15 Temmuz 2018 Pazar

Bebek Şenliği


Uzun yıllardır her sene Bebek’te şenlik düzenleniyor. Ancak ya bir işim olduğundan ya da şehir dışında olduğumdan bu seneye kadar hiç gidememiştim. Geçtiğimiz hafta annemle beraber şenliğe gittik.

İlk kez katıldığım şenliği kalabalık dışında çok sevdim.  Ancak o kadar kalabalıktı ki 3 metrelik alanı 5 dakikada yürüdüğümüz oldu. Öte yandan çok güzel tasarım ürünlerin satıldığı standlar kurulmuştu. 

İşte bazıları…

Kapakları değişik dizaynlara sahip defterler. Her fırsatta kısa kısa notlar almayı seven biri olarak dikkatimi çeken stantlardan biriydi.
El yapımı bebekler. Nasıl bilmiş bilmiş bakıyorlar J
El yapımı takılar. Orada gözüken bir kolye benim oldu J
Seramik işçiliğinin güzel örnekleri…

Şirin rozetler…
Ponponlu terlikler…
Şenlikte belli bir kısım da yeme içme alanı olarak düzenlenmişti.

Midyeler şahane gözükse de güvenemediğim için alamadım.
Bu tip etkinliklerin olmazsa olmazı gözleme ve yaprak sarması…
İçli köfteler…
Ve nefis tatlılar…
Güzel butiklerin satış yaptığı, afiyetle yeme içmenin mümkün olduğu, yeşil alan kısmında canlı müziğin yapıldığı hoş bir şenlikti. Seneye kısmet olursa tekrarına da giderim sanırım.

Mutlu pazarlar…

10 Temmuz 2018 Salı

Blog Yazarlarını Tanıma Mimi


Haftalar önce http://oytunlahayat.blogspot.com blogunun sahibi Şebnem’cim beni mimledi. Ancak buraya uğramayalı o kadar uzun zaman oldu ki mimi de bir türlü gerçekleştiremedim. Hazır gelmişken başlayalım o halde.

1) Nerelisin?
Annem, babam ve ben doğma büyüme İstanbulluyuz. Ancak kökene bakacak olursak anne tarafım Karadenizli, baba tarafım ise balkan göçmeni.

2) Burcun nedir?
Kova burcuyum, yükselenim de Yay J

3) Bloglarda en çok ilgini çeken şeyler nelerdir?
Seyahat blogları çok hoşuma gider. Ayrıca kitap, film  paylaşımlarını takip ederim. Uzun uzun okunacak kitaplar, izlenecek filmler listesi yaparım. Bunun yanısıra çeşitli sosyal aktiviteleri paylaşan blogları da severim.

4) En sevdiğin mevsim?
Hımmm ben tüm mevsimleri çok severim. Her birinden ayrı keyif alırım ama sanırım sonbahar ve kışa biraz torpil geçiyorum J

5) Yabancı dil biliyor musun?
Evet. 35 yaşıma kadar bildiğim tek dil olan İngilizcenin yanına bir de İtalyanca ekledim. Henüz kafa göz yararak konuşsam da bu durum çok hoşum gidiyor J

6) Boş zamanlarını nasıl değerlendiriyorsun?
Son 3 aydır boş zaman bulamıyorum desem? Tüm gün çalışma, spor ve arkadaşlarla çay, kahve..vs derken bi bakmışım boş zaman kalmamış.

7) En son hangi kitabı okudun?
Haruki Murakami- Sputnik Sevgilim

8) Hayatında pişman olduğun bir şeyi anlatır mısın?
Öyle çok büyük pişmanlıklarım yok. Ancak yine de zaman zaman üniversitede başka bir bölüm mü okusaydım acaba diye düşünürüm.

9) Tuttuğun takım var mı?
Siyah beyaz ortak olmuş, kartal uçup kalbime konmuş J

10) Çantandan eksik etmediğin şeylerin bazılarını yazar mısın?
Çantamdan eksik etmediğim o kadar çok şey var ki…O yüzden hep ağır bir çanta taşırım. Örnek mi? Selpak, ayna, ağrı kesiciler, şemsiye, numaralı gözlük, ıslak mendil….abacccccc.

11) En sevdiğin içecek?
Yemekle aram çok iyi olmasına karşın içeceklerle o kadar iyi değil. O yüzden su diyorum geçiyorum.

12) Blogundan hiç para kazandın mı?
Hayır. Blogumu sadece hobi amaçlı tutuyorum ve geçmişe dair anılarıma yıllar sonra ulaşabileceğim bir araç olarak görüyorum. Dolayısıyla reklam, tanıtım gibi olaylara hiç sıcak bakmıyorum.

19 Haziran 2018 Salı

Biraz Kahkaha Biraz Hüzün


Uzun süredir burada kitap paylaşımı yapmadığımı farkettim. Geçen sürede okuduğum kitaplar oldu ama burada paylaşmamışım. Hadi o zaman sırayla anlatalım…

Çevrimdışı Aşk…Şebnem Burcuoğlu’na ait son derece eğlenceli bir kitap. Yazarın daha evvel Kocan Kadar Konuş 1 ve 2 kitaplarını okumuş çok keyif almıştım. O yüzden bu kitabı da kaçırmadım J Kelimelerin ardı ardına su gibi aktığı, gülümseten, dede karakterinin olduğu bölümlerde kahkahalar attıran bir kitap. Böyle tam şezlonga uzanıp okumalık. E yaz aylarında olduğumuza göre kaçırmayın derim.
İkinci okuduğum kitap ise Nermin Bezmen’in Bir Harp Gelini oldu. Evet bu kitap ile Nermin Bezmen’in okumadığım kitabı da kalmadı J Yazar, kitabı için her ne kadar kurgu hikaye dese de annesinin hikayesini anlattığı aşikar…Çünkü Kurt Seyit ve Şura serisinde okuduğumuz bir çok bölüme bu kitapta da rastlıyoruz. 1940’lara, 50’lere ışık tutan hüzünlü bir hikaye.
Son okuduğum kitap ise Turgut Özakman’ın Romantika isimli kitabı oldu. İlk defa Turgut Özakman okudum. O yüzden başlarda yazarın dilini biraz garipsedim ama sonradan alıştım. Kitapla ilgili tek hoşlanmadığım kısım ise ana karakterlerden bir olan genç kızın annesi ve babası hakkında ki sözleri oldu. Aptal babam, salak annem gibi ifadeleri hoşuma gitmedi. Onun dışında sürükleyici bir kitaptı. 
Keyifli okumalar…

12 Haziran 2018 Salı

Tomtom Tasarım Günleri


İlki geçtiğimiz sonbaharda gerçekleşen Tomtom Tasarım günlerinin Mayıs ayı başında tekrarı oldu. İlkinde çok keyif aldığım için ikincisini de dört gözle bekliyordum. Bu yüzden tasarım günleri başladığı anda koştura koştura gittim. Ancak bu kez biraz hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü geçen sefer gerçekleşen etkinliğin tekrarı gibiydi ve katılımcıların %80’i aynıydı.
El yapımı clutchlar…
Sevimli bir ışıklandırma…
Mis gibi köy ekmekleri..
En sevdiğim çikolatacı da oradaydı J
Ev yapımı reçeller ve kuruyemişler…
Tasarım günlerinde aynı ilkinde olduğu gibi sanata da yer verilmişti. Fakat geçen etkinliğe göre albenisi düşüktü.
Böyle işte, gezdim gördüm ekmek ve çikolata alarak döndüm. Umarım gelecek son baharda biraz daha eğlenceli olur.

Keyifle kalın…

8 Haziran 2018 Cuma

20 Sene Öncesi


Henüz 14 yaşımdayım. Kara tahtalı, eski tarz kalorifer petekli, yüksek mi yüksek tavanı olan bir sınıftayım. Çevremde ışıl ışıl bir sürü çocuk var. Her biri iyi bir eğitim almak için o sınıfta toplanmış. Meraklı gözlerle çevremizi ve tabi ki pencerenin ardında ki o eşsiz manzarayı seyrediyoruz. Biz artık Kabataşlıyız…

Tam 4 sene o denize nazır, güzel okulda -Kabataş Erkek Lisesi’nde- okudum. Liseye dair bir sürü anı biriktirdim. Bu sene oradan mezun olalı tam 20 yıl oldu. Okulumun her sene düzenlediği bir pilav günü var. Uzun yıllardır pilav gününe katılamıyordum ama bu sene Ramazan öncesinde düzenlenen organizasyona katıldım.
Çok fazla arkadaşımı göremedim ama gelen 3-4 arkadaşımla hasret gidermek güzeldi. Her şeyden öte yeniden orada bulunmak, bahçede yürümek harikaydı.
Bir ara sınıfıma da uğradım. Sıralar değişmiş, perdeler modernleşmiş ama sınıf aynı sınıf işte. Benim ders dinlediğim, laklak ettiğim, sözlüye kalktığım sınıf J
Tahtaya bir de hatıra bıraktım.
Etli pilav yine çok lezzetliydi.
Bir daha ki sene de gitmek istiyorum inşallah. O zaman pilavdan dönenin kaşığı kırılsın J

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Seyahatin Son Günü


Seyahatimizin en ilgi çekici ve güzel günü kesinlikle son günüydü. Sabah erken saatlerde ilk durağımız Grotte Di Castellana oldu. Grotte Di Castellana 3.5 km uzunluğunda kocaman bir mağara. Açıkçası buraya ulaşmadan evvel gidip gitmeme konusunda kararsızdık. Sonuçta bir mağara ne kadar ilginç olabilirdi ki. Ancak içini gezdiğimiz zaman iyi ki gitmişiz dedik. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağara oldukça büyük ve etkileyiciydi.
Mağara sonrası ise bölgenin en popüler kasabasına Alberobello’ya doğru yola çıktık. Alberobello kelimesinin Türkçe karşılığı “Güzel Ağaç”. Buraya bu ismin verilmesinin nedeni ise konik şeklinde ki evleri.
Hala aktif yaşamın sürdüğü bu evler minnacık ve çok sevimli.
Yemek molamızı da restoran olarak hizmet veren bu evlerden birinde kullandık ve bölgeye has orecchiette makarnaların tadına baktık.
Kasabada birbirinden güzel hediyelik eşya satan dükkanlar bulunuyor.
Alberobello sonrası ise yine çok sevimli bir kasaba olan Polignano a Mare’ye gittik. Kasabanın girişinde ünlü şarkıcı Modugno’nun heykeli bizi karşıladı.
Akabinde bir kaç  manzara fotoğrafı çektik.
Böylece İtalya gezimizi sonlandırmış olduk. Puglia şu an çok popüler olmayan ancak gelecek zamanda epey popüler olacak bölgelerden biri. Fiyatlar İtalya’nın diğer bölgelerine göre oldukça uygun. Ben her bir şehrini severek gezdim. En önemlisi de aylardır öğrendiğim İtalyancamı test etme şansı yakaladım. O yüzden benim için harika bir deneyimdi.

Keyifle ve seyahatle kalın J

23 Mayıs 2018 Çarşamba

Otranto’da Kalmıştık


Otranto’da en ünlü yapılardan biri Otranto Katedrali. Katedral, zeminindeki çinilerden ötürü dünya miras listesinde yer alıyor.
Katedralden bir fotoğraf…
Şehir bir dönem Osmanli hakimiyeti altında bulunmuş. Bu dönemde katedralde gerçekleştiği söylenen kötü bir olay anlatılıyor. Rivayete göre Osmanlı fetih esnasında kiliseye sığınmış olan halkı, kafasını keserek öldürmüş. Kafatasları şu an kilisede ayrı bir bölümde sergileniyor.
Otranto sonrası ise Gallipoli’ye doğru yol aldık. Gallipoli çok şirin bir İtalyan kasabası. Burada keşke daha uzun vaktimiz olsaydı da doya doya gezebilseydik.
Kasabada hediyelik eşya, ıvır zıvır satan bir çok mağaza bulunuyordu. Satılan en ünlü hediyelik eşya ise yörenin tombul sevimli kadınlarının figürleştirildiği hediyelik eşyalardı.
Gallipoli’nin dar sokaklarında gezerek, alışveriş yaparak ve limanında gün batımını seyrederek günü tamamladık. Ertesi gün ise seyatimizde en sevdiğim yere Alberobello’ya doğru yol aldık.