15 Ocak 2019 Salı

Ay Çöreği, Sevdalım Hayat ve Saklambaç


Ayçöreği sever misiniz? Bizim ailede ay çöreğini en çok annem sever. Ben de severim ama favori pastane ürünüm her zaman acıbademdir J Son okuduğum Ayçöreği isimli kitapta ise ayçöreği seven Sahra’nın hikayesi anlatılıyordu. Zeynep Sahra’nın yazmış olduğu roman, tıp fakültesini yeni kazanmış olan Sahra’nın yeni ortamına alışması, iki aşk arasında kalması ve mahallesini konu ediyor. Hikaye son derece akıcıydı. Ancak biraz gençlik kitabı gibiydi. Dolayısıyla kendini okuttu okutmasına ama çok fazla iz bırakmadı bende. Yine de hikaye yarım kaldığı için devamını da okurum sanırım.
Diğer okuduğum kitap ise Zülfü Livaneli’nin Sevdalım Hayat oldu. Normal şartlarda Zülfü Livaneli’nin kitaplarını çok rahat ve hızlı bir şekilde okurum. Ancak bu kitap elimde nasıl süründü anlatamam. Zülfü Livaneli’nin otobiyografisi özelliğini taşıyan kitapta çok fazla isim geçiyor ve bu da kafa karışıklığına neden oluyor. Zülfü Livaneli sanırım hayatından geçen bütün isimlere yer vermiş J Kitap elimde tam 2 ay kaldı.
Son zamanlarda okumuş olduğum en güzel kitabı ise sona sakladım. Defne Suman’a ait Saklambaç J Olaylar İstanbul’lu köklü bir ailenin etrafında dönüyor. Farklı tarzlara sahip iki kuzenin yaşamlarına tanık oluyoruz. Saklambaç, Defne Suman’ın okuduğum 2.kitabı oldu. Geçen sene Yaz Sıcağı isimli kitabını okumuş onu da sevmiştim. O zaman gelsin Defne Suman kitapları…

10 Ocak 2019 Perşembe

Ranchero, Zeynel ve Biraz Nişantaşı Turu


Hafta sonu Yaseminella ile Nişantaşı’nda buluştuk. Önce biraz dolaştık, kadınsal dürtülerle mağazalara girdik çıktık ardından da Ranchero’da yemek molası verdik. Uzun süredir gitme planı yaptığım Ranchero’nun ortamını çok beğendim. Dekorasyonu, ışığı ve müziği ile tam bir Meksika restoranı.
Hamburgerlerimizi mideye indirirken epey kaynattık .
Biraz daha dolaşmamızın ardından ise tatlı yemek için Zeynel'e uğradık. Bu ara yakın çevremden en çok duyduğum söz “Gamze nasıl oluyor da kilo almıyorsun?” oluyor.  Şöyle anlatayım, tek tip beslenmiyorum, her şeyden yiyorum ama  yerken  de abartmıyorum (Bazı istisnaları saymazsak J ) . Yani bugün sebze yediysem, ertesi günü kırmızı et, sonra ki gün balık tercih ediyorum. Hafta sonları da gelsin pizzalar, gitsin mantılar… Yoksa her gün mantı yesem bal gibi ben de kilo alırım, denedim gördüm J
Böylece yiyerek içerek ve bol bol sohbet ederek günü sonlandırdık.

7 Ocak 2019 Pazartesi

Yeni Yıl Öncesi


Lise hayatımı denize nazır, önemli okullardan birinde, Kabataş Erkek Lisesi’nde geçirdim. Yüz yılı aşkın süredir binlerce öğrenciye ev sahipliği yapan lise, 90’lı yıllarda kız öğrencileri de bünyesine katmaya başlamıştı. Ben de okulun ilk kız öğrencilerinden biriyim. Liseye adım attığım ilk günden itibaren Kabataşlılık ruhu aşılanarak eğitim aldım. O yüzdendir ki mezuniyetimin üzerinden tam 20 sene geçmesine rağmen “haydi mezuniyetimizin 20.yılını kutluyoruz” mesajı beni heycanlandırmaya yetti.

Aralık ayında okulumuzda 20.yıl mezuniyet töreni yapıldı. Bu tören yeni yıl öncesi beni en çok heyecanlandıran etkinlik oldu. Tam 20 senedir görmediğim arkadaşlarımı (tabi ki bazıları ile hala görüşüyorum) gördüm. Mezun olmamızın üzerinden sanki 20 sene değil de 20 gün geçmiş gibi herkesin birbirine sıkı sıkıya sarıldığına şahit oldum. Öğretmenlerimin yaşlandığını ama hala bize kol kanat gerdiklerini ve gururlandıklarını farkettim. Benim için çok özel bir gündü. O gün aldığım plaket de evde en güzel yere yerleşti.
Yine Aralık ayında yeni kıl kutlama kartları hazırladım. Hatta Cağaloğlu’na gidip çocukluğumun simli kartlarını bulup onlardan bile aldım. Hepsini tek tek yazdım yazmasına da postalarken maalesef geciktim. İş hayatımda öyle yoğun bir ay geçirdim ki tarif edemem. O yüzden yılbaşına tam 2 gün kala benim kartlar postalandı.
Yeni yıl akşamını da evde ailemle geçirdim. Tombala oynadık ve ben bol bol kaybettim, anneme de paraları kaptırdım J
Tekrar herkese iyi seneler diliyorum…

31 Aralık 2018 Pazartesi

Hoşça kal 2018, Güzel Sürprizler Getir 2019


Geçen bir arkadaşımla telefonla görüşüyorduk. Telefon konuşmasının sonunda birbirimize yeni yıl dileklerinde bulunduk. Keyifli, sürprizli, güzel bir yıl olsun gibi sözlerimiz oldu. O esnada bu telefon konuşmasına şahit olan bir arkadaşım “Ya Gamze sen inanıyor musun bu tip şeylere, sadece gün değişecek” dedi. Tabi ki 31 Aralık’tan 1 Ocak’a geçerken hayatımıza sihirli bir değnek dokunmayacağını biliyorum. Ancak umut etmek, yeni seneden sürprizler beklemek, kendini motive etmek güzel bir şey. Pozitif enerji ile dolduğumuz, kendimize ve çevremize harika mesajlar gönderdiğimiz bu günleri es geçmek istemiyorum.

Evet, 2018 bu akşam gidiyor. Nasıl bir yıl olmuş diye geçtiğimiz seneye baktığımda aslında kararsız kalıyorum. Hayatımda iz bırakacak bir yıl değildi. Ancak bir yandan da belki de öyleydi diyorum. Çünkü 2018 kendimi ve diğer insanları biraz daha anlamaya çalıştığım bir yıl oldu. En güvenilir sanılan insanın bile aslında güvenilmez olabileceğini, tartışmalarda her zaman haklı taraf olmanın önemli bir şey olmadığını, hala iyi ve merhametli insanlar olduğunu, hayatta en önemli şeyin sağlık ve aile olduğunu öğrendim.

Yeni sene için tabi ki “To Do List” yaptım. Ancak bu sefer ki listem biraz daha farklı. Biraz daha kendime ve beni mutlu eden şeylere ağırlık verdim. Törpülemem gereken özelliklerim üzerinde yoğunlaştım. İnşallah 2019 bunları gerçekleştirebileceğim bir sene olur.

2019’dan önce kendim, ailem ve diğer yakınlarım için sağlık diliyorum. Sonrasında rutin dışına kayan sürprizler bekliyorum. Heyecanlı ve mutlu bir yıl olsun…

Mutlu seneler..

23 Kasım 2018 Cuma

Müslüm


Film vizyona girdiğinde hiç ilgimi çekmemişti. Şu yaşıma kadar Müslüm Gürses’in bir şarkısını baştan sona dinlediğimi de hatırlamıyorum. Ancak filmle ilgili çevremden duyduğum övgülere kayıtsız kalamadım ve geçtiğimiz hafta sonu baba kız filmi izlemeye gittik. Aslında annemi de organizasyona dahil etmek istedik ama o kesinlikle gelmek istemediğini belirtince babam ve ben sinemanın yolunu tuttuk.
Yaklaşık 2 saat boyunca Müslüm Gürses’in dramatik hayatına tanıklık etmiş olduk. Ben genel anlamda filmi beğendim. Başta Timuçin Esen olmak üzere tüm oyuncular çok iyiydi. Özellikle Müslüm Gürses’in kardeşinin çocukluğunu oynayan ufaklık harikaydı. Çekimler ve seçilen şarkılar da çok güzeldi. Tabi ki şarkıcının dramatik hayatı özellikle çocukluğunun geçtiği sahneler son derece duygulandırdı.

Sonuç olarak Müslüm, bu sene iyi ki görmüşüm dediğim filmler arasına girdi. Hem de güzel bir baba kız günü geçirmiş olduk.

İzleyecek olanlara şimdiden iyi seyirler…

12 Kasım 2018 Pazartesi

Adı Gibi Şirin Bir Fırın

Geçtiğimiz hafta sonu Yaseminella ile kahvaltı için buluştuk. Bu sefer ki buluşma noktamız Galata’da yeni açılan Şirin Fırın oldu.
Şirin fırın, eski zamanların pastanelerini andıran bir mekan.
Kahvaltısı da oldukça doyurucu.
Yaseminellamla sohbetin bol bol tadını çıkardık. Sonrasında ise İstiklal’de biraz yürüyüş yaptık ve Cezayir Sokak’a uğradık. Uzun zaman olmuştu Cezayir Sokağa gitmeyeli. İlk açıldığı zamanlarda çok severdim, çiçekli girişi, şirin mekanları beni mutlu ederdi. Ancak bu gidişimde maalesef o sıcaklığı bulamadım.
Biraz daha sohbet edip anlatacaklarımızı tükettikten sonra ise ayrıldık. 

6 Kasım 2018 Salı

Galata’da Bir Gün ve Makarna Partisi


Bundan yaklaşık 8 sene evvel ailece Prag-Viyana-Budapeşte turu yapmıştık. Tura katılanların birbiri ile arkadaş olduğu çok keyifli bir geziydi. O turda Dilek ve Sevgi ile tanışmıştım. Seyahat sonrası İstanbul’da görüşmeye devam etmiştik. Ancak son yıllarda biraz ihmalkarlıktan biraz da herkesin kendi yoğunluğundan ötürü görüşmeye fırsat bulamadık. En sonunda Sevgi'nin ön ayak olması ile bir buluşma ayarlayabildik.

Galata’da Konak Cafe’de kahvaltı için buluştuk. Uzun yıllardır görüşmemiş olmamıza rağmen akıcı bir sohbet eşliğinde kahvaltımızı yaptık.
Konak Cafe gerek manzara gerekse iç mekanın nostaljisi bakımından çok hoş bir mekan.
Sonrasında Lebon’da kahvemizi içtik ve arayı fazla uzatmamak için sözleşerek ayrıldık.

Başka bir hafta sonu ise evde iş arkadaşlarımla eğlenceli bir gün geçirdik. Günün konsepti ise makarnaydı. Bol dedikodu eşliğinde pesto soslu makarnalarımızı yiyerek günü tükettik.
Başka bir hafta sonunu ise Yaseminellamla geçirdim. O da bi daha ki yazıya kalsın…