22 Ocak 2014 Çarşamba

Kapalıçarşı, Kapalı Kutu

Kapalıçarşı deyip geçme;
Kapalı çarşı
Kapalı kutu

Orhan Veli, Kapalıçarşı şiirini yukardaki dizelerle bitiriyor. Bugüne kadar yazılarımda tarihi yarımadadan ve üzerindeki eserlerden çok bahsettim. Ancak  geçmişi 500 sene evvele dayanan bu kapalı kutudan hiç bahsetmediğimi farkettim. (http://yasamizi.blogspot.com.tr/2013/02/labirent-icinde-labirent.html yazısını saymazsak)

Kapalıçarşı yaklaşık 500 sene evvel inşa edilmiş kubbeli, dev bir alışveriş mekanı. Tam 24 tane kapısı bulunuyor. Ben ne zaman tarihi yarımadaya gitsem buraya uğramadan edemem. Bazen Mahmutpaşa kapısından bazen Beyazıt kapısından bazen de Örücüler kapısından çarşıya süzülürüm. Son gidişimde Mahmutpaşa kapısını tercih ettim.
Kapalıçarşı yüksek kubbesi, kubbelerindeki süslemeleri, yazın serin, kışın sıcak olması ile büyüleyici bir mekan olma özelliğini her zaman koruyor. Çarşı labirent şeklinde inşa edilmiş dolayısıyla içinde kolayca kaybolunabiliyor. İçerde gezerken bir yerden bir şey almaya karar verirsem mutlaka alıyorum. Dönüşte alırım gibi bir kavram bu çarşı için söz konusu değil çünkü dönüş hangi sokaktan hangi kapıdan olacak allah bilir.
Labirent şeklindeki bu çarşının sokakları Fesçiler, Yağlıkçılar, Yorgancılar şeklinde isimlendirilmiş. Bu da eskiye dayanıyor. Eskiden aynı mesleği yapan esnaflar bir arada bulunurmuş. Yani yorgan diktirecekseniz direk yorgancılar sokağına gidermişsiniz. Bir çeşit lonca olayı diyebiliriz. Şu an tabi ki böyle bir durum söz konusu değil.
Çarşıda çoğunlukla hediyelik eşyalar satılıyor. Çeşitli fincan takımları, oyma süs eşyaları, üfleme cam abajurlar, çini desenli objeleri kolayca bulabiliyoruz. Ayrıca çantacıları, halıcıları, kuyumcuları, şal-eşarp gibi tekstil ürünleri satan dükkanları da görmek mümkün.
 
 

 
Çarşı içinde bir çok çeşme, mescit ve han bulunuyor. Hanlar hakkında da çok anlatılacak şey var ancak bu yazıya sığmaz diye düşünüyorum. Başka zamana artık...
Son gidişimde labirent içinde biraz dolaştım. Farklı kültürlerden  gelen ve farklı diller konuşan turistlerin seslerine kulak kabarttım. Konuşmalardan pek bişi anlamasam da insanların yüz ifadelerinden yeni bir yer görmenin mutluluğunu okuduğumu söyleyebilirim. Biraz yorulunca ise Şark Kahvesi’nde mola verdim ve kahvemi yudumlayarak dinlenme fırsatı yakaladım.

8 yorum:

  1. He he vallahi kaybolur bilmeyen biri yada hep aynı yerde dolanır duru:)
    Ama orayı gezmeyi sevmeyen yoktur sanırım :)

    YanıtlaSil
  2. Şahsen ben severim gezmeyi ;)

    YanıtlaSil
  3. Kaç kere gittim, gezdim bilmiyorum.
    Ama o devasa yapıda hangi dükkan hangi sokakta kalıyor, bir türlü hatırlayamam:)

    YanıtlaSil
  4. Bir başka büyüsü var değil mi..
    ne güzel yazmışsın.

    YanıtlaSil