16 Şubat 2018 Cuma

Küçük Ayasofya, Kahve ve Muhabbet

Önce Alman Çeşmesi’nin yanından, sonra da kitabelerin ve burgu taşın yanından geçerek Küçük Ayasofya’ya doğru ilerliyoruz.
Sultanahmet’e defalarca kez gitmeme ve hemen hemen her bir noktasını ezbere bilmeme rağmen Küçük Ayasofya Camii’ni hiç görmemiştim. Yol boyunca el sanatları tarzında hizmet veren dükkanlar karşımıza çıkıyor. Çalgıcı kurbağaları selamlamamızın hemen akabinde ise Küçük Ayasofya karşımızda…
Küçük Ayasofya, kiliseden camiye çevrilmiş bir yapı.Zaten bu durum ilk bakışta hemen farkediliyor. Ve tam 1500 yaşında. Ne şanslıyız ki binlerce senelik geçmişi olan bir çok esere sahibiz.
Caminin içinden bir fotoğraf…
Küçük Ayasofya civarında biraz dolaştıktan tekrar Sultanahmet’e dönüyoruz ve bu sefer heybetli Ayasofya karşısında bir kahve molası veriyoruz. Hava puslu, yağmurlu ama Ayasofya yine güzel hep güzel.
Tabi bizim muhabbetimiz de güzel. Çok konuşarak, çok gülerek ve harika vakit geçirerek bir Pazar gününü noktalıyoruz.

13 Şubat 2018 Salı

Hint Mutfağı Deneyelim mi?


Gamze           : Yaseminella bugün farklı bir mutfak deneyelim mi?
Yaseminella  :??????????????????? Nasıl bir mutfak Gamze?
Gamze           : Farklı işte, yabancı bir mutfak J
Yaseminella  : Hint filan demeyeceksin umarım Gamze?
Gamze           : ????????.Galiba bugün hislerin çok kuvvetli Yaseminellam….

Yukardaki diyalog Sultanahmet tramvayında geçiyor. Uzun süredir Sultanahmet’teki meşhur Dubb restoranın yemeklerini denemek istiyorum. Ancak Yaseminellam farklı tatlara çok da açık değil. Hele en son onu İran mutfağına götürdüğüm ve orada midesini bozduktan sonra yoğurdu üfleyerek yiyiyor. Ancak benim doğum günü haftam olması dolayısıyla (evet 1 hafta doğum günü kutladım J) soluğu Dubb restoranın kapısında alıyoruz.
Burası yıllardır Sultanahmet’te hizmet veren bir Hint restoranı. Çoook şirin bir girişi var.
5-6 katlı bir bina ve her katında hizmet veriyor.
Hindistan’a özgü resimlerle süslenmiş duvarlarına bakarak, fotoğraflar çekerek en üst kata ulaşıyoruz.
En üst katta güzel bir manzara var. Bizim gittiğimiz gün hava puslu ve yağmurlu olduğu için çok güzel fotoğraflar yakalayamadık ama güzel havalarda eminim ki daha bi başka olur.
Gelelim yemeklere…Biz önce nan dedikleri bir tür Hint ekmeği denedik. Bizim gözlemeye benziyordu.
Sonrasında sebzeli hint böreği yani Samosa aldık. Oldukça lezzetliydi.
Veeee ana yemek…Shunhari Shikh Kebap diye bir Hint kebabı denedik. 
Sonuç olarak hoş bir deneyim oldu. Yaseminellam da memnun kaldı. Belki başka bir gün başka lezzetlerini de tadarız, belli mi olur J

7 Şubat 2018 Çarşamba

Da Vinci Sergisi

Geçtiğimiz hafta Uniq İstanbul içindeki Da Vinci sergisini ziyaret ettim. Farkındayım kısa aralıklarla bu ikinci sergi oldu. İçimdeki sanat aşkı filan depreşti sanmayın J sadece çok yakınıma gelen sergiyi kaçırmak istemedim.

Sergi girişinde Leonardo Da Vinci’nin hayatını anlatan kısa bir film seyrettiriyorlar. Sanatçıyı yakından tanımak  ve fikir sahibi olmak  için bu 10 dakikalık film oldukça faydalıydı.

Sergilenen eserlerin çoğu replika. Yalnızca bir kaç eser orjinaldi.

Orijinal eserlerden biri :  Venedik körfezi haritası..
Mona Lisa’sız bir sergi olmazdı. Replika olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Ancak aşağıdaki eser orijinal bir çizim. Da Vinci’ye ait değil ama yine dönemin ünlü sanatçısı Raffello’ya ait. O Mona Lisa’yı biraz daha gösterişli çizmeyi tercih etmiş, saçlara dikkat…
Ünlü sanatçıların Leonardo’ya ait eserleri kopyaladıkları bölüm.
Leonardo Da Vinci sadece bir ressam değil aynı zamanda bir bilim adamı, fizikçi, gök bilimci. Bu yüzden feyz aldığı ve gelişmesine yardımcı olduğu mekanik aletler için de ayrı bir bölüm vardı.
Veeee ünlü Haliç köprüsü…Çizimlerini yaptığı, padişaha sunduğu ama kabul görmediği ve bu yüzden yapamadığı köprüye ait anlatımlar da serginin bir parçasıydı.
Sergi nasıldı diye sorarsanız, eh iste yanıtını veririm. Çoğu eserin replika olması keyfi kaçırıyor. Yine de boş vaktiniz olursa bir uğrayın… 

2 Şubat 2018 Cuma

İyi ki Doğdum :)

Bugün bir yaş daha devirdim. Yeni bir yaşın daha heyecanını yaşıyorum. Artık 38 yaşındayım. Bugün telefonlar, mesajlar, sürpriz pastalar, mis kokulu çiçeklerle epey şımartıldım.  

O zaman iyi ki doğdum. Yeni yaşım hoş geldin J

23 Ocak 2018 Salı

Yılın İlk Sergisi

Geçtiğimiz hafta sonu Yasemin ile buluşarak önce Emirgan Sütiş’te kahvaltı yaptık ve sonrasında da harika bir sergi gezdik.

Hava soğuk mu soğuk, puslu mu pusluydu. Buna rağmen sahil balık tutanlarla doluydu. Ekmek parasını kazanmak için balık tutanları çok iyi anlıyorum. Ancak hobi olarak balık tutmak çok sıkıcı değil mi ya? Oltayı atıp öylece dakikaların geçmesini beklemek bana tam bir zaman kaybı geliyor.
Neyse sahildeki soğuk içimize işlemeden atlı köşke giriş yaptık.  Çinli sanatçı Ai Weiwei’nin sergisi uzun süredir ziyaretçilerini ağırlıyordu ve artık bitmek üzereydi. İyi ki bitmeden bu güzel sergiyi gezme şansını elde etmişiz.
Ai weiwei, devletle başı sürekli belada olan sık sık tutuklanan bir aktivist sanatçıymış. Seramik üzerine çalışan sanatçının çoğu eseri sosyal olayları baz alıyor.

2004 yılında Hint Okyanusunda gerçekleşen tsunamiyi konu aldığı bir eser…
Ai Weiwei, Shangay’da bir studio inşa eder. Ancak bu stüdyo yasa dışı bulunarak yıkım kararı alınır. Sanatçı, bunu protesto etmek için nehir yengeci ziyafeti vereceğini açıklar. Böylece yengeçler eseri ortaya çıkar…
Rengarenk vazolar serisi…
Tutuklandığı anların birinden bir kare… Polislerle selfie…
Ai’nin pasaportuna el konur. Bunun üzerine sanatçı pasaportu iade edilene kadar bisikletinin sepetine her gün taze çiçek yerleştirir. Ve Özgürlük İçin Çiçekler eseri de ortaya çıkmış olur.
Çiçeklerin üzerinde günün tarihi....
En tanınmış eserlerinden biri ayçekirdekleri…
Kaplanlar…
Ve Ai Weiwei’nin 2000 yıllık hanedana ait vazoyu düşürüp kırması sonrası ürettiği eserler…

11 Ocak 2018 Perşembe

7 Kocalı Hürmüz

Tek kelime ile harika bir oyun… Geçtiğimiz Aralık ayında Yaseminellam ile birlikte gittik bu oyuna. Biletlerini tam 1 ay önceden almıştık. Başrolleri Birce Akalay, İlker Ayrık, Yonca Evcimik, Suzan Kardeş gibi ünlü isimler paylaşıyor. Her oyuncu birbirinden başarılı. Özellikle Hürmüz karakterine bürünen Birce Akalay muhteşem.

Müzikal bir oyuna bilet almadan evvel iki kez düşünürüm. Çünkü müzikal oyunlar zaman zaman sıkıcı olabiliyor. 7 Kocalı Hürmüz epey uzun (yaklaşık 3 saat) sürmesine rağmen hiç sıkıcı değildi. İzlerken zamanın nasıl aktığını anlamadık. İşin özü gitmek isteyen varsa kesinlikle tavsiye ederim ama biletleri önceden almayı ihmal etmeyin.

9 Ocak 2018 Salı

Ayla ve Yol Ayrımı

Araya İspanya yazıları, yeni yıl yazısı..vs girince bu yazı epey gecikti. Geçtiğimiz aylarda Ayla ve Yol Ayrımı’nı sinemada seyrettim.

Ayla’yı sanırım seyretmeyen kalmamıştır ama yine de yorumumu yazayım J Film, Kore savaşında geçen gerçek bir hikayeye dayanıyor. Annesi ve babasını savaşta kaybeden minik Ayla’nın bir Türk askeri tarafından sahiplenilmesini anlatıyor. Ben filmi çok beğendim. Özellikle ilk yarısı mükemmeldi. Görüntüler, oyunculuklar büyük bütçeli Hollywood sinema filmlerini aratmıyordu. İkinci yarıda geçen bazı ayrıntılar ise bana gereksiz gelse de film genel anlamda çok iyiydi. Kısacası iyi ki seyrettim dediğim filmlerden bir oldu.

İkinci izlediğim film ise Yol Ayrımı idi. Film, henüz gösterime girmeden Şener Şen ismini duymak bile beni heyecanlandırmaya yetmişti ama maalesef filmi pek beğenmedim. Bi kere konu çok klişeydi ve oyunculuklar ortalama seviyede seyrediyordu. Filmin en göze çarpan karakteri Rutkay Aziz’di ama o bile filmi kurtaramamıştı.
İyi seyirler…

5 Ocak 2018 Cuma

Kitaplarda Saklı Hikayeler…

Her kitap kendi kahramanını, kendi zamanını ve hikayesini barındırıyor. Yeni bir kitaba başladığımda o zamana ve o kahramanların dünyasına sürüklenmeyi seviyorum. Genellikle de aynı tür kitapları peş peşe okumamaya çalışıyorum. Son zamanlarda birbirinden farklı 3 tane kitap okudum. İşte bu kitaplar;

Birinci okuduğum kitap Nermin Yıldırım’ın Saklı Bahçeler Haritası…Yazarın ilk defa bir kitabını okudum. Bir kaç ay evvel bir kafenin duvarında Nermin Yıldırım'a ait kitapların tanıtımını görmüştüm. Burada yazarın bir sözü çok hoşuma gitmişti. Git zaman gel zaman sonunda bir kitabını okumaya karar verdim. Tercihim Saklı Bahçeler Haritası yönünde oldu. Roman, iki kardeşin birbirine  yazdığı mektuplardan oluşuyor. Yazarın dilini ve anlatımını çok beğendim. Ancaaaak hikayeyi o kadar beğendiğimi söyleyemem. Çünkü kitabın geneline bir kasvet hakimdi. Hep kaybedişler, ölümler, göz yaşları..vs vardı. Bu yüzden biraz içimi kararttı L 
İkinci okuduğum kitap ise Fikriye ve Latife (Kemale Eren Kadınlar) odu. Bir Melike İlgün kitabı. Bu, Melike İlgün’ün okuduğum 3.kitabıydı ve yine çok çok beğendim. Biri Selanikli Mustafa’ya diğeri Kemal Paşa’ya aşık iki kadını tarafsız bir gözle ve harika bir dille anlatmış Melike İlgün. Kesinlikle tavsiye ederim.
Ve son okuduğum kitap ise Sarah Jio’nun Sahildeki Kulube oldu. Klasik bir best seller romanı. Kafam doluyken bu tip kitaplar okumak iyi geliyor. Ama neticede öyle aman aman bir durumu yok kitabın, sabun köpüğü tarzında.
Keyifli okumalar dilerim…

3 Ocak 2018 Çarşamba

Geç Kalan Bir Veda

2017 gitti hem de gideli tam 3 gün oldu. Ben hala veda yazımı yazmadığımı farkettim. O zaman arkasından hemen iki satır bişiler yazalım ve 2017’yi güzel güzel uğurlayalım.

2017 nasıl bir seneydi? İyi ya da kötü kelimeleri ile ifade edemeyeceğim bir seneydi. Ancak şunu söyleyebilirim o da dolu dolu geçen günlere sahipti.

Mayıs ayında yeni bir işe başladım. Yeni bir iş yeri, yeni arkadaşlar, ortam değişikliği hatta yaptığım işteki kısmi değişiklik en başta beni biraz yorsa da sanırım alıştım.
İtalyanca kursunda 8.seviyeye geçtim. Bitmedi gitti bu kurs J Ancak yavaş yavaş İtalyanca konuşabildiğimi farketmenin hazzı harika.
Herkes iyi gezdin dese de bence o kadar da gezemedim J İşe yeni başlamam dolayısıyla keşiflerim 4 günlük bir Londra seyahati ve 1 haftalık İspanya seyahati ile sınırlı kaldı. Ancak her iki seyahatten de oldukça keyif aldım. Özellikle Londra tatilim son yıllarda yaptığım en iyi tatillerden biriydi.
Tabi ki İstanbul’un keyfini sonuna kadar çıkardım.7 tepeli şehrimde yeni keşifler, yeni lezzetler her daim oldu hayatımda. Mesela Mart ayında Yaseminella ile Rejans’ta yediğimiz yemek unutulmazdı.
Okudum…okudum…İşe başlamam dolayısıyla okuma hızımda düşüş olsa da bir çok kahramanın hikayesi ile tanıştım.
Seyrettim…seyrettim. Hem beyaz perde de güzel filmler (özellikle filmekiminde) hem de sahnede güzel oyunlar seyrettim. Örneğin; Haldun Dormen’i tiyatro sahnesinde seyretme şansı yakaladım. Pera Palas’ın gizemli odaları arasında dolaşarak interaktif bir tiyatro oyununa katıldım.
Yaseminellam ile defalarca kez buluştum, Gülşahımla saatlerce telefonda görüştüm. Annemin ve babamın varlığı için binlerce kez şükrettim. 

Veee böylece bir seneye daha veda ettim. O zaman güle güle git 2017. Hoş geldin, sefalar getirdin 2018.