15 Mart 2014 Cumartesi

Hipodrom = At Meydanı

2 hafta evvel Ayasofya Kilisesi gezimden bahsetmiştim. Ayasofya’dan ayrıldıktan sonra Sultanahmet meydanına doğru yürümeye başladım. Sultanahmet Meydanı, Bizans İmparatorluğu döneminde şehrin en önemli meydanıymış. Burası Hipodrom olarak bilinirmiş. Hipodrom, “at binenlerin, atların meydanı” anlamına geliyor. Osmanlı döneminde de zaten burası “At Meydanı” olarak isimlendirilmiş.
Özellikle yaz akşamları püfür püfür esen bu meydanda bir çok tarihi eser bulunmakta. Meydana girildiği zaman ilk göze çarpan eser Alman Çeşmesi oluyor. Zarif bir mimariye sahip olan bu çeşme, Alman imparatoru 2.Wilhelm’in Osmanlı Devleti’ne hediyesi. Çeşme şu an fotoğrafta görüldüğü üzere tadilatta.
Alman çeşmesini geçtikten sonra meydanın en yüksek yapısını, Dikilitaş’ı görüyoruz. Dikilitaş, Mısır’da yapılmış ve Bizans İmparatorluğu döneminde İstanbul’ a getirilmiş bir yapı.
Taşın ayak kısmında kabartmalar bulunuyor.
Dikilitaş’ın hemen arkasında ise yılanlı sütun yer alıyor. Yılanlı sütun tahribata uğramış eserlerden biri. 3 başlı yılan şeklinde olan bu sütunun 2 başı kayıp L Bir başı da İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Bu sütunun ilginç bir hikayesi var. Sütun ilk önce bir Yunan şehri olan Delfi’de dikilmiş. Bir rivayete göre dönemin büyücüleri sütuna güçlü büyüler yaparak şehri, akrep, yılan gibi zehirli hayvanlara karşı korumayı hedeflemiş. Bizans döneminde İstanbul’un başkent olmasından sonra bu sütun aynı amaçla İstanbul’a getirilmiş.
Meydanın en sonunda ise Örme Taş yer alıyor. Örme Taş, hipodrom eksenindeki eserlerin sonuncusu, atların da dönme noktasıymış. Benim de Sultanahmet gezimin son noktası oldu :)
 

6 yorum:

  1. İstanbula gittik ama oraları gezmek kısmet olmadı senin sayende görmüş oldum iyi haftalar sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bi daha ki sefere gezebilirsiniz inşallah :)
      Size de iyi haftalar..

      Sil
  2. güzel bir blogun var ilgi alanımda olan konular

    YanıtlaSil
  3. çok güzel bir gezi olmuş canım.

    YanıtlaSil