12 Aralık 2017 Salı

Peniscola ve Valencia

Sabah erken saatlerde Valencia’ya doğru yola çıktık. Valencia merak ettiğim bir şehirdi ve öncesinde Peniscola isimli bir sahil kasabasına uğrayacaktık. Açıkçası Avrupa’daki sahil kasabaları beni çok heyecanlandırmıyor. Çünkü çok güzel bir kıyı şeridimiz var ve bu kıyı şeridi harika görseller sunuyor. Ancak Peniscola beni yanılttı. Orada geçirdiğim vakitte gerçekten çok keyif aldım.

Kasım ayı olmasından ötürü kasaba sakindi  ve hava da muhteşemdi. Önce palmiyelerin gölgesi eşliğinde sahil boyunca yürüdük.
Sonra bembeyaz evler arasından geçerek daha yukarılara tırmanmaya başladık.
Tepeden Peniscola’ya bakış…
Ve bir kahve molası…
Peniscola’dan ayrılmamızın ardından istikametimiz Valencia oldu. İspanya seyahatimizde en sevdiğim şehir J

Valencia’da önce sahildeki kumadan heykelleri gördük.
Sonrasında da iyice acıkan karnımızı doyurduk. Yine seyahat boyunca en lezzetli yemekleri burada yedik diyebilirim.
Yemeğimizin sonuna yaklaşırken Valencia’da yavaş yavaş gün batmak üzereydi. Günün son ışıklarından faydalanmak için hemen bilim müzesine doğru hareket ettik. O da bir daha ki yazıya J

7 Aralık 2017 Perşembe

Girona

Figueras’den ayrılmamızın ardından Girona’ya doğru yol aldık. Girona, ortasından nehir geçen sevimli bir ortaçağ kasabası.
Nehrin üzerinde Gustave Eiffel’in yapmış olduğu köprü bulunuyor. Kendisi ile aynı adı taşıyan köprü tamamen Eiffel’in tarzını yansıtıyor.
Biraz dolaştıktan sonra karnımızın iyice acıktığını farkettik. Bunun üzerine bir restoranda mola vererek birkaç tapas çeşidi sipariş ettik. İspanyolların ana öğün olarak tükettiği tapaslar açıkçası bana hiç doyurucu gelmiyor L Neyse sonuçta çok fazla seçeneğimiz olmadığı için sipariş ettiğimiz kalamar ve patatesle idare ederek günü geçirdik.
Akabinde ver elini Girona sokakları…Girona, Arnavut kaldırımlı, dar sokaklardan oluşuyor. Game of Thrones dizisinin bir çok bölümü bu sokaklarda çekilmiş.
Şehir meydanında da bir aslan bulunuyor. Eğer bu aslanın poposunu öperseniz şehre yeniden gelirmişsiniz. Tabi ki öpmedik J
Veee son olarak şehirden ayrılmadan evvel meşhur tatlısını almak için bir fırına uğradık. Efendim aşağıdaki fotoğrafta sağ üst köşede gözüken içi krema dolgulu bir tatlı. Severek yediğimiz bu tatlının ismi ise xuixo. Nasıl telaffuz ediliyor bilmiyorum ama tatlının ismini telefonuma yazarak fırıncıyla anlaştım J
Böylece günü sonlandırarak otele döndük. Ertesi gün yolumuz uzundu…

5 Aralık 2017 Salı

Dali Müzesi’ne Gidelim mi Gitmeyelim mi?

Daha önce seyahat etmediğiniz bir şehri gezerken nerelere gidersiniz, neler yaparsınız? Bu sorunun cevabı sanırım kişiden kişiye göre değişir. Kimileri müzeleri, sanat galerilerini gezerken, kimileri de şehrin sokaklarını arşınlar. Bazıları ufak çaplı bir gurme turu yaparken bazıları daha çok şehrin gece hayatına odaklanır. Bense gezilerimde her şeyden biraz biraz yapmaya çalışırım.  

Bu seyahatte de planlarımızı o doğrultuda yaptım. Gezide yarım günü Dali Müzesi’ne ayırdık. Babam müze mi gezicez diye hafif bir mırın kırın yapsa da gezi sonrası o da sonuçtan memnun kaldı.

Ünlü Katalan ressam Salvador Dali’nin müzesi Figueras şehrinde bulunuyor. Barcelona yakınlarındaki Figueras şehri sakin, öyle çok da gezilecek görülecek bir şeyin bulunmadığı bir şehir. Öte yandan barındırdığı Dali Müzesi nedeni ile her sene milyonlarca turist ağırlıyor.

Her bir detayı bizzat Dali tarafından tasarlanan müze dışardan masallarda yer alan köşklere benziyor. Tek farkı çatısında çok sayıda yumurta barındırması. Bunun nedeni Dali’nin hem yumurtaya düşkünlüğü hem de yumurtanın doğumu simgelemesiymiş. Müzenin duvarlarında ise ekmek figürleri yer alıyor.
Ana lobide Salvador Dali’nin eşi Gala’ya hediye ettiği Cadillac'ı görüyoruz. O dönemde bu Cadillac’dan dünya üzerinde yalnızca 6 tane varmış. Biri ABD başkanı Roosevelt’de, biri Clark Gable’de..vs. Duvarlarda ise Oscar heykelciklerine benzer heykeller bulunuyor. Bir dönem sinema ile ilgilenen sanatçı Oscar ödülünü alamayınca kendi ödülünü kendi tasarlamış.
Müzede en ilginç resimlerden biri aşağıda ki tabloydu. Siz şu an resme bakınca Abraham Lincoln görüyorsunuz. Ancak resmin fotoğrafını çekene kadar biz çıplak bir kadın gördük. Fotoğrafı çekince gördüğümüz epey şaşırtıcıydı.
Sanatçının eşi Gala… Gala yaşadığı döneme göre çok marjinal bir hayat sürmüş bir kadın. Ancak Dali’nin gözünde o bir melek…
Mae West odası… Dönemin ünlü sanatçısının yüzünü yansıtan bir oda tasarlamış Dali.
Dali’nin kendi yatak odası. Yatağını bir genelevde beğenip satın almış.
Sanatçının kıymet verdiği eşyalarından biri…Boyacı sandığı...Internette bu sandığın Türkiye’den alındığına ilişkin bilgi var. Ancak rehberimizin söylemine göre sandık Türkiye’den değil Fas’tan satın alınmış.
Ve sanatçının öldükten sonra Gala ile buluşmasını anlattığı tavan resmi.
Müze, 4-5 katlı çok geniş bir müzeydi. Sanatçının resimleri, eskiz çalışmaları, mücevher çalışmaları gibi bir çok oda yer alıyordu. Ben yazımda sadece çok küçük bir kısmını paylaştım. Eğer yolunuz İspanya’ya düşerse benim naçizane düşüncem bir yarım gününüzü buraya ayırın ve rehber eşliğinde gezin derim. Rehber eşliğinde gezmek önemli çünkü sanatçının her eserinde bir detay gizli.

Müze sonrası ise ufak bir kahve molası verdik. Ardından hemen yakınlarında yer alan başka bir şehre doğru yola çıktık.

4 Aralık 2017 Pazartesi

Barcelona Barcelona

Herkes Barcolona’yı o kadar övüyordu ki gitmeden beni bi merak sarmıştı. Gittim, gördüm, gezdim. Beğendim mi? Evet..Övülecek kadar mı? Hayır.. Barcelona hakkında yapılan söylemlerin biraz abartılı olduğunu düşünüyorum. Deniz kenarı, canlı, neşeli, mimari harikalar barındıran güzel bir şehir ama bir rüya şehri değil. Tabi herkesin rüyası farklı J

Şimdi gelelim şehre… Gaudi Barcelona’ya imzasını atmış desek yeridir. Önce ki yazımda Guell Park’tan bahsetmiştim. Şehir içinde de mimarın önemli eserleri var. Casa Battlo bunlardan biri. Casa Battlo, süslü püslü sanki böyle şeker kaplamalı bir bina. Ben çok beğendim. İçini gezecek vaktimiz yoktu ancak içi de çok hoşmuş. Pencere dizaynından, odalara ışık giriş alanlarına kadar incelikle tasarlanmış.
Diğer Gaudi eseri ise Casa Amattler…
Ve Sagrada Familia…Gaudi’nin ömrü yetmediği için bitiremediği kilise…Bitmeyen kilise söylemi sanırım turist çektiği için hala kilisenin inşaatı devam ediyor. Ancak böyle bir muhteşem eserin tepesinde vinç görmek bence çok da hoş değil.

Sagrada Familia’ya ev sahipliği yapan Catalonya Meydanı…
Sagrada Familia’yı da gördükten sonra Barcelona’nın meşhur caddesi La Ramblas üzerinde yürüyüşe geçtik. Geniş geniş kaldırımlara sahip, hareketli, neşeli bir cadde.
Cadde üzerinde Miro Mozaği bulunuyor. İspanya’nın ünlü sanatçılarından Miro’nun Rüzgar Gülü ismini verdiği mozaikten bir parça aşağıda yer almakta.
Ünlü evlerden bir tanesi de Casa Quadros…Bir diğer adıyla şemsiyeli ev. Benim beğendiğim yapılardan biriydi.
Ve… Boqueria..Sadece yiyecek ve içecek satılan kapalı bir pazar. Buraya uğrayıp da aç kalmak mümkün değil. Biz de karnımız burada doyurduk.
Caddenin sonu limana çıkıyor. Iyot kokusunu içimize çekmeden önce Christoph Colomb’un heykelini fotoğrafladık
Sonrasında ise liman…

29 Kasım 2017 Çarşamba

Biraz Tatil

Bu sene yeni işe başladığım için bayram tatilindeki Londra seyahatim hariç tatil yapamamıştım. 6 ayımı doldurunca müdürümün insiyatifi ile tatilime kavuştum J Ve ailece rotamız İspanya oldu. Daha evvel İspanya’nın güneyini yani Endülüs bölgesini gezmiştik. Dolayısıyla tercihimiz orta ve kuzey kesimler yönünde oldu. 8 günlük dolu dolu bir tatildi.

İlk konakladığımız şehir Barcelona idi. Barcelona’dan ve şehir hakkındaki düşüncelerimden sonra ki yazıda bahsetmeyi planlıyorum ama önce Barcelona’da bulunan iki önemli yer J

Sabahın erken saatlerinde Poble Espanyol’e doğru yola çıktık. Poble Espanyol bir nevi bizdeki Miniaturk. Yalnız bir farkı var; yer alan eserler minyatür değil. Geniş bir alana küçük bir İspanya kurmuşlar. Her mahalle İspanya’nın farklı bir bölgesini yansıtıyor. Bir sokağa giriyorsunuz Endülüs, diğer sokağa geçince Katalan bölgesi..vs. Fotoğraf çekmek için harika mekanlar yaratmışlar. Yalnız hiçbir yerde hangi sokağın hangi bölgeye ait olduğunu gösteren bir yazı ya da bilgilendirme yok. Biz rehber eşliğinde gezdiğimiz için sıkıntı yaşamadık. Ancak rehber eşliğinde gezilmiyorsa bence boş bir gezi olur.
İşte bazı sokaklar…
Endülüs’ün çiçekli, beyaz evleri…
Valencia demek narenciye demek :)
Poble Espanyol sonrası Barcelona’daki bir diğer önemli nokta Guell Park’a gittik. Guell Park, Barcelona’ya imzasını atmış Gaudi’ye ait bir park. Gaudi, parkı oluştururken tamamen doğadan ilham almış.

Sütunlu yol…
Tamamen sırtı destekleyen konforlu banklar…
Bölgenin simgesi ejderha…

17 Kasım 2017 Cuma

Geçen Haftalar, Kahvaltılar, Biraz Müzik ve Biraz Film

Zaman o kadar hızlı akıyor ki…Nasıl hafta başı olmuş, nasıl hafta bitmiş ve yeniden hafta sonu gelmiş hiç anlamıyorum. Hafta arası yoğun çalışma devam ederken hafta sonları da arkadaşlarla görüşme, sinema..vs derken zaman akıp gidiyor.

Geçtiğimiz haftalarda iki kez Yasemenillam ile buluştuk. Birinci buluşmamız Zorlu’da yer alan Eataly’de oldu. Eataly’de her pazar canlı caz müzik eşliğinde brunch var. Ezgi Ayçe Kızıldere kulaklarımızın pasını silerken biz de bol sohbetli bir kahvaltı yaptık.
İkinci buluşmamız ise Nişantaşı’nda Çeşme Bazlama Kahvaltı’da oldu. Mekanın önünde her zaman ki gibi sıra vardı. Sıra beklerken ben de birkaç fotoğraf çektim.
Nihayet masamıza yerleştiğimizde beklediğimize değdiğini gördük. Her şey harikaydı.
Benim çay ile aram yok ama çayın demlikle masaya gelmesi çay severler için sanırım büyük bir artı.
Bir de geçtiğimiz günlerde iki kez de sinemaya gittim. Ayla’yı ve Yol Ayrımı’nı seyrettim. Filmlerle ilgili düşüncelerimi ayrı bir yazıda paylaşmayı düşünüyorum.

Herkese şimdiden iyi hafta sonları…

2 Kasım 2017 Perşembe

Masumiyet Müzesi

Kitaptı, filmdi, tasarım günleriydi derken bu yazı epey gecikti. Gülşah ile film ekimine gittiğimiz gün bir de Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ni gezmiştik. Müze, aynı adlı kitabın hayata geçirilmiş hali. Ben kitabı okumamıştım ama Gülşah okumuştu ve onun anlatımı ile müzeye hiç de yabancılık çekmedim.

Müze, Çukurcuma’da kiremit renkli 3-4 katlı ahşap bir konak. Girişte sesli rehber alıp Orhan Pamuk’un sesi ile gezilebiliyor. Biz de öyle yaptık.
Kitap, Kemal’in Füsun’a olan apansız aşkını anlatıyormuş. Öykü kurmaca. Ancak müze gerçek. Yani kurmaca öykünün gerçek müzesi J

Kemal, Füsun’a o kadar aşıkmış ki onun içtiği her sigaranın izmaritini biriktirmiş. Müzenin bir duvarında binlerce sigara vardı. O duvarı görünce Kemal’in aşkı bana aşktan öte bir saplantı gibi geldi.
Merdivenlerden yukarı doğru çıkıyoruz.
Katlar hep böyle loştu. Pencereler içeri ışık geçirmeyecek şekilde kapanmıştı. Bu da ben de kasvet duygusu uyandırdı L
Füsün ve Kemal’in rakı balık sofrası…
Yine Kemal’e ait ıvır zıvırlar…
Kemal’in yatak odası…
Bu odada aynı zamanda Orhan Pamuk’un kitabı yazarken kullandığı karalama sayfaları var.