23 Temmuz 2020 Perşembe

Hey Güllü Hele Hele Güllü


Pandemi döneminde ben de ekmek yapma akımına katıldım 😊 Ancak bu akıma kesinlikle o sıralarda moda olduğu için değil ihtiyaçtan katıldım. 3 ay boyunca ailece dışarı adımımızı atmadık. Tüm ihtiyacımızı sanal marketlerden giderdik. Ancak öyle günler oldu ki sanal marketler yoğunluktan ötürü siparişe kapandı. Bu durumda evde ekmeksiz kalınca iş başa düştü. Başlarda ekmeği hazır maya kullanarak yaptım. Fakat evdeki hazır mayalar bitince yenisini de bulamayınca bu sefer ekşi maya yapma işine giriştim.

Ekşi maya yapımı yaklaşık 10 gün süren biraz emek isteyen bir iş ama sonunda mayaya ulaşınca verilen emeğe değiyor. Evde yapılan ekşi mayaya isim vermek adettenmiş. Ben de ekşi mayama Güllü ismini verdim ve 10 gün boyunca Güllü ile uğraştım. Her gün aynı saatte besleme, suyunu verme sonra ılık ortamlarda bekletme gibi aşamaların neticesinde mayam oldu ve ilk ürününü verdi. 
Sonra Güllü’yü buzdolabına koydum ve haftada bir kez besleyerek ekmek yapmaya devam edttim. O gün bugündür mutfağımız her hafta mis gibi ekşi mayalı ekmek kokuyor.
Hatta bu işi azıcık geliştirdim ve cevizli, zeytinli gibi alternatifler de denedim.
Şimdilik bu işi sevdim. Vaktim ve imkanım olduğu müddetçe devam ettirmeyi düşünüyorum:)

19 Haziran 2020 Cuma

Büyük Dükkanı, Şeker Portakalı ve Aklımda Hep Sen


Uzun zaman olmuş okuduğum kitaplardan bahsetmeyeli. O zaman o gün bugün olsun.

Önce “Büyü Dükkanı” ile başlayalım. Büyü Dükkanı, bir tür psikodrama kitabı. Konusu ise şöyle; istediğiniz her şeyi alma imkanınız olan bir dükkan var. Örneğin; gençliğinizi mi istiyorsunuz, alabilirsiniz; evlenmek mi istiyorsunuz, hemen; iyi bir kariyer mi oldu bilin 😊 Ancak karşılığında sıkı bir pazarlık yapmak gerekiyor. Çünkü dükkanın sahibi pazarlık konusunda epey çetin çeviz. Kitabı çok ilginç bularak heyecanla başladım okumaya. Ancak öyküler arasında ilerlerken maalesef heyecanımı yitirdim. Çünkü öyküler çok klişeydi. Kısacası ben de pek iz bırakmadı ama yine de bu tip kitaplara ilgi duyanlara tavsiye ederim.
İkinci okuduğum kitap ise Şeker Portakalı oldu. Daha çocukluk yıllarında okunan bu kitabı okumakta epey geciktiğimin farkındayım. Kitap için söyleceğim tek söz ise bayıldım. Ah o Zeze yok mu o Zeze beni çok ağlattı. Güney Amerika’da minicik bir kasabada geçen hikayede Zeze’nin zor geçen çocukluk yıllarına tanık oluyoruz.
Son okuduğum kitap ise Kürşat Başar’ın Aklımda Hep Sen isimli romanı oldu. Kitap sitelerinde bu roman çok eleştiri almış durumda. Tamam bir Başucumda Müzik kitabı gibi değil ama yine de güzeldi. Akıcı anlatımı sayesinde birkaç gün içinde bitirdim.
Keyifli okumalar…

16 Haziran 2020 Salı

Sonunda Evin Dışında


Üç ayın sonunda nihayet hafta sonu dışarı çıktım. Baba kız, Yıldız Korusu’na giderek 1,5 saatlik bir yürüyüş yaptık.

Instagramda fotoğrafımı yayınladığım zaman bir çok kişi yürümeyi hatırlıyor musun diye sordu 😊 Şöyle diyebilirim ayakkabı giymek zor geldi ama yürüyüş yapmak beni pek zorlamadı. Çünkü bu üç aylık dönemde evin içinde günde ortalama 5000 adım attım. Evet, her gün belli bir süreyi yürüyüşe ayırdım. Kimi zaman evin içinde kimi zamanda terasta bir ileri bir geri giderek ortalama 5000 adımı tamamladım. Tabi ki bunun yanında haftada iki kez spor bir kez de yoga yapmaya çalıştım. Dolayısıyla dışarı çıkınca yürüyüşte performans olarak zorlanmadım.
Yürüyüş esnasında kimseyle temas etmemeye ve özellikle sakin yerlerden yürümeye özen gösterdik. Ağaçların içinde yürümek ve toprak kokusu duymak harikaydı.
Yıldız korusunun güzelliklerine bir kez daha hayran kaldım.
Hanımelleri mis gibi koku saçıyordu etrafa.
Uzun bir süre sonra dışarda olmak güzeldi. Ancak yine de kuaföre gitmek, arkadaşlarla buluşmak, restoranlarda yiyip içmek için kendimi hazır hissetmiyorum. Umarım zamanla onlar da olur.

9 Haziran 2020 Salı

Hala Evde Geçen Günler ve Yoga Sertifikası


Efendim hala evdeyim. Evet evet, tam 3 ay oldu. Daha ayakkabılarımı ayağıma geçirip bahçeye bile inmedim. Evde mutlu mesut hayatıma devam ederken bir yandan da online platformda sosyalleşmeye başladım. Geçtiğimiz hafta sonu yoga 101 derslerine katıldım. Sene başında yogaya başladığımdan bahsetmiştim. Ancak araya pandemi süreci girince yogaya da mecburi olarak ara vermek durumunda kalmıştım. Geçtiğimiz hafta yoga eğitmeni bir iş arkadaşım online yoga kursu düzenleyince fırsatı kaçırmadım ve derslere katıldım. Dersler, yoganın mantığını anlamam ve pozların nasıl yapılacağını detaylı olarak öğrenmem açısından çok faydalı oldu. Bir de üstüne arkadaşım bir tatlılık yapmış ve bize sertifika hazırlamış. O zaman değmeyin keyfimize…
Sonra başka neler yaptım? Tabi ki mutfaktaydım yine 😊 Öncelikle ramazan ayı içinde ramazan pidesi yaptım. Çok uğraştırıcı olduğunu söylemeliyim. Ancak lezzeti fırından aldığımız pideye epey yakın oldu.
Sonra ağzımız tatlansın diye supangle yaptım.
Bir de fırında kıymalı patates.
İşte evde günler böyle böyle geçiyor…

22 Mayıs 2020 Cuma

Yeni Baştan ve Mandalina Bahçesi


Geçtiğimiz hafta biri Fransız yapımı diğeri de Eston-Gürcü ortak yapımı iki film seyrettim. Her ikisini de beğendiğim için burada paylaşmak istiyorum.

Yeni Baştan, yazımın girişinde de bahsettiğim gibi bir Fransız filmi. Konusu ise şöyle; evliliklerinin üzerinden epey uzun zaman geçmiş bir çift hayatta farklı noktalara ulaşmışlardır. Biri teknolojiyi yakından takip ederken diğeri sürekli geçmişte yaşamaktadır. İşte bu noktada geçmişi düşünen eşe bir teklif sunulur. Geçmişinde yaşadığı en mutlu olduğu güne gidecektir. Böylece eş en mutlu olduğu gününe gider ve olaylar gelişir. Filmi seyrederken bir çok defa öyle bir seçeneğim olsa geçmişte hangi güne giderdim diye düşündüm ama bulamadım 😊 Geçmişte bir çok mutlu günüm olmakla beraber sanırım tekrar yaşamak istediğim bir günüm yok.
Mandalina Bahçesi ise Gürcistan’da geçen bir film. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının akabinde ortaya çıkan Çeçen-Gürcü savaşını anlatıyor. Gürcistan’ın bir köyünde yaşayan Eston bir adam iki yaralı askerin hayatını kurtarıyor. Bu askerlerden biri Çeçen diğeri de Gürcü olunca film ilginç bir hal alıyor. Oyunculukları çok beğenmekle birlikte filmi biraz durağan buldum. Ancak yine de geneline bakınca güzeldi.
Seyredeceklere şimdiden iyi seyirler…

14 Mayıs 2020 Perşembe

Bu Sefer Dijital Temizlik


Geçen hafta öyle bir iş içine girdim ki deterjanlı temizliği mumla aradım valla. 15 senedir kullandığım ve içinde bir sürü ıvır zıvır biriktirdiğim 2 tane taşınabilir diskim var. Fotoğraflardan iş evraklarına, doktor raporlarından vize evraklarına kadar Allah ne verdiyse disklere doldurmuşum. Disklerde, klasörler birbirine karışmış durumda, 100 GB’ı aşkın data vardı. Tam 1 hafta boyunca bu diskleri temizledim ve her bir kategoriyi güzelce klasörledim. İşlem tamamlandığında üzerimden büyük bir yük kalkmış oldu.
Bunun haricinde mutfak yine beni epeyce oyaladı ve güzel vakit geçirmeme yardımcı oldu. İşte son mahsüller 😊

Fellah köfte…
Patatesli kol böreği…
Peynirli çörek…

6 Mayıs 2020 Çarşamba

Temizleme, Düzenle…Temizle, Düzenle…


Ne zamandır fırsat bulup bir yazı ekleyemedim. Şaka yapmıyorum gerçekten fırsat bulamadım. Evde kaldığımız bu süreci inanılmaz yoğun geçiriyorum. Her sabah erkenden kalkıp home office çalışması için masamda yerimi alıyorum. Akşam 5 oldu mu da özel işlerime başlıyorum. Örneğin; geçtiğimiz hafta kitaplığımı temizledim ve tüm kitaplarımı belli kategorilere göre ayırdım. Epey yorucu oldu ama sonuçta ortaya çıkan düzeni görmek beni mutlu etti.
Kitaplığımı düzenlerken ilkokul yıllarımdan kalma Kimsesiz Çocuk kitabı elime geçti. Şimdi konusunu bile hatırlayamadığım bu kitabı ne çok severdim. Öyle ki annem tüm kitaplarımı ihtiyacı olan bir aileye gönderirken bu kitabı vermemek için epey mücadele etmiştim. Güzelce tozunu aldım ve kitaplığımda baş köşeye yerleştirdim.
Bir de Reşat Nuri Güntekin’in Çalıkuşu kitabı var. Bu kitabı defalarca kez okumuştum. Artık okunmaktan kitabın kapağı yıpranmış.
Peki ya İstanbul Life dergilerine ne demeli? Bir ara her ay İstanbul Life alırdım. Oradaki öneriler doğrultusunda da İstanbul’u karış karış gezerdim.
İstanbul sevdam öyle bir hal almış ki kitaplığımda İstanbul Sokakları isimli bir kitaba bile rastladım. Sanırım bir zamanlar İstanbul’un her köşesini, her sokağını öğrenmek gibi bir idealim vardı.
Buyrun Kazancı Yokuşu…
Bir de karikatür türünde kitaplara rastladım.
Böyle işte şimdi kitaplığım temiz. Kitaplar kategorilere ve yazarlara göre inci gibi sıralanmış durumda.  Sırada aksesuar çekmecelerim ve giysi dolaplarım var, hadi bakalım hayırlısı :)