5 Kasım 2012 Pazartesi

Şehirlerin Cinsiyeti Olsaydı?

İstanbul’da doğup büyüdüm, burada okudum ve yine burada iş hayatıma başladım. Kısacası şehir dışı seyahatler haricinde İstanbul dışında hiç yaşamadım. Bu yüzden de kendimi çok şanslı hissediyorum. İleri ki yazılarımda İstanbul’un çeşitli semtlerinden, tarihi yerlerinden, doğal güzelliklerinden (ne kadar kaldıysa artık) bahsedicem ama önce benim gözümden İstanbul demek istiyorum.

Çok çok eski bir şehir İstanbul. Yapılan araştırmalarda Neolitik döneme ait izlere dahi rastlanıyor. Tarih  boyunca çeşitli isimler alıyor. Konstantinopolis, Konstantiniyye, Dersaadet en bilinen eski isimleri. Bu isimler arasında yer alan Dersaadet  “Mutluluk Kapısı” anlamına geliyor ve İstanbul’a en çok yakışan isimlerden biri.

Eğer şehirlerin bir cinsiyeti olsaydı kesinlikle kadın olurdu İstanbul. Çünkü tarih boyunca uğruna çok savaşlar verildi. Onu fethetmek, ona sahip olmak isteyen ordular defalarca kez işgal ettiler topraklarını, kanla suladılar her bir taşını. Zaman zaman ise masa başında yapılan stratejik planların baş aktristi oldu o. İlk önceleri Konstantin’in şehriydi ve dönemin büyük imparatorluğuna başkentlik yapıyordu. Sonra “müjdelenen komutan” geldi, fethetti bu eşsiz şehri ve torunlarına yani bizlere miras olarak bıraktı. İstanbul fetih sonrası şaşkındı. Kolay mı görkemli bir imparatorluğa başkentlik yapıyordu şimdi akıbeti ne olacaktı? Aslında endişelenmesine hiç gerek yoktu. Gelecek yüzyıllara damgasını vuracak başka bir imparatorluğun başkenti olarak devam edecekti statüsü.
 
Eğer şehirlerin bir cinsiyeti olsaydı kesinlikle kadın olurdu İstanbul. Mızmız değil çünkü, öyle ufacık hastalıkta, ağrıda, sızıda pes etmez. Ne hastalıklar, ne felaketler gördü. Ortaçağ’da Avrupa vebadan kırılırken o veba salgını geldiğinde büyük bir direnç ile karşı koydu. Defalarca kez depremle sarsıldı. An geldi taş üstünde taş kalmadı ama o yine yaralarını sarmayı bildi.

Eğer şehirlerin bir cinsiyeti olsaydı kesinlikle kadın olurdu İstanbul. Anaç çünkü…Her milletten, her ırktan, her dinden insana ev sahipliği yaptı. Hala da yapmaya devam ediyor zaten onu farklı kılan da bu kültür mozaiği.

Eğer şehirlerin bir cinsiyeti olsaydı kesinlikle kadın olurdu İstanbul. Uğruna şiirler, romanlar yazıldı, şarkılar söylendi, defalarca kez resmedildi, fotoğraflandı, efsaneler uyduruldu. Bazen bir bestekar tepeden baktı Aziz İstanbul’una, bazen bir şair gözleri kapalı dinledi İstanbul’u, sürgündeki bir şair ise gonca gülünü bıraktı yedi tepeli şehrinde. Bir mimar geldi yaklaşık 500 sene evvel, o mimar, koca mimar taçlandırdı, onurlandırdı yedi tepesini İstanbul’un.

İstanbul taşı toprağı altın şehir İstanbul…Yukardaki 3-4 paragraf onu anlatmaya yetmez. Bunlar benim İstanbul hakkındaki ilk aklıma gelenler. Bu blogda İstanbul hakkında başka yazılarım da olacak, şimdilik hoşça kalın J

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder