10 Temmuz 2024 Çarşamba

Mayıs Ayı Özeti

Evet evet bir önceki yazımda Mayıs ayı için özet şeklinde değil konu konu yazılar çıkaracağımı söylemiştim. Sözüm hala geçerli 😊 Önce özet geçmeyi planlıyorum sonrasında da iki ayrı yazı gelecek kısmetse.

Mayıs ayı bilgisayar başında çok mesai harcadığım bir ay oldu. Bir yandan çalıştım bir yandan da yılbaşında aldığım çikolatamı yerken ne çabuk geçti yılın beş ayı diye hayıflandım.

Ay içinde mezun olduğum lisemin pilav günü oldu. 25 sene olmuş mezun olalı. Denize nazır okulum hala çok güzel. Pilav gününde okulumun bahçesinde dolaştım, sınıflarına girip çıktım ve arkadaşlarımla hasret giderdim.

Lezzetli pilavı da tabii ki unutmamak lazım.

Lezzet demişken evde de ayın ürünü sebzeli poğaça oldu. Poğaça bile olsa sebzeli olduğu için sağlıklı sayılır di mi? 😊

Mayıs ayında günlerden bir gün ise yine kitap / kahve günü oldu. Çantama kitabımı attım ve soluğu Nişantaşı Minoa’da aldım. Sessiz sakin bir köşede kahvemi içerken okuduğum hikayeye dalıp gittim.

Bu aya bir de Balat ve Bursa gezisi sığdırdım. Bu gezileri ayrı bir yazıda anlatmak istiyorum. Şimdilik hoşçakalın.

21 Haziran 2024 Cuma

Nisan Ayı Özeti

Pandemide en çok gittiğimiz yer hatta tek gittiğimiz yer :) Emirgan korusuydu. Orada yürüyüş yapmak, sincapları, kedileri beslemek tek eğlencemizdi. Pandeminin bitişiyle beraber yolumuz daha az düşer oldu Emirgan korusuna. Geçtiğimiz bayram hadi bir nostalji yapalım dedik ve soluğu Emirgan korusunda aldık. Tam da lale festivaline denk geldiğimiz günlerde rengarenk lalelerle gözümüz şenlendi.

Bol bol yürüyüş yaptık ve en sonunda havuz başı molası vererek günü sonlandırdık.

Nisan ayında ayrıca kuzenimle buluştuk ve bir Sultanahmet gezisi gerçekleştirdik. Tarihi yardımadayı ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuz. Sevdiğim yerlerde kuzenime ve kızına rehberlik yapmak, oraları anlatmak benim için ayrı bir keyifti.

Beyazıt ve Çemberlitaş’ta verdiğimiz kısa molalardan sonra Sultanahmet’e giderek Topkapı Sarayı’na vardık ve başladık sarayı gezmeye.

Nerede bir asırlık ağaç görsem beni mutlu ediyor. Bu da Topkapı Sarayı’nın yüzyıllara meydan okuyan ağacı.

Sarayın mutfak bölümünden bazı kareler…

Sarayın paha biçilemez hazinesi : Kaşıkçı Elması

Sarayburnundan muhteşem bir boğaz manzarası...

Bazı iç mekanlar…

Bahçeden bir görünüm…

Topkapı Sarayı’nı adamakıllı gezmek isterseniz bir tam gün ayırmanız gerekir. Biz biraz hızlandırılmış bir tur yaptık ve harem hariç kısmını yarım günde gezdik. Böylece yorucu ama güzel bir günü anılarımız arasına yolladık.

Nisan ayında fırınım da tabii ki çalıştı. Simiiiiitçi diyerek sokak simitçilerine rakip olabilir miyim? Yok yok olamam güzel İstanbulumun sokak simiti her zaman baş tacı…

O zaman hadi Mayıs ayında buluşalım…Mayıs ayını özet değil şöyle eni konu yazmak istiyorum :)

4 Haziran 2024 Salı

Mart Ayı Özeti

Ramazan olması dolayısıyla Mart ayı Şubat ayının aksine oldukça sakin geçti. Daha çok işe yoğunlaştığım fırsat bulduğum zamanlarda da kitap okuduğum bir ay oldu. O zaman biraz okuduğum kitaplardan bahsedelim.

Botter Apartmanı :  Doğum günü hediyesi olarak aldığım bir kitaptı. Kitaba ismini veren apartman Beyoğlu’nda yer alıyor. Kitap, apartmanın inşası ile başlıyor ve apartman sakinlerinin günümüze kadar uzanan hikayesini anlatıyor. Beyoğlu’nun tarihi yapısını oldukça ilgici çekici bulan biri olarak kitabı büyük bir keyifle okudum. Sadece tek eleştirim konu bazı yerlerde biraz dağılıyordu. Kitabın bütünlüğü açısından biraz daha az karaktere yer verilse daha iyi olurdu.

Aşkımız Eski Bir Roman : Ahmet Ümit’ten yine bir polisiye roman. Bu sefer tek hikayeden değil üç hikayeden oluşuyordu. Sürükleyici, güzel bir kitaptı ama bir “İstanbul Hatırası” değildi 😊

Mart ayında biraz da mutfakta vakit geçirdim. Mesela aşağıda görmüş olduğunuz foccacio fırınımdan çıkan bir lezzet😊

Nisan ayı özetinde görüşmek üzere şimdilik hoşçakalın…

30 Mayıs 2024 Perşembe

Şubat Ayı Etkinlikleri

Cem Karaca’nın Gözyaşları, Ocak sonuna doğru gösterime giren güzel filmlerden biriydi. Cem Karaca’nın gençlik çağını, Almanya günlerini ve sonrasında yurda dönüşünü anlatan filmi ben çok beğendim. Cem Karaca’yı ünlü oyuncu İsmail Hacıoğlu canlandırmış ve çok iyi bir iş çıkarmıştı. Film boyunca sanatçının şarkılarını İsmail Hacıoğlu’nun sesinden dinledik ve abartmıyorum söyleyenin İsmail Hacıoğlu olduğunun farkına varmakta zorlandık. Hem oyunculuğu hem de şarkıları ile Cem Karaca’yı inanılmaz derecede güzel canlandırmıştı.

Yalnızca birkaç gösterime çıkan Fındıkkıran balesi içi adeta bilet kovaladım ve en sonunda buldum. Atatürk Kültür Merkezi’nde izlediğim bale gösterisini çok beğendim. Özellikle dekorlar çok hoşuma gitti. Kış masalı tadında bir gösteriydi.

Son olarak da Kerem Alışık’ın başrolünde olduğu kurtuluş savaşı ve cumhuriyetin ilanını anlatan 1923 isimli müzikale gittim. Bence şu ana kadar izlediğim en iyi müzikaldi. Her sahnesi büyüleyiciydi, teknoloji tüm imkanları ile kullanılmıştı. Müziklere, danslara ve oyunculuklara söylecek hiçbir söz bulamıyorum. Bandırma vapurunun kalkışı, savaş sahneleri ve en sonunda yaşadığımız sürpriz harikaydı.

Sinema, tiyaro filan gezerken çalışmadığımı düşünmediniz di mi? İş açısından da çok yoğun bir ay oldu diyebilirim.

Biraz gezerek, biraz kültürel faaliyetlerde bulunarak ve çokça çalışarak geçip gitti Şubat ayı.

21 Mayıs 2024 Salı

Şubat Ayı Özeti

Yoğun geçen bir aydı Şubat ayı. Açılışı her zamanki gibi doğum günüm ile yaptım. Yeni yaşıma adım atarken birbirinden güzel çiçekler aldım, defalarca kez mum üfleyip dilekler tuttum, arkadaşlarımla ve ailemle yemeklere çıktım hepsinden önemlisi de hatırlandığıma dair bir sürü mesaj ve telefon çağrısı alarak mutlu oldum.

Bunun haricinde Şubat ayı yeni mekan keşifleri ile doluydu…Bir gün kuzenimle buluşup Moda Çikolatacısı’na gittik.

Aşağıda gördüğünüz bu nefis tatlı ile onyüzbin kalori almış olabilirim.

Tatlı sonrası ise Kadıköy pazarında dolaştık. Pazar gezmeyi seven kaç kişiyiz?😊

Kadıköy’e geçince final her zamanki gibi kokoreç ile oldu.

Bir akşam ise iş arkadaşlarımla doğum günü kutlaması bahanesi ile Galata’daki Molto Bene’ye gittik. Molto Bene’nin pizzası son zamanlarda yediğim en iyi pizza diyebilirim.

Başka bir hafta sonu da yine bir arkadaşımla buluşup beraber Beyoğlu’nda turladık.

O günün keşfi ise yeni açılan Minoa Kitapevi oldu. Kitapevinin dizaynı, kitap çeşitliliği ve kafesi harikaydı. Tek sıkıntı ise maalesef çok kalabalık olmasıydı. Kitap okuma ile pek arası olmayan onlarca insan sadece fotoğraf çekilmek için buraya gelmişti. Ama tahminin bu furya kısa sürer ve sonunda kitapçı biz kitapseverlere kalır 😊


Merdivenlerin güzeliğine bakar mısın?

Şubat ayına aynı zamanda bir müzikal, bir bale gösterisi ve bir de sinema sığdırdım. Onlardan da önümüzdeki yazıda bahsedelim mi?

15 Mayıs 2024 Çarşamba

Ocak Ayı Özeti

Yeni yıla girmeden evvel 2024 yılı için yaptığım planlar arasında bloguma daha sık yazı yazmak da vardı. Ancak yoğun iş tempom maalesef buna müsaade etmedi. Geçenlerde en son yazıyı ne zaman yazmışım diye bakınca Kasım ayı olduğunu fark ettim ve bu duruma gerçekten üzüldüm. En sevdiğim sanal platform olan blogumdan çok uzun süre ayrı kalmışım O zaman bir daha arayı bu kadar açmama niyetiyle geçmiş ayların hızlıca bir özetini çıkaralım.

Yılın ilk günü aslında oldukça sade ve sakin başladı. Böyle kokulu mumlarla, yeni yıl temalı makaronlarla yılın ilk gününe merhaba dedim.

Tabii ki bu beylik sadece tatil olan yılın ilk günü için gerçekleşti:) Sonrasında nerede kalmıştık diyerek yine yoğun iş temposunun içine gömüldüm.

Hani pandemide başlayan bir mutfak sevdam vardı ya o hızı biraz kesilmiş olsa da hala devam ediyor 😊 Şirketimin hediye ettiği yılbaşı sepetinden çıkan malzemelerle nefis makarnalar hazırladım. Ocak ayının yemeği kremalı, mantarlı ve trüf yağlı makarna oldu diyebilirim. 

Zaman zaman da arkadaşlarımla buluştum ve hem güzel manzaraların hem de nefis lezzetlerin tadını çıkardım.

Bazen de kimseyle buluşmak istemeyerek kendi başıma zaman geçirdim. Nişantaşı sokaklarında dolaştığım da oldu rastgele keşfettiğim bir kafede çıtır çıtır yanan odun ateşinin başında kahve içtiğim de.

İşte böyle geçti Ocak ayı. O zaman Şubat ayı için yeniden buluşalım mı?

6 Ekim 2023 Cuma

Kitaplar

Bir önceki yazımda da değindiğim gibi okuduğum kitapları burada paylaşmayalı çok uzun zaman oldu.  O yüzden bugün kitap paylaşma günü olsun…

İlk olarak Bir Aşk Masalı’ndan bahsetmek istiyorum. Yazarı Ahmet Ümit olunca polisiye roman okuyacağım düşüncesiyle kitabı satın aldım ama kitap masal kitabı çıktı 😊 Mecazi anlamda söylemiyorum,  Ahmet Ümit bu sefer gerçekten bir masal kitabı yazmış. Altı ülkenin altı prensi rüyalarında gördükleri kıza ulaşabilmek için savaş veriyorlar.  Yazarın bolca mesaj verdiği değişik bir roman olmuş ancak bazı yerlerde çok tekrar var. Aynı cümleler altı prens tarafından sürekli tekrarlanınca kitap sıkıcı bir hal alabiliyor. Sonuç olarak fena değildi statüsüne koyduğum kitaplardan biri oldu.

İkinci paylaşmak istediğim kitap ise Beni Hep Böyle Hatırla…Bir Melike İlgün kitabı. Hani bazen sofrada en sevdiğimiz yiyeceği en sona saklarız ya işte ben de ne zaman Melike İlgün kitabı alsam okumakta bilinçli olarak geciktiriyorum. Geçen sene aldığım kitabı yeni okudum ve yazarın bu kitabını da çok beğendim. Kitapta 6-7 Eylül olaylarının birçok insanın hayatını nasıl etkilediği farklı açılardan kaleme alınmış. Sürükleyici, bir nefeste okunan bir kitap olmuş.

Son olarak okuduğum kitap ise Sophie Kinsella’nın Sana Bir İyilik Borcum var kitabı oldu. Sophie Kinsella kitaplarını genelde tatilde tercih ediyorum. Yazarın romanları çok da edebi olmayan nane şekeri tadında kitaplar. Yani okunduğu anda ferahlık veriyor ama bu ferahlık geçici 😊Tatilde kafa dağıtmak için çok iyi oluyor. Bu romanda da aile işletmesi çalıştıran bir kadının hem işletmeyi ayakta tutmaya çalışması hem de karışık aşk hayatı konu edilmiş.

O zaman okuyarak kalın…