemi boyunca dışarda tek bir fincan kahve dahi içmediğimiz için bu bizim için heyecanlı bir deneyim oldu 😊))

Hem kahvemizi içtik hem de bol bol sohbet ettik.

Vee son olarak da Bebek yolları… Manzara çok güzel değil mi?

Bebek’e kadar gitmişken “Mini” bir dondurma aramız oldu.

Güzel manzara, deniz kokusu, bol yürüyüş ile günü sonlandırdık.