23 Şubat 2017 Perşembe

Madame Tussauds İstanbul (Son Bölüm)

Eveeet müzeye kaldığımız yerden devam edelim.

Müzeye adını veren Madame Tussaud…Fransız asıllı bir balmumu sanatçısı.
Milyonları peşinden sürüklemiş bir efsane…
Potadan bir isim…Hidayet Türkoğlu…
Müzede aslına en az benzeyen balmumu sanırım Marilyn Monroe’du.
Sen gülünce güller açar gülpembe…
Audrey ile 5 çayına davetlisiniz J
Animasyon karakterler de unutulmamıştı. Yumuşak kalpli, yeşil dev J

20 Şubat 2017 Pazartesi

Önce Kahvaltı Sonra Madame Tussauds İstanbul

Doğum günümün olduğu hafta Yaseminella ile buluşmuştuk. Araya başka yazılar girince o günden bahsetmek bugüne nasip oldu. Yine İstanbul’un dondurucu günlerinden biriydi. İlk önce Cihangir’e geçtik ve orada Journey’de kahvaltı yaptık. Yolunuz o tarafa düşerse Journey’e mutlaka uğrayın derim. Her ortamı güzel hem de kahvaltılıkları lezzetli.
Sonrasında yakın zamanda açılan Madame Tussauds İstanbul’u ziyaret ettik. Merkezi İngiltere’de bulunan balmumu heykel müzesinin İstanbul şubesi İstiklal Caddesi’nde yer alıyor. İçinde onlarca yerli ve yabancı balmumu heykel sergileniyor. Bakalım neler varmış…(Çok fazla sayıda heykel vardı yalnızca bazılarının fotoğrafını paylaşacağım)

Girişte eski İstanbul sokaklarını anımsatan bir tema yapmışlar.
Müzenin ilk heykeli Mustafa Kemal Atatürk…
Mevlana…
Fatih Sultan Mehmet…            
Yaşar Kemal… Müzede dikkat çeken güzel bir şey daha vardı. Heykellerle fotoğraf çekilmek isteniyorsa bir sürü aksesuar ve tamamlayıcı eşyalar kullanılabiliyordu. Örneğin Yaşar Kemal’in yanında ki boş koltuğa oturup onunla sohbet ediyormuş havası yaratılabiliyor.
Einstein ve kara tahtada ki çalışmaları…
İlk kadın pilot: Sabiha Gökcen..
Kuzucukları onu hiç unutmadı J
Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım…
Devam edecek…

16 Şubat 2017 Perşembe

La La Land ve Olanlar Oldu

Bugün sinemada seyrettiğim iki filmden bahsetmek istiyorum. Birincisi ismi Türkçeye Aşıklar Şehri olarak çevrilmiş La La Land. Baş rollerini Ryan Gosling ve Emma Stone’un paylaştığı film 14 dalda Oscar adayı. Müzikal/romantik tarzda olan filmi beğendim. Özellikle Emma Stone’un oyunculuğu harikaydı. Ancak başından sonuna kadar hiç sıkılmadan seyrettim dersem yalan olur. Zaman zaman sıkıldığım oldu. Müzikler güzeldi, oyunculuklar başarılıydı, görüntüler ilgi çekiciydi ama konu sıradandı.
İzlediğim diğer film ise bir Ata Demirer filmi : Olanlar Oldu. Bu filmi ailece seyrettik. Ata Demirer yine komik bir film yapmış. Filmde küfrün olmaması da (yalnızca bir iki yerde vardı) ailece seyretmeyi mümkün kılıyor. Ata Demirer iki rolde karşımıza çıkıyor ve bir anne-oğlu canlandırıyor. Seyrederken keyifli bir kaç saat geçirdik, tavsiye ederim.

14 Şubat 2017 Salı

Son Okuduklarım

Son zamanlarda Nermin Bezmen’in Kurt Seyit serisini bitirmeye çalışıyorum. Daha önce Kurt Seyit&Shura ile Kurt Seyit&Murka’yı okumuştum. Geçenlerde serinin iki kitabını daha okudum ve kaldı bir kitap. Önce Mengene Göçmenleri’nden bahsetmek istiyorum. Nermin Bezmen bu kitapta anneannesinin köklerini ve Balkan göçünü anlatıyor. Balkanlardan göç eden ailelerin İstanbul’da Mengene bölgesine yerleşmesini ve burada sahip oldukları yeni yaşamı konu ediyor. Hızlı okunan, güzel bir kitaptı tavsiye ederim.
Okuduğum diğer kitap ise Dedem Kurt Seyit ve Ben oldu. Yazar bu kitapta kendi hayatı ile dedesinin hayatını kıyaslamış, benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkarmış durumda. Yine çabuk okuduğum bir kitaptı. Şimdi serinin son kitabı Shura kaldı. Onu da okudum mu artık bu seri ile vedalaşabilirim.
Ve Kocan Kadar Konuş… Son zamanlarda bir kitabı okurken hiç bu kadar kahkaha attığımı hatırlamıyorum. Kadın erkek ilişkisi üzerine yazılmış olan kitap piyasaya çıkalı uzun zaman oldu ancak ben şimdi okuyabildim. Filmini de henüz seyretmediğim için kitap çok keyif verdi ve 2 günde bitti. Biraz eğlenceli zaman geçireyim diyorsanız Şebnem Burcuoğlu’nun bu kitabını kesinlikle tavsiye ederim.

9 Şubat 2017 Perşembe

Beyoğlu Gezisi (Son Bölüm)

Çiçek Pasajı’ndan ayrılmamızın ardından 3 Horan Ermeni Kilisesi’ne gittik.
Avluda Patrik IV.Hagopos’un mezarı yer almakta. Pangaltı mezarlığının istimlak edilmesi sonrası patriğin kemikleri buraya getirilmiş.
Yalnız bir de ilginç bir durum var. Patriğin mezarından ışıklar çıkıyor diye o zamanlar halk arasında bir söylenti yayılmış. Buna ithafen mezar buraya taşındıktan sonra üstüne bir mum asılmış ve bu mum hiç söndürülmeden yakılmaya başlanmış. Biz gittiğimizde de yanıyordu.
Osmanlı Devleti’nde ve Cumhuriyet’in ilk yıllarında İstanbul’da 3 tane büyük otel varmış. Tokatlıyan Otel, Büyük Londra Oteli ve Pera Palace…Tokatlıyan günümüze ulaşmamış ama Büyük Londra Oteli ve Pera Palace hala hizmet veriyor. İlk önce Büyük Londra Oteli’ni ziyaret ettik.
İçi de kurulduğu döneme uygun döşenmişti. Bahar aylarından itibaren de terası hizmete açılıyormuş ve şahane manzarası varmış. Eğer baharda yeniden gidersem oteli daha ayrıntılı anlatmayı düşünüyorum.
Daha sonra yine büyüleyici bir otele Pera Palace’a gittik. Pera Palace’a daha evvel gitmiştim ancak burada Atatürk’ün kaldığı odayı ziyaret etmemiştim. Hatta ziyarete açık böyle bir oda olduğundan dahi haberim yoktu.
Dinlenme odası…
Yatak odası…
Atatürk’ün giysileri…
Atatürk’ün özel eşyaları…
Pera Palace sonrası duraklarımız Saint Antuan Kilisesi  (http://yasamizi.blogspot.com.tr/2015/01/saint-antuan-kilisesi.html) ve Galata Mevlevihanesi (http://yasamizi.blogspot.com.tr/2016/02/gel-ne-olursan-ol-yine-gel.html )oldu. Buraları daha evvel yazdığım için tekrarlamayacam. Yalnız gezi ile ilgili şunu söyleyebilirim. İstanbul’u kesinlikle Sen Anlat İstanbul ile bir kez gezin. Beyoğlu’nu defalarca kez gezmeme rağmen tur esnasında bir çok yeni şey öğrendim. Şimdilik benden bu kadar J

Seyahatle kalın…

6 Şubat 2017 Pazartesi

Beyoğlu Gezisi (2.Bölüm)

İnci Pastanesi’nden ayrıldıktan sonra ki istikametimiz Aya Triada Kilisesi oldu. Aya Triada, yaklaşık 150 sene önce inşa edilmiş bir Rum-Ortodoks kilisesi.
Akabinde rehberimiz Beyoğlu Spor Kulübü’nün tarihini anlattı. Kulüp, Pera Spor Kulübü ismi ile Türkiye’de kurulan ilk kulüpmüş.
Sonrasında Emek sinemasının bulunduğu binayı fotoğrafladık. Bir kaç sene evvel Emek  sineması yıkılmıştı. Bina şu an Grand Pera ismi ile hizmet veriyor.
Ardından Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı isimli bir Karadeniz restoranında yemek molası verdik. Buranın çok lezzetli pilav ve kavurmasının olduğunu söyleyebilirim.
Yemek sonrası ise Galatasaray’a doğru yürümeye başladık. Burada ki durağımız Çiçek Pasajı oldu. Çiçek Pasajı, büyük Beyoğlu yangınında yıkılan Naum Tiyatrosu yerine Cite de Pera ismi ile kurulmuş. Pastane, fırın, meyhane, terzi gibi dükkanlar içeren büyük bir pasajmış. 1908 sonrası ise çiçek dükkanları ile dolmuş ve pasaj Çiçek Pasajı olarak anılmaya başlamış. Günümüzde pasajda çiçekçi bulunmuyor ve meyhane ağırlıklı olarak hizmet veriyor. Buna rağmen hala ismini koruyor.
Devam edecek…

2 Şubat 2017 Perşembe

İyi ki Doğmuşum :)

Tam 37 sene evvel bugün merhaba demişim hayata. Yoğun kar yağışının olduğu bir gün sabaha karşı dünyaya gözlerimi açmışım. Belki de o yüzden karla kışla aram hep iyi oldu J 

Bugün 37.yaşımı kutluyorum. Aslında Yaseminella’nın sürprizi ile dün başladım kutlamaya. Beraber kahvaltı etmiştik ve hesabı almak üzereydik. Birdenbire garsonun önüme koyduğu  pasta ve kulağımda Yasemin’in “İyi ki doğdun Gamze” melodisi ile ben yeni yaşıma erken girmiş oldum J

İyi ki doğmuşum, sevdiklerimle nice yaşlarım olsun :)