Yine yazılara ara verdiğimin farkındayım.
İşlerden fırsat bulup 3- 5 kelimeyi yazıya dökemiyorum bir türlü. Hadi
kaldığımız yerden devam edelim.
Geçtiğimiz ay mini bir Beyoğlu turu
yaparak hem yıllardır gitmediğimiz İnci Pastanesi’ne uğradık hem de ne zamandır
merak ettiğimiz sinema müzesini gezdik.
Yağmurlu bir Beyoğlu sabahı…Sıcak yaz
günlerinde bu yaz yağmurları çok iyi oluyor valla:)
İlk durağımız İnci Pastanesi oldu. İnci Pastanesi’ne ilk defa gittiğimde
17 yaşımdaydım sanırım. O güne kadar hiç yemediğim profiterolü tatmış ve çok
sevmiştim.
O günden sonra üniveriste yıllarımda
1-2 kez daha gittim İnci Pastanesi'ne. Daha sonra bir daha gidemedim. Zaten
profiterol de daha kolay ulaşılır bir tatlı oldu 😊 Yıllar sonra pastaneye adım attığımda
kendimi yeniden o yıllarda hissettim, bu yüzden hüzünlenmedim desem yalan olur.
Profiterollerimizi yedik ve Beyoğlu
sokaklarını arşınlamaya başladık.
Gezimizin esas amacı geçtiğimiz sene
açılan sinema müzesini görmekti. Sinema müzesi Atlas Pasajı içinde yer alıyor.
Müzede ilk önce eski türk filmi
görüntülerinin olduğu bir odaya girdik. Burası oldukça ilgi çekici bir oda. Her
kolonda meşhur türk filmlerinden biri var ve kolonun altında da bir tablet
bulunuyor. Tableti elinize aldığınız anda duvardaki görüntü oynamaya başlıyor.
Film karakterlerinin olduğu salonda
ise Kemal Sunal, Adile Naşit ve Gulyabani’ye rastlamak mümkün…
Filmlerde kullanılan kostümler ayrı
bir alanda sergilenmiş durumda.
Eski kameralar ve diğer sinema
cihazlarına ise farklı bir bölüm ayrılmış.
Sinemamızın temelini oluşturan
Hacivat ve Karagöz de unutulmamış.
Afişler, filmlerde kullanılan
telefonlar…vs bunları görmek güzeldi ama bunların haricinde müzenin yapısı da
oldukça dikkat çekiciydi. Tavan süslemelerine bakar mısınız?
Böylece Beyoğlu günü; tatlı başlayan ve sinemaya dair bir gezi gerçekleştirdiğimiz bir gün olmuş oldu.