Yüksek binalarla dolmayan, yıllardır aynı dükkanların hizmet verdiği, dokusunu kaybetmeyen semtleri çok seviyorum. Beşiktaş da bunlardan biri. Çocukluğumda babamın iş yeri Beşiktaş’taydı. Bu yüzden yaşadığımız semtin dışında en çok gördüğüm semt Beşiktaş oluyordu (hoş zaten çocukken öyle fazla bir semt gördüğüm de yoktu 😊). O gün bugündür Beşiktaş ile bağım kopmadı. Aklıma estikçe hep kendimi Beşiktaş sokaklarına attım.
Geçtiğimiz hafta da yine oradaydım. Önce deniz kenarında biraz vakit geçirdim.
Sonra yüzyıllardır ayakta duran Sinanpaşa Camii ve semtin bir bölümüne adını veren Barbaros heykelini fotoğrafladıktan sonra ara sokaklara doğru ilerledim.
Beşiktaş çarşı…
Çarşıdaki balıkçılar artık bir elin parmaklarını geçmiyor. Oysa bir zamanlar ne kadar kalabalıklardı. Öyle ki balık kokusundan rahatsız olduğum için çocukluğumda buradan geçerken burnumu tıkardım.
Eeee semti sevmek demek takımını da sevmek demek 😊 O zaman kartal aşkına…
7-8 Hasan Paşa Fırını…Yüzyılı aşkın süredir Beşiktaş’ta hizmet veren bir fırın. Buraya uğrayıp bir kese kağıdına sevdiğiniz kurabiyelerden doldurun derim 😊
Veee Soydan turşuları…İstanbul’un açık ara en iyi turşucusu.
Buraya her uğradığımda hangi turşudan alacağımı şaşırıyorum.
Eveeet böyle işte….Gezip yeni yerler keşfettiğimiz ama eski yerleri de ihmal etmediğimiz günlerimiz çok olsun :)


