20 Ocak 2017 Cuma

Akaretler Sıra Evleri, No:89 Beşiktaş

Sultan Abdülaziz zamanında dönemin ünlü mimarı Sarkis Balyan tarafından ilk toplu konut projesi gerçekleşir. Saray çalışanlarının yaşaması için Akaretler’de sıra sıra evler yapılır. Akaret Sıra Evleri olarak bilinen bu bölge Beşiktaş ile Maçka arasında yer almakta.

Geçtiğimiz günlerde yolum Beşiktaş’a düşmüştü. Akaretler’de küçük bir kahve molası vermek için sıra evlerin bulunduğu caddeye geçtim. Cadde restore edilmiş hali ile çok hoş görünüyordu.
Cadde üzerinde Beşiktaş Spor Kulübü’nin binası, oteller ve çeşitli restoranlar bulunmakta. Ancak 89 numaralı konutun ayrı bir manevi değeri var. Burası Atatürk ve ailesinin 7 sene yaşadığı ev.
Buraya yolum düşmüşken evin içini de gezdim. Akaretler Mustafa Kemal Evi hafta içi ve ücretsiz ziyarete açık durumda. Evin her odasında farklı bir tema işlenmiş. Girişte öncelikle Akaretler Sıra Evleri’nde bulunan mekanların tarihi anlatılmış ve bölgenin eski halinin fotoğrafı sergilenmiş.
Birinci katta ise Balkan Savaşı’na ait unsurlar sergilenmekte. Örneğin; yerli ve yabancı gazetelerde Balkan Savaşı’na ilişkin çıkmış haberler yer almakta.
En üst katta ise işgal İstanbul’una ait fotoğraflar ile Atatürk’ün ailesine ve diğer yakınlarına bizzat yazmış olduğu mektuplar sergilenmekte.

18 Ocak 2017 Çarşamba

Kral İçin Hologram ve Tesadüf

Kış aylarında yaza göre daha çok film seyrediyorum. Bugün son zamanlarda seyrettiğim iki filmden bahsedelim bakalım.

Birincisi; Kral İçin Hologram…Başrolde Tom Hanks’in olduğu film Suudi Arabistan’da geçiyor. Amerikalı bir pazarlama uzmanı krala hologram satmak için Suudi Arabistan’a geliyor ve burada zor şartlarda işini yapmaya çalışıyor. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu filmi almıştım ama açıkçası çok beğenmedim. Film bana çok durağan geldi. Oyunculuğunu sevdiğim Tom Hanks bile filmi kurtaramamış. Çooook vaktiniz varsa izleyin derim yoksa zaman kaybı olabilir.

İkinci izlediğim film ise Tesadüf…Orijinal adı Serendipity olan film 2001 yılında çekilmiş eski bir yapım. Henüz izleme şansı elde ettiğim filmde başrolleri Kate Beckinsale ve John Cusack paylaşıyor. Romantik/ komedi türündeki bu filmi ben sevdim. Kafa dağıtan, hoş bir film.
İyi seyirler…

12 Ocak 2017 Perşembe

Ayşe Kulin’den 3 Kitap

Ya lise yıllarındaydım ya da üniversite yıllarımın başında,  o zaman böyle zincir mağaza haline gelmiş kitapçılar yoktu. Beşiktaş’ta Kabalcı  Kitapevi’ni geziyordum. Rafta, Adı Aylin isimli yazarının Ayşe Kulin olduğu bir kitaba rastladım. Özetine kısaca göz attıktan sonra kitabı almaya karar verdim. Eve gelince okumaya başladığım kitabı bir solukta bitirmiş ve çok beğenmiştim. Sonra ki yıllarda yazarın her çıkan kitabını okudum. Bazen kendimi Avrupa’nın göbeğinde Bosna’da yaşanan  savaşın ortasında buldum, bazen ünlü bir seramik sanatçısının hayatına tanıklık ettim bazen de Ayşe Kulin’in kendi ailesini anlattığı kitaplarda yakın zaman Türkiye’si hakkında bilgi sahibi oldum.

Son yıllarda ise Ayşe Kulin okumaya ara vermiştim. Geçenlerde bu arayı yazarın aynı seriye ait 3 kitabını okuyarak telafi ettim. Gizli Anların Yolcusu, Bora’nın Kitabı ve Dönüş… Ayşe Kulin bu sefer okurlarını şaşırtarak bir gay hikaye ile karşımıza çıkıyor.  İlhami ve Bora arasında yaşanan aşkı Gizli Anların Yolcusu kitabında İlhami’nin, Bora’nın Kitabı romanında Bora’nın, Dönüş romanında ise İlhami’nin kızı Derya’nın gözünden okuyoruz. Ayşe Kulin’in dili her zaman ki gibi akıcı ve konu da oldukça sürükleyici.
Şimdiden keyifli okumalar dilerim…

9 Ocak 2017 Pazartesi

Hafta Sonundan Geriye Kalanlar

İstanbul  bu hafta sonu çok fazla kar yağışı aldı. Ben de uzun bir sürenin ardından hafta sonunu evde geçirmiş oldum. Biraz film seyrettim, biraz kitap okudum bazen de yağan karı izledim. Pencerelerin önlerine kuşlar için bulgur, buğday bıraktım sonra da ikide bir kuşlar geldi mi diye kontrole çıktım J Neyse ki geldiler ve hepsini silip süpürdüler. Böylece onlar da mutlu oldu ben de. Ayrıca kurabiye yaptım. Kurabiyeleri bizim için yapmamış olsam da içinden 4-5 tane göz hakkı almayı ihmal etmedim. 
Bi de tabi karlı havaların olmazsa olmazı kardan adam var. Bizim evde çocukluğumdan beri kardan adamı annem yapar. Ben küçücük bir çocuktum beni elimden tutar parka götürür orada boyumca kardan adam yapardı. O meşhur 87 kışında yaptığı kardan adamla çekilmiş fotoğrafım albümümüzün en değerlilerinden. Neyse yıllar geçti ama annemin içindeki çocuk hiç büyümedi. Hala karlı havalarda kardan adam yapıyor JDün terasta yaptığı kardan adamı fotoğrafladım. Biraz asabi bir adam olmuş ama idare edin artık…
İşte yeni seneye ait ilk hafta sonu da böyle geçti. Herkese iyi haftalar diliyorum…

1 Ocak 2017 Pazar

Merhaba Yeniden

Buraya yazmayalı uzun zaman oldu. Sanırım ilk defa bu kadar uzun ara verdim. Peki neler yaptım bu arada? Lokal anestezi ile gerçekleşen küçük bir ameliyat oldum. Ameliyatın ardından narkozlu ikinci bir ameliyat olma durumum ortaya çıktı. Sıkıntılı bir bekleyiş içine girdik ama sonuçta her şey temiz çıktı ve ameliyata girmedim. Şu an iyiyim.

Bu süreçte yeni kitaplar okudum, filmler seyrettim, etkinliklere katıldım. Aslında 2017’nin bu ilk gününde onları mı yazsam diye düşünmüştüm ama sonradan vazgeçtim. 2016’ya ait her şey 2016’da kalsın. 2017 yeni bir başlangıç yılı olsun ve güzellikler getirsin.

Herkese mutlu seneler diliyorum…

9 Aralık 2016 Cuma

Yeni Yıl Soruları ve Cevapları

Blogunu severek takip ettiğim “Oytunla Hayat” beni mimlemiş ve yeni yıl beklentileri konusunda bazı sorular sormuş ben de keyifle cevaplandırdım soruları. 

Soru 1. Kimse mükemmel değildir ama yine de eksikleri düzeltmek mümkün. Huylu huyundan vazgeçmez mi dersin? Yoksa şu huyumu değiştirsem hiç fena olmaz mı? Nedir o huyun? 2017 için kendinde değiştirmek istediklerin neler?

“Can çıkar huy çıkmaz” derler ama ben yine de insanların bazı özelliklerini zaman içinde değiştirebileceklerini, törpüleyebileceklerini düşünürüm. Peki ben hangi huyumu değiştirmek isterdim? Sanırım biraz daha rahat, gamsız bir insan olmak isterdim. Öyle her şeyi kafama takmamak, olduğu kadar olmadığı kader demek isterdim. Değiştirebilir miyim? Bilmem belki 

Soru 2. Meşhur Alaaddin'in Sihirli Lambası oldu ya kucağına düştü. Ve tabi ki 3 dilek hakkı verdi. Dikkatli düşün, klavyenden çıkan her cümleyi gerçeği dönüştürebilir. Ne dilerdin?

En başta kendim ve sevdiklerim için sağlıklı bir yıl isterim. Sonrası da sürpriz olsun. Ben istemeden 2017 güzel şeyler getirsin ve severek kabul edeyim.

Soru 3. Şimdi gerçek hayata dönüyoruz, evin, çocukların, kendin, kedin vs için yeni yılda neler yapmak var aklında? Şimdiden düşünelim ki, yeni yıl kapıda hazırlıksız yakalanmayalım :)

Ben zaten hep planlar yapan biriyim. Ajandama sürekli notlar alan, yapılacak işleri, okunacak kitapları, görülecek yerleri listeleyen biriyim. Yine bu tip listelerim var. Ancak John Lennon’un dediği gibi “Hayat planlar yaparken başımıza gelenden ibarettir”. O nedenle bakalım 2017 neler getirecek. Bu arada şimdi fark ettiğim üzere nedir bende ki bu sürpriz beklentisi anlamadım 

Soru 4. Piyangodan büyük ikramiye çıksa hepimiz dünyayı gezeriz değil mi? Sen neler yapmak isterdin? Bir de şöyle düşün, o istediklerin için çok para şart mı? Belki de değildir.

Hahhaa bana piyangodan bişi çıkma şansı yok çünkü bilet almıyorum. Yıllar içinde hiç böyle bir alışkanlık edinmedim. Ancak büyük ikramiyenin gerçekten ihtiyacı olan birine çıkmasını isterim ve tabi ki çıkan kişinin hayatına huzur getirmesini. 

Soru 5. Para para para. Para harcamadan da gerçekleştirebileceğin hayallerin vardır elbet. Haydi onları da paylaş, bekliyoruz. 

Tabi ki var.Yazın öğrenmeye başladığım İtalyanca’yı tam anlamıyla konuşacak duruma gelmek istiyorum. İyi bir işim olmasını arzu ediyorum (hem çalıştığım iş yerine fayda sağlayabileyim hem de geri dönüşünü alabileyim). Bir yardım kuruluşunda gönüllü olmak istiyorum. Desteklediğim 1-2 yardım kuruluşu var ve onlarda daha etkin olmak istiyorum.

Ben de Macera Kitabım ve Ness’in Kelebeklerini mimliyorum.

6 Aralık 2016 Salı

Beşiktaş’ta Bir Gün

Geçtiğimiz hafta  arkadaşım Ayça ile buluştum. Beşiktaş’ta sabah erken saatlerde bir araya gelerek neredeyse tüm günü beraber geçirdik. İnsanın uzun süren dostluklara sahip olması çok güzel bir duygu. Ayça ile benim dostluğum tam 20 sene öncesine - lise yıllarına- dayanıyor. Biz o boğaza nazır, köklü geçmişe sahip okulda, Kabataş Erkek Lisesi’nde okuduk. İyi kötü bir sürü anı biriktirdik. Geçen zaman içinde  hayat şartlarından ötürü görüşemediğimiz dönemler de oldu ama bir araya gelince bunu hiç hissetmedik. O benim için hala lise yıllarımda ön sıramda oturan Ayça…

Ben buluşma vaktinden biraz daha önce Beşiktaş’a vardım. Havanın soğuk olması ve hafta içi bir gün olması dolayısıyla sokaklar sessizdi. Boş sokaklarda biraz dolaşarak fotoğraf çektim. Beşiktaş dokusu bozulmayan nadir semtlerden biri. Bu özelliğini çok seviyorum. Örneğin; çocukluğumda babamın eve kurabiye getirdiği 7-8 Hasan Paşa fırını hala yerinde duruyor.
Annemin turşularını çok sevdiği Soydan Turşucusu da işte orada…
Ya Beşiktaş ile özdeşleşen balık pazarı? Kim bilir kaç senedir misafirlerini ağırlıyor?
Ayça ile buluştuktan sonra kahvaltıcılar sokağına doğru yol aldık. Bloğunu severek takip ettiğim Lale Abla’nın önerisi üzerine Baykuş Cafe’ye gittik. Burada kahvaltı ve Ordu tostu siparişimizi verdik. Lale Abla Ordu tostunu çok övmüştü. Gerçekten dediği kadar varmış. Buraya sırf tost yemek için gidebilirim.
Kahvaltı sonrası başka bir mekanda kahvelerimizi içtik, sohbet ettik ve akşam saatlerine doğru kalabalıklaşmış olan Beşiktaş sokaklarından tekrar geçerek vedalaştık.