1 Eylül 2016 Perşembe

Fener ve Naftalin Kokulu Bir Cafe

Balat’ta öğle yemeğimizi yedikten sonra Fener tarafına doğru yürümeye başladık. Ancak Balat’tan ayrılmadan evvel göreceğimiz son bir noktamız daha vardı; şarkılara konu olan Agora Meyhanesi.
 
             Burası Agora Meyhanesi
             Burda yaşar aşkların en divanesi, en şahanesi…
Ardından Fener Rum Patrikhanesi’ne doğru yol aldık. Oraya varınca rehberimiz bize patrikhane hakkında gerekli bilgileri verdi ve “Kin Kapısı”nı anlattı.  Osmanlı Döneminde gerçekleşen Mora isyanında dönemin patriği isyana destek vermiş hatta isyanı kışkırtıcı bir rol oynamış. Bunun üzerine patrik idam edilmiş. İdamı protesto etmek isteyen Rumlar ise bu kapıya kilit vurmuş. O gün bugündür bu kapı kapalıymış.
Patrikhane girişi…
İç mekandan bazı fotoğraflar…
Patrikhaneyi dolaşmamızın ardından Fener- Rum Erkek Lisesi’ni  dışardan fotoğrafladık. Fransa’dan getirilen kırmızı tuğlalar ile inşa edildiği için lise “Kızıl Mektep” ismi ile de çağrılıyor. Maalesef ziyarete açık olmadığından içini gezemedik.
Sonrasında çarşıda dolaşmaya başladık. Ben Fener tarafını Balat’a göre daha çok sevdiğimi söyleyebilirim. Çarşıda birbirinden güzel, albenili  bir çok cafe bulunuyor. Biz de bunlardan birinde Naftalin’de kahve molası verdik. Naftalin sanırım son zamanlarda gittiğim en güzel cafe.

Cafenin girişinde yer alan kedi dostu yazı ilgi çekiciydi. Zaten içeri girince de bizi sevimli bir sarman karşıladı.
Cafenin içi adına yakışır biçimde nostaljik eşyalarla dolu.
Vita kutularını hatırlayan parmak kaldırsın?
Menüsü, tatlısı ve sunumu da çok hoştu.
İşte bizim Edirnekapı-Balat-Fener gezimiz de böylece bitti. Çok keyif aldığımız güzel bir gün oldu.

Not: Gezi boyunca bana eşlik eden Yaseminella'nın da güzel bir blogu var. Eğer yazılarını okumak isterseniz hemen aşağıdaki linke tık tık :) 

16 yorum:

  1. barba vasilis meyhanesine gitmek gerek aklımda hep biri bi org. yapsa ne güzel olur

    YanıtlaSil
  2. Vita yağları çok meşhurdu.Şimdi de faydalı bir şey için kullanılmış ve dönüştürülmüş :) Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.

      Sil
  3. Vita kutularını hatırlamaya benim tevellüdüm yetiyor :)

    YanıtlaSil
  4. Sanki daha önce de duydum bu kafeyi. Pasta tabağı da ne kadar ince, güzel değil mi? Bayılırım onlara:-)
    Balat gezmeye, bakmaya doyamadığım yerlerdendir benimde.
    Sevgiler,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet pasta tabağı benim de çok hoşuma gitmişti :)

      Sil
  5. Senin kaleminden çıkınca daha da çekici olmuş oralar 😊 Kalemine ve yüreğine sağlık canım... Ayrıca blogdan bahsetmişsin çok teşekkür ederim 😊

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim canım. Ne demek aşk olsun herkes tanısın senin güzel blogunu.

      Sil
  6. ya ben balata sık sık gidiyorum. geçen hafta da gittim. arnavut köftecisine gidin bi daakine mutlakaaa, cadde üstünde. balat benim favorim yaa. çok ev baktım orda kiralık ama paalı :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arnavut köftecisini çok methediyorlar, bi dahakine inşallah.

      Sil
  7. blog keşif etkinliğinden sizi takipteyim bana da beklerim sevgiler :)
    https://guzelvekulturluyum.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. En kısa zamanda sayfanızı ziyaret edicem. Kolay gelsin...

      Sil
  8. Ne hoş yerler . Belki bir gün yolum düşer oralara .:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İnşallah, ben de severek size rehberlik yaparım :)

      Sil