21 Şubat 2020 Cuma

Sarıkamış, Çıldır Gölü ve Ani Harabeleri


Sabahın çok erken saatlerinde uyanıyorum. Doğum günüm bugün. Evimden çok uzakta yeni bir yaşa girmenin heyecanı içindeyim. Annem ve babam uyandıktan sonra hemen üzerimizi giyiniyoruz ve kahvaltıya iniyoruz. Sonrasında ise atkılara, berelere dolanıp dışarı adım atıyoruz. Hava buz gibi…İstikamet hüzünlü bir nokta; Sarıkamış.

Tam 90.000 askerin soğuktan donarak şehit olduğu noktadayız. Üzerimizde kalın sweatshirtler, paltolar, atıklar ve bereler olmasına rağmen soğukta yalnızca 10 dakika durabiliyoruz. O zaman ki koşulları düşününce askerler için bir kez daha üzülüyor ve dualarımızı gönderiyoruz.
Akabinde Sarıkamış kayak alanındayız. Açıkçası bu kadar gelişmiş ve güzel bir tesis beklemiyorken gördüklerim beni şaşırtıyor.  Önce telesiyejle yukarılara tırmanarak manzaranın tadını çıkarıyoruz.
Sonrasında ise sıcacık içeceklerle içimizi ısıtıyoruz.
Ve sırada Çıldır Gölü var. Buz tutmuş kocaman bir su kütlesi hayal edin. Ucu bucağı belli değil, neresi kara neresi su göz ayırt edemiyor.
Gölün üzerinde yürüyüş yapılabiliyor ve kızaklarla gezilebiliyor.
Yaptığımız kısa yürüyüş sonrası bir restorana giriyoruz. Buranın en ünlü yiyeceği yöre halının sarı balık dediği  bir tür sazanı tadıyoruz. Tatlı su balığı çok sevmememe rağmen inanılmaz lezzetli buluyorum. 
Öğleden sonra olmuş bile. Artık uzak bir noktaya Ani Harabeleri’ne doğru hareket ediyoruz. Girişine vardığımızda beni en çok şaşırtan sessizlik oluyor. Etraf nefesimi dinleyebileceğim kadar sessiz.
Kiliseler, camiler, yerleşim yerleri bir bir karşımıza çıkıyor. Ucu bucağı belli olmayan kent Ermenilere, Selçuklulara, Gürcülere, Moğollara ev sahipliği yapmış.
Her köşesinde fotoğraf çekmek her köşesinde mola verip sessizliği dinlemek istiyorum.
Bazı yapıların içini de ziyaret ediyoruz. İçlerinde bizi kimi zaman harika manzaralar karşılıyor.
Ani’de gün batımına da şahit olduktan sonra yorgun ama mutlu bir şekilde Kars’a dönüyoruz. Sırada peynir tadım etkinliği var. Çeşit çeşit peynirlerden tadıyoruz hatta bazılarından 3 kere tadıyoruz :)
Peynir alışverişimizi bitirdikten sonra ise bal köşesine geçiyoruz.
Sonunda oteldeyiz. Bir topkekin üzerine konmuş mumu üflüyorum ve yeni yaşıma hoş geldin diyorum.

Ertesi gün yine yoğun olacağız. O zaman uykuya…

18 Şubat 2020 Salı

Serhat Şehri Kars


Bilirsiniz ben kışı ve kar yağışını çok severim. Ancak bu sene İstanbul’da maalesef doğru düzgün kış göremedik. Şöyle kara bata çıka yürümeyi özlemiştim. Ayrıca sosyal medyada çokça fotoğraflarına rastladığım Kars şehri de oldukça ilgimi çekiyordu. Bu yüzden hem kar hem de Kars görüp bir taşla iki kuş vururuz diyerek Şubat başı gibi Kars’a gittik.

Seyahatimizi uçak ile gerçekleştirdik. Yaklaşık 2 saat süren bir yolculuğun sonunda Kars’a ulaştık ve ayağımızın tozu ile ilk önce kars lezzetleri ile buluştuk.

Ben ve annem hingel isimli içi boş mantıyı tercih ettik. Fena değildi ama açık söylemek gerekirse Kayseri mantısının yerini tutmaz.
Babam ise piti isimli bir tür et yemeği aldı. Ondan da ufak bir parça tattım ve fena değildi.
Umaç isimli yöresel helvaları ise alışılmış helvadan farklı bir lezzetti.
Yemek sonrası gezimiz başladı. İlk önce Fethiye Camisine gittik. Burası, Rus işgali esnasında inşa edilmiş bir kilise. İşgal sonrası camiye çevrilmiş yapı oldukça güzel duruyordu.
Akabinde Taşköprü, Kars Kalesi ve Kümbet Camisini görebileceğimiz alana doğru ilerledik. Son yıllarda turist çeken şehre fotoğraf noktaları da eklenmiş durumda. Serhat şehri Kars yazısının çevresinde arkamıza Kars kalesini alarak bol bol fotoğraf çekildik.
Sonra Taşköprüye yürüdük. Sanırım merkezde en sevdiğim noktalardan biri bu Taşköprü oldu. Donmuş bir nehir ve karlarla kaplı köprü çok hoş görüntü veriyordu.
Ve Kümbet Camii…
Kars sokaklarında Rus mimarisinin izleri epey yoğun durumda.
Akşam saatlerinde ise Kafkas gecesine katıldık. Gösteriye giderken karlı sokaklarda yürümek oldukça keyifliydi. Hava ise -20 derece civarında seyrediyordu ancak sıkı giyindiğimden midir yoksa gerçekten termometreye rağmen Kars’ın havası yumuşak mıdır bilemiyorum soğuk havayı fazla hissetmedim.
Güzel bir gösteri seyrettikten sonra ise günü noktaladık. Ertesi gün bizi çok yoğun bir program bekliyordu.

14 Şubat 2020 Cuma

Şezlong Savaşları ve Kapalıçarşı


2020 yılının okuduğum ilk kitabı İdil Hazan Kohen’in Şezlong Savaşları oldu. Şezlong Savaşları, devam niteliğinde bir kitap. Kişisel Gerilim ve Dişisel Gerilim kitaplarının devamı. Kişisel Gerilim, okurken çok eğlendiğim bir kitap olmuştu. Dişisel Gerilim de fena değildi. Ancak bu kitap için maalesef aynı şey söyleyemeyeceğim. Kitap resmen elimde süründü.
Okuduğum diğer kitap ise Fuat Sevimay’ın Kapalıçarşı isimli kitabıydı. Kapalıçarşı’yı çok sevdiğim ve daha önce herhangi bir kitabını okumadığım bir yazardan kitap okumak istediğim için bu kitabı aldım. Roman, İstanbul’un fethinin ilk yıllarında Kapalıçarşı’nın inşaası esnasında yaşanan olayları anlatıyor. Hikaye bol bol hayal gücü ve mecazi anlatımla harmanlanmış durumda. Yazarın dili de oldukça akıcı. Özellikle tarihi kurgulardan hoşlananlara bu kitabı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar…

10 Şubat 2020 Pazartesi

Hoş Geldin Yeni Yaşım


Bu sene evimden çok uzaklarda, minik bir topkekin üzerine konan mumu üfleyerek girdim yeni yaşıma. Tam 40 yaşında oldum. Aynı doğduğum günkü gibi karlı bir havada yeni yaşıma hoş geldin dedim.

Bu sene ile ilgili daha öncesinde planlar yapmıştım. Birkaç fikir vardı aklımda. Uzun süredir sessiz sakin kutladığım doğum günümü bu sene parti vererek kutlayacaktım. Ya da evimde sakin bir köşeye çekilip içimdekileri uzun uzun yazacak, geçmiş yılların muhakemesini yapacaktım. Ya da en yakın arkadaşlarımla bir araya gelecek ve muhabbetler eşliğinde sıcacık bir ortamda merhaba diyecektim 40'a. Ancak hiç biri olmadı. Son dakika yapılan bir seyahat planı ile ailece Türkiye’nin en doğusuna, Kars’a gittik. Orada, Ani harabelerinin içinde karlara bata çıka yürürken karşıladım yeni yaşımı.

Doğum günümü uzaklarda kutlamak iyi geldi bana. Hiçbir beklentide bulunmadan, plan yapmadan sadece sağlıklı ve mutlu bir yaş geçirmeyi diledim. Umarım her şeyin yolunda gittiği, keyifli bir yaş olur.
O zaman iyi ki doğdum :)

30 Ocak 2020 Perşembe

Yine Beyoğlu


Hep konuşulur; ”Beyoğlu eski Beyoğlu değil”, “Artık Beyoğlu’na uğramak istemiyorum”, “Çok kalitesizleşti” …vs. Bu olumsuz konuşmalara kısmen katılmakla beraber hala bu semti seviyorum. Çünkü her gittiğimde yeni bir şey keşfediyorum. Tarihi bir binada küçük bir motif, lezzetli pizza yapan bir cafe, yeni açılan bir sanat galerisi..vs.

Geçtiğimiz hafta sonu yakın arkadaşım Gülşah ile Beyoğlu’nda buluştuk. Tünelden başlayarak Beyoğlu’nda simge sayılabilecek her yeri tek tek gezmeye başladık. Bir süre sonra da balık pazarına vardık.
Şu bir gerçek ki balık pazarı da yavaş yavaş değişmeye yüz tutmuş. Balıkçı sayısı bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az. Manavların da çoğu kapanmış. Yalnızca birkaç tanesi ayakta durmaya çalışıyor.
Pazarın içinde ilerledikçe meşhur Petek Turşuları’na ulaştık.
Daha önce buradan alışveriş yapmış ama turşu suyunu hiç denememiştim. Gülşah ile beraber birer bardak turşu suyunu lıkır lıkır mideye indirdik.
Akabinde ise tekrar tünel tarafına dönerek Galata’ya yöneldik. Internette çok fazla olumlu yorum alan Velvet Cafe’de kahve ve tatlı molası verdik.
Cafe, tamamen sahibinin anneannesine ait nostaljik eşyalarla döşenmiş durumda. Girişte bizi sevimli bir berjer ve duvarda asılı olan aile fotoğrafları karşıladı.
Peşinden yine duvarda asılı olan nostaljik gelinliği farkettik. Sadeliği ve asil görüntüsü ile dikkat çekiyordu.
Menü sunuş şekli dahi çok hoşumuza gitti.
Vee bitki çayı ile beraber sipariş ettiğimiz nefis helva…Tek kelime ile bayıldım.
Sohbete iyice doyduktan sonra ise grafitilerin bol bol fotoğraflarını çekerek Beyoğlu’nun kalabalığına karıştık.

17 Ocak 2020 Cuma

Alman Pastası, Sahaflar Çarşısı ve Bol Muhabbet


Geçtiğimiz hafta sonu Gülşah ile (http://gulsahtoptas.blogspot.com) buluştuk. Böylece 2020’de mutlaka ayda bir kez  görüşme kararımızı hemen uygulamış olduk 😊

İlk önce Türk Alman Kitapevi’nde oturup bol bol muhabbet ettik. Bu cafenin ortamını çok seviyorum. Her daim kalabalık olsa da çalışanların güler yüzlülüğü, raflardaki kitaplar kalabalığı unutturuyor.
Akabinde Beyoğlu’nda dolaşmaya başladık. Dilim döndüğünce Gülşah’a Beyoğlu hakkında, oradaki yapılar hakkında bişiler anlatmaya çalıştım.

Sonrasında ise Beyoğlu Sahaflar Çarşısı’na gittik. Uzun süredir sahaf gezmiyordum. Benim için de çok iyi oldu. İkinci el kitap okumayı pek sevmememe rağmen sahaf gezmeye bayılıyorum.
Çarşıda dolaşırken dikkatimi en çok eski fotoğraflar ve Gırgır dergisi çekti. Nedense fotoğraflara bakınca çok hüzünlendim. Bir zamanlar birilerinin özel anlarını ölümsüzleştirdikleri bu fotoğraflar şimdi sepet içinde alıcılarını bekliyordu. Gırgır dergisi ise beni çocukluğuma götürdü. Babam sürekli Gırgır alır, kahkahalarla okurdu.
Satılan kitaplar ise çoğunlukla son 20 yılın kitaplarıydı. Fiyatları da ikinci ele göre pahalıydı. Halihazırda kitapçılarda bulabildiğim kitapları o parayı verip sahaftan almayı tercih etmem açıkçası.

Ardından biraz daha Beyoğlu’nda dolaştıktan sonra vedalaştık. Böylece bol gezmeli, muhabbetli ve keyifli bir günü daha sonlandırmış olduk.

14 Ocak 2020 Salı

Hoş Geldin 2020


Geldi de 15 günü gitti bile. 2020’ye büyük beklentiler içinde girmedim. Öte yandan bir yapılacaklar listesi oluşturmadan da edemedim 😊 Yapılacaklar listemin en başında ise yoga yerini aldı. Geçen sene yogaya başlamaya niyetlenmiş ama fırsat bulup da bir kursa yazılamamıştım. Yoga eğitmeni bir arkadaşımla ne zaman konuşsam “aaa ben de yogaya başlayacam ” diyordum. O da son konuşmamızda “Gamze on yüz bin yıldır başlayacaksın ama bir türlü başlayamadın, farkında mısın” diye mırıldandı. Bunun üzerine daha fazla ertelemenin lüzumu yok diyerek 2020’nin ilk haftası yoga matının üzerinde yerimi aldım.

Çok kolaydı filan diyemeyeceğim, epey zorlandım. Bi de üstüne 1 hafta boyunca sırt, kol, bacak gibi tüm ağrıları çektim. Ancak yine de sevdim bu işi 😊 Umarım istikrarlı bir şekilde devam edebilirim.
Ayrıca yeni yılın ilk günlerinde Goodreads’e üye oldum. Goodreads kitapseverlerin aşina olduğu, içinde binlerce kitapla ilgili yorum bulunan bir site. Bir de her yıl başlattığı bir challenge’ı var. Yıl boyunca okumayı hedeflediğiniz kitap sayısını giriyorsunuz ve hadi bakalım hodri meydan. Kendim için ayda 2 kitap olacak şekilde makul bir rakam belirledim, bakalım hedefi tutturabilecek miyim?
Bunun haricinde instagramda dolaşan bir challange’a daha katıldım. Zaten aşağıdaki listeden 20 kitap okudum mu Goodreads’deki hedefimi neredeyse tamamlamış oluyorum 😊
Böyle işte…Yeni yıl kitaplarla ve sporla başladı. İnşallah sağlıkla, mutlulukla geçen bir yıl olur.